Piyangodan Çıkan Konser
  • Reklam
AYŞE ÖKTEM

AYŞE ÖKTEM

Ses Evreni

Piyangodan Çıkan Konser

13 Nisan 2022 - 19:32 - Güncelleme: 13 Nisan 2022 - 19:43

Piyangodan çıkan Konser :

Simon Bolivar Senfoni Orkestrası’nın Ankara konseri

CSO ADA ANKARA olarak adlandırılan, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası dışında, başka müzik etkinliklerinin de yapıldığı yeni konser salonlarından Ana Salon'da 10 Nisan 2022 akşamı çok kimsenin duymadığı; bu satırların yazarının da tesadüf eseri konserden az önce haberdar olduğu, beklenmedik bir konser vardı: Simon Bolivar Senfoni Orkestrası konseri. Son yıllarda ününe ün katan orkestranın Nisan başlarında İstanbul’da verdiği üç konserden sonra, Ankara’ya da gelmeleri sürpriz oldu.

Simon Bolivar Senfoni Orkestrası, ekonomist, orkestra şefi ve bir dönem ülkesinin Kültür Bakanlığını da yapmış olan Venezuela’lı eğitimci Jose Antonio Abreu’nun (1939-2018) 1975 yılında Venezuela’da kurduğu; özünde, ülkenin en geri kalmış bölgelerine kadar müzik okulları kurmak ve yoksul çocuk ve gençleri suç ve şiddet ortamından müzik aracılığıyla uzaklaştırmak suretiyle, sosyal hayata kazandırmayı amaç edinen; kısa adı El Sistema olan sosyal projenin bir ürünü. Aslında El Sistema’nın misyonu müziğin de ötesine geçiyor. Sosyal bir misyon; Devlet tarafından finanse ediliyor. Özgün bir müzik eğitim şekli var. Temel fikir, özetle, toplu olarak müzik icra etme herkesin doğal hakkıdır; her bireyin bir potansiyeli vardır; bundan hareketle, farklılığı ve yeteneği olanı seçerek desteklemek yerine, her çocuk veya gencin özel niteliklerini keşfetme, geliştirme ve ilerlemesine izin verme esasına dayanmakta. Çalgı çalmaya merak saran her çocuğa bir çalgı veriliyor, bir hoca özgüleniyor ve böylece müzik biçimlenmesi başlıyor. Her şey ücretsiz.

1978 yılında El Sistema’nın ürünü olarak kurulan, yaklaşık 200 müzisyenden oluşan Simon Bolivar Senfoni Orkestrası’nın (SBSO) şefliğine 1999 yılında, kendisi de El Sistema’da yetişmiş, günümüz parlak şeflerinden Gustavo Dudamel getirilmişti. Gustavo Dudamel ile neredeyse tüm dünyayı dolaşan ve çok başarılı konserler veren, dünyanın önde gelen gençlik orkestralarından olan Simon Bolivar Senfoni Orkestrası turnelerine devam ediyor. 2011 yılında İstanbul Müzik Festivali’ne, Gustavo Dudamel şefliğinde katılan Orkestranın daha önce Ankara’ya geldiğini hatırlamıyoruz.

İstanbul konserlerinden sonra, son anda kararlaştırıldığını öğrendiğimiz Ankara konserinde Orkestra iki şef tarafından yönetildi. Konserin ilk yarısında Orkestrayı şef Andrés David Ascanio (1987) yönetti. 2004 yılında SBSO’nun trompet bölümüne katılan Ascanio, 2008 yılında El Sistema’nın kurucusu Jose Antonio Abreu ile şeflik üzerinde çalışmaya başlamış. O dönemde aynı zamanda Dudamel’in yardımcılığını da yürüten Ascanio, halen orkestra şefliğinin yanı sıra, El Sistema’nın akademik programı ve müzik yönetiminden sorumlu. Leonard Berstein’in Candide operasının Uvertüründen sonra, Venezuela’nın 20. yüzyıl bestecilerinden Antonio Estevez’in (1916-88) Medioda en el Llano (Kırda öğlen vakti); Evencio Castellanos’un (1915-84) Santa Cruz de Pacairigua ve Paul Desenne’nin (1959) El Caimán (Timsah) adlı eserlerini yönetti. Venezuela’nın halk temaları, geleneksel ritimleriyle bezeli güzel eserlerdi bunlar.

