9 yaşında Carnegie Hall başarısının ardındaki gerçek
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

9 yaşında Carnegie Hall başarısının ardındaki gerçek

14 Şubat 2019 - 12:17 - Güncelleme: 14 Şubat 2019 - 14:05

İşin magazinsel, cemiyetsel, medyasal boyutları kaçınılmaz, ama önce gerçeklere bakalım.

Müzikte yolalan çocuklarımız, ölçüt olabilecek başarı düzeylerini yakaladıklarında, sahiplenen, kendine mal etmeye çalışan, kendi okuluna çekmeye çalışan çok olur. Daha Bursa dışında adı bilinmezken, duyarlı ailesinin danışmaları nedeniyle ilgilenmeye başladığım Arya Su Gülenç için de pek farklı bir durum olmadı.

Arya Su'nun başarısının ardında ne var?

-Babası müzik öğretmenidir. Kızında bir cevher olduğunu hissetti ve üzerine eğilme kararı aldı.

-Bir Türkle evlenerek Bursa'ya yerleşmiş olan Rus pedagog Elena Çekiç, Arya Su ile ilgilenmeye, birebir ders vermeye başladı.

- 9 yaşındaki Arya Su, konservatuvarlardaki ilköğretim okullarına, dolayısıyle konservatuvara gitmiyor, normal bir devlet okulunda, Osman Gazi Mithat Paşa ilkokulunda eğitimini sürdürüyor.

-Anne-Baba "kızımız hârika çocuk" havasına girmedi, geleceği ayaklarını yere basarak inşa etmeye çalışıyor.

Bu dört öge, inanın çok önemlidir. Normal eğitimin yanında, dışardan müzik eğitimi alan, belli yaştan sonra konservatuvarlara giden ya da gitmeden müzik eğitimini sürdürerek başarı yakalamış, yaşamını müzikle sürdüren önemli örnekler var.

Genç yaşına rağmen, aktif konser yaşamını bir yıl önce bırakmış olan, bir İtalyan'ın taktığı magazinsel adıyla “şeytani melek” Emre Şen TED Koleji mezunudur. Daha yenilerde dünyanın önemli yarışmalarından 10. Hamamatsu Uluslararası Piyano Yarışması'nı kazanan Can Çakmur, ODTÜ Koleji mezunudur. Lise sonrası, eğitimine konservatuvarda, Almanya'da Weimar Müzik Yüksek Okulu'nda devam etmektedir. Fazıl Say ilkokulu TED'de bitirmiştir. AyşeDeniz Gökçin, Bups'da okudu, Bilkent Lisesini bitirdi.

Başka örnekler de var ama bu dördü fikir edinmek açısından yeterli.

Küçücük yaşta kendini konservatuvarda bulan çocukların iyi birer çalgıcı olmalarına diyeceğim yok. Ama çoğu konservatuvarda ne yazık ki, “Öncelik çalgısıdır, öteki dersler o kadar önemli değil” zihniyetinin egemen olması nedeniyle, çocuklarımız muhakeme yetenekleri yeterince gelişmeden, genel kültürleri genişlemeden, iyi derecede bir yabancı dil öğrenmeden, ama “sen sanatçısın” psikolojik baskısıyla egoları şişmiş berar “iyi çalgıcı” olarak mezun oluyorlar. Sosyal ilişkileri de, sadece kendileri gibi yaşıtlarıyla oluyor. Devlet okulundaki veya kolejdeki gibi farklı toplum kesimlerinden gelmiş insanları gözleyemiyor, onlarla birarada olabilme alışkanlığını geliştiremiyorlar. Aileleri ve birebir çalgı dersi yaptıkları öğretmen, onların yaşamınında en başat rolü oynuyor. Ortaya çıkan sonucu bugün özeleştiri yapabilen pek çok deneyimli çalgıcı da kabul ediyor.

Tabii, konservatuvarda çalgı eğitimi alırken, istisnai birkaç hoca ve aile etkisiyle kendini öteki dallarda da yetiştiren, dil öğrenen öğrencileri, sanatçıları tenzih ederim. Bu vesileyle rahmetli besteci-pedagog İlhan Baran'ın da ruhunu şâd etmeyi unutmayalım.

Dönelim Arya Su'ya...

10 Şubat 2019 günü, birincilik ödülünü tek başına kazandığı, yani kimseyle paylaşmadığı Crescendo Uluslararası Müzik Yarışması ödülünü almak ve orada çalmak üzere, açılışı 1861'de yapılmış olan New York'daki en tanınmış salon diyebileceğimiz Carnegie Hall'ün 268 koltuklu Weill salonundaydı. 17 farklı ülkedendeğişik kategorilerde dereceye giren 40 müzik öğrencisi sırayla sahneye çıktı. 

Aile, yaşamını müzik öğretmeni babanın maaşıyla sürdürüyor, anne ev hanımı. Bu New York'ta ödülü alıp çalma fırsatını, Arya Su'nun bu yıl Cihat Aşkın, Fazıl Say, İbrahim Yazıcı ve Bülent Evcil’den oluşan ÇEV Sanat Kurulu’nun yaptığı seçme sonucu 42 üstün yetenekli genç arasına girmesi sayesinde değerlendirebildiler. Anne-Baba kızlarını beraberce götürdükleri için, kendi ekonomileri de sanırım epey ileriye dönük borca girmiştir.

