Dinleyici umduğunu değil, bulduğunu dinler!
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Dinleyici umduğunu değil, bulduğunu dinler!

19 Kasım 2016 - 01:49

Yazıya niye böyle bir başlık attım? Çünkü 18 Kasım 2016 akşamı Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın 190. yılını kutlayacağı konsere, özellikle Muammer Sun'un (d.1932) yeni eseri “Oyun Havaları”nı ve uluslararası piyanistimiz Gülsin Onay'dan Camille Saint-Saens'in 2 No'lu Piyano Konçertosunu dinlemek amacıyla gidiyordum. Çıkmadan önce CSO'nun internet sitesine girerek programı kontrol ettim.

190. yıl vurgusu yapmak üzere eskitilmiş kağıt deseni üzerine basılmış programı elime aldığımda ise şaşırdım. Çünkü Gülsin Onay'ın seslendireceği eser değişmiş, Saint-Saens yerine piyanistimizin 10 Ekim'de İzmir'de Rengim Gökmen yönetimindeki KODA ile çaldığı F. Chopin'in 2. Piyano Konçertosu gelmişti! Böylece bir “Müdüriyet zorunlu hallerde programda değişiklik yapabilir” uygulamasıyla karşılaştık. Acaba o zorunlu hal neydi?

En baskın iki ihtimal şöyle:

Ya arşivde Saint-Saens'in orkestra partilerinin notaları bulunamadı...

Ya da, solistimiz çalacağı eseri değiştirme gereği hissetti..

190. YIL

Gelelim konsere... Önce Orkestra Müdürü flütist Altan Kalmukoğlu, kökü II. Mahmud'un 1826'da Saraya bağlı olarak kurduğu Musika-i Hümayun'a dayanan CSO'nun geçmişiyle ilgili bilgi verip Osmanlı'da da sanata önem verildiğini vurguladı. Atatürk'ün Cumhuriyetin ilanından bir yıl sonra orkestrayı Ankara'ya taşıdığını hatırlatan Kalmukoğlu, bu “anıt kurum”un dinleyicileriyle var olduğunu belirterek sahneden ayrıldı.

190. yıl nedeniyle sahne arkasına kırmızı-beyaz karanfillerle bir pano yapılmış, iki Türk bayrağı arasında Atatürk'ün resmi de asılmıştı. Program kitapçığında müzikolog Ersin Antep'in orkestranın tarihini anlattığı uzun yazısı ile Müdür Kalmukoğlu'nun konuşmasında değindiği hususları içeren bir yazısı yer alıyordu.

OYUN HAVALARI NASIL ORTAYA ÇIKTI?

CSO'nun bir süredir ana sponsoru Doğuş Grubu. Orkestra, Doğuş Grubu'nun düzenlediği “Kampüste Senfonik Akşamlar” turnesinden yeni döndü. Şef Rengim Gökmen, bu turnelerin her birinde, bir Türk bestecisine verilecek siparişin ilk seslendirilmesinin yapılması uygulamasını başlatmış, ilk siparişi de özellikle Türk halk havalarını çoksesli olarak yeniden işleyen değerli bestecimiz Muammer Sun'a vermişti. Böylece bir süredir bestecinin yazmayı düşündüğü Oyun Havaları, önce Merzifon Çiftetellisi, Arap Çiftetellisi, Oyun ve Kasap Havası olarak dört bölüm olarak ortaya çıkmış, turnenin Artvin'den başlayacağı anlaşılınca Sun esere Artvin Havaları'nı da eklemişti.

Muammer Sun şöyle diyordu:

Halk havaları değişmekte olan ekonomik-sosyal ve kültürel koşulların etkisiyle elli-altmış yıl sonra kaybolacak. Tıpkı Almanya, Fransa ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde olduğu gibi. Ben dehalk müziği eserlerini çok sesli müzik alanına aktarmayı ve orada yaşatmayı düşündüm. Bu eser, gelenekten geleceğe bir selam sayılabilir. Kaynağını bu toprakların kültüründen alan, Uluslar arası teknikle yazılan bu müzikleri geniş halk kitleleri için besteledim. Anadolu turnesi sırasında CSO tarafından çalınması çok anlamlı ve güzel. Böylece, ulaşmak istediğim pek çok insana olabildiğince ulaşmış oldum.”

Renkli bir orkestrasyona sahip, başta flüt, obua ve klarnet olmak üzere üflemeli çalgıların ustaca kullanıldığı, yurdun çeşitli yörelerinden bilinen halk danslarının orkestra tınısıyla yenilendiği eser dinleyiciden büyük alkış aldı. Bestecinin eserini ithaf ettiği şef Rengim Gökmen, gözleriyle salonu tarayıp Muammer Hoca'yı sahneye davet etti. Basamakları çıkmasına yardımcı oldu. Sun önce başkemancı Jülide Yalçın Dittgen'in şahsında orkestraya teşekkürlerini sundu, sonra tüm orkestrayı alkışlayıp dinleyiciyi selamladı. Değişik bestecilerimizle daha sık tekrarlanmasını arzuladığımız bir sahne yaşandı böylece...

