Nasıl Bir Cumhurbaşkanı?
Reklam
  • Reklam
HÜSEYİN AKBULUT

HÜSEYİN AKBULUT

Bakış Açısı

Nasıl Bir Cumhurbaşkanı?

16 Haziran 2014 - 20:19

Seçilecek yeni cumhurbaşkanının nitelikleri konusunda söylenmedik söz kalmadı. Gericilikte uzlaşan siyaset dünyasına biz bir öneride bulunalım ve yakın geçmişimizden örneklerle, kültür sanat planında nasıl bir cumhurbaşkanı olması gerektiğinin resmini çizelim.

Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür”, “Ulusal tarihi, öz dili, yeni harfleri, bilim, sanat ve teknik kurumlarıyla kadın ve erkeği her hakta eşit modern Türk toplumu bu son yılların eseridir. Türk Milleti varlığını ancak bu derin ve sağlam kültür sınırlarıyla çevreledikten sonradır ki onun varlığı ve yüksek kapasitesi uluslararasında tanınır”

diyen, düşünen ve böylece görev yapan bir cumhurbaşkanı. Şimdi yaşandığı gibi; tarihini, öz dilini, alfabesini, bilim ve sanat kurumlarını yok etmeyi aklından geçirmeyen, özdeyişte vurgulandığı gibi, ülkenin varlık nedeni o kültürü yaşatan ve yücelten bir cumhurbaşkanı seçilmelidir.

Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, hayat için, başarı için en gerçek yol gösterici ilimdir, fendir. İlmin ve fennin dışında kılavuz aramak gaflettir, bilgisizliktir, doğru yoldan sapmaktır”

diyen, düşünen ve böylece görev yapan bir cumhurbaşkanı. Tüm eğitim kurumlarını imam-hatip kültürü ve eğitimine dönüştürmeyen, dindar ve kindar bir nesil yetiştireceğiz, nerden çıktı Danıştay, ulemaya sordunuz mu? Demeyen, çağdışına sürüklememize izin vermeyen bir cumhurbaşkanı seçilmelidir.

Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir”. “Güzel sanatlarda başarıya ulaşamayan milletler, ne yazık ki uygarlık alanında yüksek insanlık sıfatıyla yer almaktan ebediyen mahrum kalırlar.” “Türk milletinin en bariz özelliklerinden birisi, güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.” “Milletimizin güzel sanatlar sevgisini her türlü vasıta ile besleyerek geliştirmek milli ülkümüzdür.” “Dünyada uygar, gelişmiş olmak isteyen her millet heykel yapacak ve heykeltıraş yetiştirecektir”

diyen, düşünen ve böylece görev yapan bir cumhurbaşkanı. Biliyoruz ki Sanat yalnızca insana özgüdür. İnsanın insan olduğunun kanıtı, onun sanatla olan ilişkisidir. Sanatın içine tükürmeyen, putperestliği özendirir anlayışıyla heykelleri yıkmayan, kültür merkezlerini kapatmayı, yıkmayı aklından geçirmeyen, buna izin vermeyen bir cumhurbaşkanı seçilmelidir.

Hayat müziktir, müzik hayatın ruhu, sevinci her şeyidir. Müzikle ilgisi olmayan varlık insan değildir.” “Güzel sanatların hepsinde ulus gençliğinin ne türlü ilerletilmesini istediğinizi bilirim, bu yapılmaktadır. Ancak bunda en çabuk ve önde götürülmesi gerekli olan Türk müziğidir. Bir ulusun yeni değişikliğinde ölçü, müzikteki değişikliği alabilmesi ve kavrayabilmesidir. Ulusal ince deyişleri, söyleyişleri toplamak, onları bir an önce günün son müzik kurallarına göre işlemek gerekir. Ancak bu sayede ulusal Türk müziği gelişebilir ve evrensel müzikte yer alabilir”

diyen, düşünen ve böylece görev yapan bir cumhurbaşkanı. Müzik şehvet uyandırır, bale bel altı sanattır çağdışı anlayışıyla; operayı, baleyi, orkestrayı, koroyu kapatmayı düşünmeyen, bu sanatları kurutarak bizi ortaçağ toplumuna dönüştürmek için TÜSAK gibi ortaçağ yasaları hazırlamayan, bu anlayışlara geçit vermeyen, aksine sanatı ülkenin her tarafında yaygınlaştıran anlayışta bir cumhurbaşkanı seçilmelidir.

Polonyalı ünlü piyanist ve siyasetçi Paderewski’nin tarihe geçen bir sözü vardır. Ünlü piyanist cumhurbaşkanı seçilince, kendisini kutlamaya gelenlere, sanatı yüceltmek için, ‘konser piyanistliğinden cumhurbaşkanlığına. Tanrım ne büyük bir düşüş’ dermiş. Cumhuriyetin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün aynı anlayışla sanatı yücelten bir iki özdeyişini verelim:

Sanatçı, toplumda uzun uğraşlardan sonra alnında ışığı ilk hisseden insandır” “Hepiniz milletvekili olabilirsiniz, bakan olabilirsiniz, cumhurbaşkanı bile olabilirsiniz, ancak sanatkar olamazsınız”

diyebilen, düşünebilen ve sanatı, hayat damarlarımızdan biri olarak gören cumhurbaşkanı. Sanatı ve sanatçıyı entel-mentel olarak görmeyen, özelleştirme söylemiyle sanatı ve sanatçıyı yaşamımızdan silmeyi düşünmeyen, bu tür kör anlayışa geçit vermeyen bir cumhurbaşkanı seçilmelidir.

Atatürk söylevlerinde; eğitim bakanlığına da ‘Kültür İşleri Bakanlığı’ demektedir. Öylesine önem verilmiştir kültür sanata. Biz ise 90 yıl sonra yaşamdan kültürü, sanatı dışlıyoruz.

Ortadoğu’nun etnik ve mezhep savaşlarının kör kuyulara attığı toplumlarından ders çıkarmalıyız. Siyasetçilere önerimizdir. Cumhuriyet kültürüne sahip, sanata ve sanatçıya değer veren cumhurbaşkanları seçersek, göreceksiniz ki, o kültürü yok ederek yarattığınız bugünkü yakıcı sorunlarımızla daha az karşılaşırız.


 

 

Bu yazı 2738 defa okunmuştur .

Son Yazılar