 

ÇEV Sanat Genç Yetenekler projesinin başındaki Berrin Yoleri, 42 yetenekden biri olan Arya Su'yu kutlarken, “Proje kapsamındaki tüm çocuklarımız uluslararası birçok başarılara imza atarak bizleri gururlandırıyor. Kültür ve sanat elçilerimiz olarak ülkemizi dünyada çok daha büyük başarılarla temsil etmeye ve gururlandırmaya devam edeceklerinden hiç şüphe duymuyorum” demiş.

Peki, zararına sebze tanzim satışıyla sadece İstanbul ve Ankara'da oy kaybını önlemeye çalışan AKP Devleti nerede? 6660 sayılı Üstün Yetenekli Çocukların Yurtdışında Öğrenim Görmesine ilişkin kanun yürürlükte olmasına rağmen niye işletilmiyor?

Bu bir zihniyet meselesidir! Eskişehirli Nabi Avcı Kültür Bakanı iken Eskişehirli çocuk yetenek Mert Hakan Şeker için yasayı işleteceğiz dedi de ne oldu? Propaganda unsuru olarak unutuldu gitti! Bu ortamda ÇEV Sanat gibi bir sivil toplum örgütlenmesinin, İstanbul'un sermaye birikiminden kültür-sanat için pay çıkarabilmesi ve genç müzisyenlere yönelimi önemlidir, bu örgütlenme desteklenmesi, büyütülmesi gereken bir girişimdir.

Dönelim Arya Su Gülenç'e.. Carnegie Hall salonunda, Rimski Korsakov'un Balarasının Uçuşu adlı virtüoz parçasını, tuşlar üzerinde uçarcasına seslendirişini, arkalardan çekilmiş bir cep telefonu videosundan izledim. Hiç şaşırmadım, çünkü Arya Su'nun çalışma disiplinini, özgüvenini, yeteneğini biliyorum. Aileyi Türkiye Konsolosluğu yetkililerinin de yalnız bırakmamasına memnun oldum. Çünkü olması gereken budur. Kızımız da bakın ne söylemiş: “Çok mutluyum. Bu başarı benim için çok değerli. Henüz yolun başındayım. Fazıl Say’ın bana hediye ettiği kendi piyanosuyla çalışıyorum. Bana güç verdi, uğur getirdi. ÇEV Sanat’a da bana verdikleri destek için çok teşekkür ederim.”

İşte 9 yaşın içtenliğiyle, düzgün bir Türkçeyle söylenmiş 6 cümle... Hele yeterince çalışma, kaytar, kafanı sağa-sola dağıt, bakalım Fazıl'ın piyanosu uğurlu gelecek mi? Başaşağı gider ve hârika çocuklar çöplüğünde yerini alırsın!

Fazıl'a da, gençlere desteğini artık “kişisel” olarak değil, bir “örgütlenme” içinde sürdürdüğü için teşekkür etmek gerek.

ÇEV Sanat'dan verilen özgeçmişinde Arya Su için “Prof. Boaz Sharon, Prof. Eduards Halim ve Prof. Tamara Poddubnaya ile piyano eğitimine devam ediyor” deniliyor. Bence doğru bir nitelendirme değil. Sharon ve Eduards, Arya Su'nun geçtiğimiz yaz Bilkent'te düzenlenen piyano festivaline Amerika'dan gelmiş iki hocaydı ve kızımız buradaki atölyede bu iki hoca ile çalıştı. Poddubnaya ile de Avrupa'da gittiği bir yarışmada çalıştı. Ama yapılan birkaç ders nedeniyle küçük piyanistin hocalarının bu üç isim olduğunu söylemek bence doğru değil, bunların kursuna-dersine katıldığını söylemek daha doğru. Olanak bulunursa, bu tür katılımlara devam etmek yararlıdır. New York'ta Manhattan ve Juliard Müzik Okullarını ziyaret eden Arya Su, Prof. Tatiana Goncharova'dan   bir ders de aldı. Ama Arya Su Amerika'dan Bursa'ya dönünce, onun bu düzeye çıkmasında büyük pay sahibi olan Elena Çekiç'le, yâni esas hocasıyla çalışmayı sürdürecek. Çünkü, günümüz koşulları ve gerçekleri (tabii bana göre), başarılı olmuş bu sistemin en azından ilköğretim sonuna kadar devamını gerektirir. Şimdi olduğu gibi armoni, solfej konusunda ve İngilizce için gene dışardan destek alır ve böylece “çok yönlü” gelişimini sürdürür. Sonrasına, dünya ve Türkiye koşullarına göre karar verilir.

Yolun açık, ailen kararlı, kılavuzların dürüst olsun Arya Su...

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

14 Şubat 2019, Ankara

Video:   http://www.sanattanyansimalar.com/video-galeri/

Bu yazı 6541 defa okunmuştur .

Son Yazılar