GÜLSİN ONAY'IN FAVORİSİ, CHOPIN

Gülsin Onay'ın en sevdiği yabancı bestecinin F. Chopin olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Kendi internet sitesinde de bakın bir röportajda söyledikleri nasıl yer alıyor:

Chopin çalmanın bana yaşattığı duygular çok erken yaşta belirmeye başladı. Büyürken algılarım, bakış açılarım, hislerim, sanki hep Chopin notalarında hayat buldu diyebilirim. Sadece romantik olarak da görmüyordum Chopin’i, bazı pasajlar bazen beni güldürürdü. Tabii Chopin deyince akla piyanonun şairi geliyor, o da önemli tabii, ama ben Chopin’in farklı taraflarını gördüm hep. O sanki sırdaşımdı.. Hala da öyle.”

Chopin'in 2. Piyano Konçertosu da, Onay'ın belki de en sık çaldığı, belleğinde hep taze duran eserdir. Rengim Gökmen ve CSO'nun özenli eşliğinde eseri, içerdiği lirik-romantik özü yansıtır biçimde seslendirdi Gülsin Onay. Tüm cıvıltıyı, yer yer hüznü, Chopin'in henüz 19 yaşındayken sırılsıklam aşık olduğu şarkıcı arkadaşına beslediği hisleri Onay'ın tuşesinden yeniden yaşadık. Onay, yoğun alkışlara karşı dinleyiciyi gene bir Chopin parçasıyla ödüllendirdi. Gülsin Onay bu eseri, 10 Aralık'ta da 1. Bursa Nilüfer Uluslararası Piyano Yarışması ve Festivali Açılış Konserinde gene Gökmen yönetimindeki KODA eşliğinde seslendirecek. Bizim mahrum kaldığım Saint-Seans

2. Konçerto ise Onay'ın 16 Aralık'ta Adana'da Çukurova DSO, 30 Aralık'ta da Mersin'de DOB Orkestrasıyla vereceği yeni yıl konserinin programında görünüyor.

SAİT FAİK VE BEETHOVEN

Konserin ikinci yarısında Ludwig van Beethoven'in 9 senfonisi arasında açık bir “program” içeren tek senfonisi olan “Pastoral” başlıklı 6. Senfoni'yi dinledik. Doğa sevgisini bu eseriyle yansıtan Beethoven'in müziğini dinlerken 110. Doğum yılında Sait Faik Abasıyanık'ın “Son Kuşlar” hikâyesini anımsadım. Saft Faik, 1952'de yayımlanmış hikâyesinde kendine özgü yalın anlatımıyla Burgaz adada insanların doğaya nasıl zarar verdiğini örnekledikten sonra, son sözü bakın nasıl söyler:

Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi.”

Beethoven da, Sait Faik'den iki yüzyıl önce, kulaklarındaki işitme sorunu hayli ilerlemiş olmasına karşın, doğanın sesini ve insan üzerindeki olumlu etkisini yansıttığı bu eseri yazmış. İlk seslendirilişi Viyana'da 11 ocak 1808'de yapılan Fa majör tonalitedeki eserin ilk bölümünde, kırlara varıldığında insanda uyanan hoş duygular anlatılır. İkinci bölüm “Dere Kenarı”nda guguk kuşu, bülbül ve bıldırcının muhabettiyle seçkinleşir. Üçüncü bölümde köylüler neşeyle dansetmektedir. Dördüncü bölümde şimşeklerin çakışı, gökgürültülü bir fırtına anlatılır. Final bölümünde fırtına sonrası açan güneşle ortaya çıkan iyimser, umut dolu, mutlu duygular çobanın şarkısıyla yansıtılır.

Gökmen yönetimindeki CSO, 6. Senfoni'yi bütüncül biçimde seslendirdi. Yaylılar, viyolonsel grubu başta olmak üzere esere iyi yoğunlaşmıştı ve temiz bir tını elde ettiler. Üflemeliler sololarında, pastoral havayı başarıyla yansıttılar. Özellikle ikinci bölümdeki guguk kuşu (klarnet-Orçun Civelek), bülbül (flüt- İstanbul'dan konuk sanatçı Günay Yetiz) ve bıldırcın (obua-Sedat Civelek) senfoninin bu en özellikli sololarını başarıyla icra ettiler.

Reklam
Bu yazı 2936 defa okunmuştur .

Son Yazılar