Devlet Sanat Kurumları nasıl lağvedildi?
Reklam
  • Reklam
HÜSEYİN AKBULUT

HÜSEYİN AKBULUT

Bakış Açısı

Devlet Sanat Kurumları nasıl lağvedildi?

10 Temmuz 2018 - 23:24

Yeni Türkiye’nin Sanat Alanındaki İlk İcraatı

Opera, Bale ve Tiyatro Kurumunu Ortadan Kaldırmak!

İcraat sözcüğü, “yapılan işler, çalışmalar, uygulamalar” bağlamında doğal olarak olumluyu yansıtsa da bazen yazının başlığında olduğu gibi yıkımın da sözcüğü olabiliyor.

9 Temmuz 2018 günü yayınlanan 703 sayılı son Kanun Hükmünde Kararnameyle Cumhuriyetin iki dev sanat kurumu Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ile Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü ortadan kaldırılıyor.

Yazıya dökülmesi kolay değil, Devlet Konservatuarının kuruluşundan 5 yıl sonra ilk temsillerin verildiği 1941 yılını kuruluş yılı sayarsak, 77 yıllık tarihi geçmişe uzanan; yoktan var edilen, binlerce oyuncusu, müzikçisi, şarkıcısı, dansçısı, ressamı, heykeltıraşı, sahne ve sanat tasarımcısı, yaratıcı sanatçı kadrosu ile emekçisi ve uzmanlaşmış memur kadrosuna sahip, kurulup örgütlendiği illerde nerdeyse ayın her günü temsil veren, toplumu aydınlatan Cumhuriyetin 2 dev sanat kurumunun 77 yıl sonra ortadan kaldırılmasından söz ediyoruz.

Yazık ki yazık, 100. yılına giderken Cumhuriyetin dev sanat kurumlarını kapatıyoruz…

9 Temmuz günü Resmi Gazetede yayınlanan kararnamenin Devlet Opera ve Balesiyle ilgili getirdiği düzenlemeler aynen şöyle:

MADDE 82- 14/7/1970 tarihli ve 1309 sayılı Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Kuruluşu Hakkında Kanunun;

a) Adı “Devlet Opera ve Balesi Personeli Hakkında Kanun” şeklinde değiştirilmiştir.

b) 12 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.

c) 1 ila 3 üncü maddeleri, 5 inci maddesi, 6 ncı maddesi, 20 ila 22 nci, 24 üncü, 26 ncı, ek 1 inci, geçici 1 inci ve geçici 2 nci maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Devlet Tiyatroları ile ilgili düzenleme de kopyalanmış gibi kararnamenin 68. maddesinde aynı hükümleri ve içeriği taşıyor.

MADDE 68- 10/6/1949 tarihli ve 5441 sayılı Devlet Tiyatrosu Kuruluşu Hakkında Kanunun;

a) Adı “Devlet Tiyatroları Personeli Hakkında Kanun” şeklinde değiştirilmiştir.

b) 10 uncu maddesinin (B) fıkrasında yer alan “Bakanlar Kurulunca” ibaresi “Cumhurbaşkanınca” şeklinde değiştirilmiştir.

c) 19 uncu maddesinde yer alan “bir tüzükle” ibaresi ” Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle” şeklinde değiştirilmiştir.

ç) 1 ila 4 üncü maddeleri, 12 nci maddesi, 15 inci maddesi, 20 ila 22 nci maddeleri, 24 üncü maddesi, ek 7 nci maddesi ve geçici 1 ila geçici 5 inci maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır.

Peki, neyi ortaya koyuyor bu düzenlemeler, şimdi kısaca teknik bir değerlendirme yapalım:

Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatroları Genel Müdürlükleri Kanunlarının 1. Maddeleri, “Ankara’da bakanlığa bağlı Tüzel Kişiliği haiz Devlet Opera ve Balesi ve Devlet Tiyatrolarının kurulduğunu, bu kurumların bir Sanatçı Genel Müdür tarafından yönetileceğini” hükme bağlıyordu. Yayınlanan son 703 Sayılı KHK ile DOB ve DT Kuruluş Kanunlarının 1. Maddeleri yürürlükten kaldırılarak sanat kurumları da fiilen ortadan kaldırıldı.

Zaten düzenlemenin daha başında, kurumların hukuksal dayanağı olan 1309 ve 1310 sayılı yasaların adları değiştirilmiş, şimdilik “personel hakkındaki kanunlara” dönüştürülmüş, iki kurum da daha başta ortadan kaldırılmıştır.

Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Kanununun 3. Maddesi, Sanatçı Genel Müdürün, kurumu, “Sanat Kurulu”, “Teknik Kurul” ve “Disiplin Kurulu” gibi üç önemli kurulla birlikte yöneteceği hükmünü taşıyordu. Yayınlanan son KHK tüm bu kurulları ortadan kaldırmıştır.

Devlet Tiyatroları’nın repertuarını düzenleyen “Edebi Kurul” da aynı anlayışla yok edilmiştir.

