“Büyük senfoni”ye büyük seslendirme
Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

“Büyük senfoni”ye büyük seslendirme

26 Şubat 2016 - 23:45 - Güncelleme: 26 Şubat 2016 - 23:56

Üç yıl önce, gene Şubat ayındaHoerr 'ü Ankara'da yeniden görmek, daha çağcıl yapıtları seslendirirken dinlemek isteriz” demişim. O zaman Haydn ve Duport konçertolar seslendirmişti. İsviçreli çellist Peter Hoerr (d.1968) 26 Şubat akşamı gene CSO'daydı. Ama daha çağcıl bir yapıtla değil, Büyük Bach ailesinin önemli bireylerinden, 5 çocuktan ikincisi olan Carl Philipp Emanuel Bach'ın (1714- 1788) o güzelim viyolonsel konçertosuyla karşımızdaydı.

CSO'yu iyi Alman şef Raoul Grüneis yönetiyor, başkemancı sandalyesinde Jülide Yalçın Dittgen oturuyordu. Şef, orkestranın alışılmış oturma düzenini , ikinci kemanlarla viyolonsellerin yerini değiştirip, kontrbasları da yaylı grupların en arkasına almıştı.

L. V. Beethoven'in (1770-1827) Coriolan Uvertürü ardından Peter Hoerr, oğul C.P.E. Bach'ın La Majör Viyolonsel Konçertosunu seslendirmek üzere sahneye geldi. Eseri notadan ama bir ustaya yakışır biçimde seslendirdi. Alkışlara da baba Bach'ın ünlü süitlerinden bir bölümle karşılık verdi.

Konserin ikinci yarısı Franz Schubert'in (1797-1828) Do Majör 9. Senfonisi'ne ayrılmıştı. “The Great-Büyük Senfoni” olarak adlandırılmasının nedeni 58 dakikalık uzunluğu ve parlak orkestralamasının hayli hacimli olmasıdır.

Raul Grüneis'in büyük bölümünü ezberine aldığı, iyi etüd ettiği bu büyük senfoni, girişte iki kornonun ünison sunduğu temada, kornistlerden birinin yaptığı kaza nedeniyle bir zedelenme yaşasa da, eser bütünüyle etkileyici biçimde seslendirildi. Eserin romantik ezgiselliğinde önemli rolü bulunan obua sololarda Sedat Civelek, takdire değer bir performans sergiledi. Flüt sololarda geçen haftanın solisti olan Sibel Ayhan Bayer, fagotta Tahsin Aslan ve klarnette Bülent Civelek, eserin renginin ortaya çıkarılmasına sololarıyla önemli katkıda bulundular.

Senfonin son bölümünü dinlerken, daha önce farketmediğim bir “benzeşme” dikkatimi çekti. Son bölümde özellikle yaylılarla ortaya konan tema ve geçişler bana Mendelshonn'un “Bir Yaz Gecesi Rüyası”nı anımsattı.

Masamın başına döner dönmez hemen tarihsel bir kontrole giriştim. Schubert bu senfoniyi 1828'de yazmış ama çalındığını görememiş. Schumann, çok beğendiği eseri 1838'de o sırada Leipzig Gewandhaus orkestrasının başında bulunan Mendelshonn'a göndermiş, o da bir yıl sonra eseri yöneterek orkestrasına seslendirtmiş. Peki Mendelshonn “Bir Yaz Gecesi Rüyası”nı ne zaman yazmıştı acaba? Kara kaplı kitap 1843'ü gösteriyordu, yâni Mendelshonn'un Büyük Senfoni'yi seslendirmesinden dört yıl sonra! Dolayisiyle bu etkileşim tahminimin ayağı yere basmış oldu!

*

Bu hafta konserler açısından hayli yoğundu. Ne kadar günleri ayarlasak da, özellikle genç solocular için düzenlenmiş iki konseri kaçırmış olduk. Genel Müzik Yönetmenliğini Burak Tüzün'ün yaptığı Hacettepe Senfoni Orkestrası, şef Orhun Orhon yönetiminde iki konserde, ADK'dan yetişen genç solistlere konser olanağı verdi. Bu solistler Zeynep Ülbegi (piyano), Denizsu Polat (viyola), Egemen Uysal (keman), Gizem Sözeri ve Tuncay İpteş (kontrbas), Başak Kömürcügil (fagot) idi.

 

 

 

 

 

Bu yazı 2400 defa okunmuştur .

Son Yazılar