Çin : Yeni Müzikal Güç-1
AYŞE ÖKTEM

AYŞE ÖKTEM

Ses Evreni

Çin : Yeni Müzikal Güç-1

05 Temmuz 2020 - 00:07

Çin : Yeni Müzikal Güç-1

Orkestral Konserlere İlk Adım : Şangay Tiyatrosu

Son birkaç aydır gerek ülkemizde, gerek dünyada Çin’den çok söz eder olduk, nedeni belli. Bugün ülkenin adı çok da olumlu hislerle anılmasa da, kendi içinde her alanda ve tabii müzik alanında da ortaya çıkan tablo, dikkat çekicinin ötesinde, hayranlık uyandıran gelişmeleri içeriyor.

Isaac Stern, kapılar açıldıktan sonra Çin'de ilk ders veren Batılı virtüozdu.

Çinlilerin klâsik Batı müziği repertuvarına ilgisi hangi zamanlara dayanıyor, bilmiyorum. 1982 yılında büyük ekranda izlediğim “Mao’dan Mozart’a” adlı 1981 tarihli belgesel film, Kültür Devrimi’nden sonra Çin’in çeşitli konservatuarlarında ders ve konser verme izni alabilen ilk Batılı müzisyen olan büyük kemancı Isaac Stern’in gittiği yerlerde karşılaştığı, ders verdiği, küçük, büyük, çok sayıda kemancıyla olan ilişkilerini; çocukların kemana, genelde klâsik batı müziğine olan ilgisini çok güzel anlatan bir filmdi. Aynı şekilde, konservatuar öğrencisi iken Kültür Devrimi sırasında kampa sürülen, halen Goldberg Varyasyonları’nın en iyi icracılarından biri sayılan piyanist Zhu Xiao-Mei’nin otobiyografik kitabında da Batı’nın Çin müziğine hiçbir ilgi göstermemiş olmasına karşılık, bu dev ülke insanlarının Batı’nın müziğine ne denli ilgi duyduğunu açıklıkla görüyoruz.

Uzaklardan da olsa, biraz daha derinlemesine girebilmek için, Diapason adlı Fransızca klâsik müzik dergisinin yılın başlarında yayınlanan bir sayısında, Çin’in son yirmi yıl içinde genç sanatçılarının dünya sahnelerinde tanınmalarına da katkıda bulunan atılımına göz atan, ilginç bulduğumuz bir yazıyı özetleyerek paylaşmayı seçtik bu kez.

Şangay Büyük Tiyatrosu'nda 1800 ve 600'er kişilik iki konser salonu bulunuyor.

Yirmi yıl öncesinden ve de dünyaya açılan kapı olması bakımından, Şangay’dan başlayacak olursak, Şangay’ın çağdaş yapılanmaya ilk adımı atan şehir olduğunu söylemek mümkün. O yıllarda gökdelenlerle eski evlerden oluşan mahallelerin iç içe olduğu bu şehirde 1998 yılında kapılarını açan, Fransız mimar J.-M. Charpentier’in eseri, cam ve mermer yapısıyla Büyük Şangay Tiyatrosu , entelektüel ve iş dünyasının çekim merkezi haline gelmişti. Lirik ve orkestral eserlere ayrılan 1800 koltuklu, ahşap duvarlarla kaplı konser salonu; 600 kişilik oda müziğine ayrılan salon ve 200 kişilik dram ve sair etkinlikler için kullanılan toplamda üç salona sahip olan Tiyatroya ilk zamanlarında konser sırasında yüksek sesle konuşan veya bilinen bir melodiyi mırıldayan, heyecanlı ama türe pek de yakın olmayan bir dinleyici kitlesi gider olmuştu.

Pekin’e gelince, Şangay’ın aksine, muazzam caddeleriyle yatay gelişen bir şehir özelliğini taşımaktaydı. Yirmi yıl sonra, Pekin’e giden bir kişinin sadece yüzyıl değil, gezegen değiştirmiş hissine kapılması olası. Star Wars tarzında gökdelenler; bisikletlerin yerini alan arabalar; her zaman için dolu olan lüks restoran ve diskotekler; her akşam mutlaka perde açan tiyatrolar; konserler, baleler; müzikaller; Çin geleneksel tiyatroları: Tüm bunlar, halka sunulan zengin türde etkinlikler.

AYŞE ÖKTEM

5 Temmuz 2020, Ankara

Yarın: İki Kültürel Çekim Merkezi


 

Reklam
Bu yazı 1204 defa okunmuştur .

Son Yazılar