Devlet Opera ve Balesi’nin 5. ve 6. Madde hükümleri, Genel Müdürlüğü ve diğer şehirlerde kurulan Opera ve Bale Müdürlüklerini yöneten genel müdürün, genel müdür yardımcılarının, müdür ve yardımcıları ile yerli ve yabancı sanatçılarının niteliklerini ve atanma prosedürlerini belirliyordu. Yürürlüğe sokulan 703 Sayılı KHK tüm bu düzenlemeleri ortadan kaldırmıştır.

Kanun Hükmünde Kararname ile lağvedilen öteki düzenleme ise kurumun bütçe gelirlerini düzenleyen Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü Kanununun yaşamsal değerdeki 20. Maddesidir.

Yeni düzenlemeyle kurum “bütçesiz” bırakılmıştır.

703 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin getirdiği son bir düzenlemeye değinerek şimdilik teknik açıklamaları sonlandıralım:

1309 Sayılı DOB kanununun 24. Maddesi “devlete ait binalardan opera ve bale için lüzum görülenlerin, kuruma eşyalarıyla birlikte ücretsiz tahsisini” öngören maddeydi. Şimdi yürürlüğe giren bu son KHK ile Devlet Opera ve Balesinin 24. Maddesi de ortadan kaldırılıyor.

Devlet Tiyatroları Kanununun lağvedilen 1, 4, 12, 15, 22, 24. Maddeleri ile yürürlükten kaldırılan geçici maddelerin de aynı içeriği yansıttığını not düşmemiz gerekiyor.

Teknik anlatımlar nedeniyle kafası karışanlara satır başlarıyla bir de özet çıkartalım:

Devlet Opera ve Balesi ile Devlet Tiyatrolarında “Kurumsal Kimlikler” ortadan kaldırılıyor.

İki sanat kurumunda da önemli işlevleri olan “Kurullar” ortadan kaldırılıyor.

Kurumu yöneten genel müdür, genel müdür yardımcıları, müdürler, müdür yardımcıları, kısaca “Yönetici Kadrolar” ortadan kaldırılıyor.

Kurumun bütçe gelirleri, daha da doğrusu “Bütçesi” ortadan kaldırılıyor.

Varsa, devlete ait tahsis edilen “Binalar, Mekânlar” ortadan kaldırılıyor.

Aslında çok söz gereksiz, kurumlar ortadan kaldırılınca, diğerlerinden söz etmeye zaten gerek kalmıyor.

Sanat kurumlarını ortadan kaldıran böylesine ağır bir düzenleme kabul edilemez. Kurumların kurumsal kimlikleri yok edilerek sanat alanı yürütülemez, sürekliliği bulunmayan toplama gruplar oluşturularak opera, bale, tiyatro sanatı yapılamaz.

Söylemek durumundayız, Osmanlı İmparatorluğu döneminde bile İstanbul’da bir opera var. Kahire’de var, Şam’da var. Avrupa’yı bir yana bırakalım. Abudabi’de, Dubai’de, Doha’da opera binaları inşa edildi. Türkiye’de olmayacak mı?

Bu düzenleme, sanatsız bir Türkiye’yi öngörüyor.

Öte yandan bu düzenlemeyle halkın nitelikli sanatla yaşama ve yükselme hakkı da yok ediliyor. Daha da önemlisi, günümüzün siyasî iktidarı; Türkiye’yi evrensel boyutta geçerliliği bulunan sanatla uluslararası kulvarda yarışma alanından çekmekte, ona; sanatı kurumlaştıramamış üçüncü sınıf bir ülke, bir Ortadoğu ülkesi olmanın yolunu göstermektedir.

Bizi çağa taşıyan ve uygar dünya ile bütünleştiren sanat varlığımızın Türkiye’mizin her tarafında yapılandırılarak yaygınlaştırılması beklenirken var olanın söndürülerek yok edilmesi anlayışı kabul edilemez.

Kuşkusuz mevcut yasaların eskiyen, günümüz gerçeklerine uymayan hükümleri bulunmaktadır. Daha çok sanat üreten, daha verimli kurum olmanın yolunu açan, kurum içinde sanatsal yükselişi engelleyen hükümleri ortadan kaldıran, yaşam boyu statüleri sona erdiren yasal düzenlemelere gereksinim vardır. Bilinmelidir ki bugüne değin bu alanda sayısız çalışma yapılmış, ancak bu yöndeki yasa çalışmalarının çoğu da siyasal iktidarlar eliyle engellenmiştir.

Bu eksiklikleri giderecek yollar varken, büyük emeklerle kurulan sanat kurumlarını ortadan kaldırma anlayışını kimseye anlatamayız.

Yüz akımız dev sanat kurumlarımıza, Operaya, Baleye, Tiyatroya kıymayın, diyoruz…

Kurum yöneticilerine büyük görev düşüyor. Şimdi, durumun anlatılarak yanlışlığın düzeltilmesi, düzenlemelerin gündemden kaldırılması birinci görevdir.

HÜSEYİN AKBULUT

10 Temmuz 2018


 

 


 


 


 


 


 

Bu yazı 26478 defa okunmuştur .

Son Yazılar