İkinci yarıda şef değişmiş, podyuma yine El Sistema’nın yetiştirdiği önemli şeflerden Christian Vásquez (1984) gelmişti. 9 yaşında San Sebastian de los Reyes Senfoni Orkestrasında keman çalarak ilk sahne tecrübesini yaşayan Vásquez, 2006 yılında Jose Antonio Abreu ile şeflik çalışarak, bu yolda ilerlemiş. Aragua Vilayeti Jose Felix Ribas Gençlik Senfoni Orkestrası müzik direktörü olarak meslek yaşamına başlamış. Daha sonra Venezuela içinde ve dışında çok sayıda orkestranın müzik direktörlüğünü yaparak ünlenmiş. Halen Venezuela Teresa Carreño Gençlik Orkestrasının Müzik Direktörü görevini yürütmekte.

Christian Vásquez yönetimindeki SBSO, Sergei Prokofiev’in 5 numaralı Senfonisi çaldı. Güzel bir icraydı. Göreli olarak az sayıdaki Ankara dinleyicisinin yoğun alkışları üzerine, Latin Amerika’ya öz, coşkulu ritimleri içeren üç parça daha çaldılar. Bunlardan tanıyabildiğimiz, Bernstein’ın Batı Yakasının Hikâyesi müzikalinden Mambo başlıklı senfonik dans; Johann Strauss’un, içine Latin Amerika renkleri katılan Trisch-Tratsch Polkası ve Orkestra’nın konserlerinde çokça çalındığına tanık olduğumuz Venezuela halk danslarından uyarlanan, adını bilemediğimiz bir yapıt. Mambo başlıklı dans sırasında, daha önce televizyonlarda da gördüğümüz gibi, viyolonseller havada döndürüldü, şef dinleyicilere “mambo!! ” dedirtti, müzisyenler arasında dalgalanmalar, danslar ve sair hareketlenmeler oldu. Özetle, program sonrası çalınan istek parçaları herkesi coşturdu. İlk bölümde ise beklenmedik ölçüde dingin ama folklorik renk, tınılar içeren Venezuela bestecilerinin müziği hakkında fikrimiz oldu.

Akşamın olumsuz bulduğumuz hususlarına gelince: her şeyden önce, salonda konser programının bulunmaması üzücü değil, utandırıcı. Yönetim bakımından. Birincisi, icracılara, müzisyenlere karşı utandırıcı; onlar hakkında hiçbir bilgi edinilemiyor. Müzisyenlerin yanı sıra, ve belki de daha önemlisi, dinleyiciye besteciler hakkında, eserleri hakkında hiçbir bilgi sunulmuyor. Bu, sanırım bütün konserler için geçerli. Dinleyici geliyor, dinliyor ve gidiyor. Zihninde adı olmayan tınılar, melodilerle. Ve bu duruma açıklama olarak pandemi gösteriliyor. Pandeminin hangi aşamasında olduğumuzu, alınan tedbirlerin nasıl gevşetildiğini, dolayısıyla kısacık da olsa bilgi içeren bir kitapçığın olmamasının gerekçesinin haklılığını, okuyucunun yorumuna bırakıyorum. Öte yandan, Orkestranın Ankara konserinin duyurulmasındaki eksiklik de ne yazık ki konser salonuna yansıdı. Koltukların çoğu boştu. Bilet fiyatları Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın konser tarifesinin biraz altındaydı; dolayısıyla, ulaşılamaz değildi. Birçok kişi için. Zaman darlığı nedeniyle (Bu da bir gerekçe değildir; Başkent konserinin neden son anda turne programına alındığı da ayrı bir soru işareti yaratmaktadır.) biletlerin satılamaması üzerine, Başkentimizin müzikle iştigal eden çok sayıdaki kurumuna bir duyuru yapılarak, öğrencilere ücretsiz giriş sağlanması da mümkündü. En azından zihinlere fotoğraflarda görüleceği gibi, boş koltuğun çoğunlukta olduğu bir tablo kazılmazdı. Özetle, haberi olup da gidenler için memnun edici; haberi olmadığı için gidemeyenler bakımından ise, üzücü bir etkinlikti. Dileriz düzeltme yolunda bazı adımlar atılır. Geleceğe umutla bakanlardanız.

AYŞE ÖKTEM

13 Nisan 2022, Ankara

Bu yazı 1017 defa okunmuştur .

Son Yazılar