Vakitsiz: Kim kimi kandırdı?


Opera şarkıcılarının klasik repertuar dışında yeni tarzlar denemeleri, sıklıkla olmasa da görülen bir durumdur. Ankara Devlet Opera ve Balesi’nin solistlerinden soprano Selva Erdener, eşi besteci Turgay Erdener’in kendisi için yazdığı şarkılarla kendi popüler tarzını yaratmıştı. Şimdi soprano Şule Köken de, arkadaşı besteci Gökhan Somel’in çok beğendiği besteleri üzerine kendi yazdığı sözlerle yeni bir yola çıktı.

Önce, “Vakitsiz” başlıklı dokuz parçadan oluşan albümle bu çalışmayı duyurdular. 19 Aralık 2016 Pazartesi akşamı da CSO’da Filarmoni Konserleri çerçevesinde ilk kez canlı olarak dinleyici önüne çıktılar.

Şule Köken son derece heyecanlıydı, âdeta rüzgara kapılmış bir hazan yaprağı gibi titriyordu.

Albümde dokuz parça vardı ancak buna iki yeni türkü düzenlemesi ekleyerek parça sayısını onbire çıkarmışlardı.

Albümdeki listede yer alan müzisyenlenlerin bir kısmı, bu canlı konserde değişmişti.

Topluluğun başı parçaya göre piyano ya da kontrabas çalan, Hacettepe ADK Caz Bölümü Başkanı Gökhan Somel’di. Bas gitar ve trombonda Ekin Eti, kemanlarda Ayça Mutluer ve Zeynep İlayda Etem, viyolada Barış Uluçınar, viyolonselde Demet Gökalp, davulda Serkan Alagök, vurmalılarda Alican Öztan ile Can Kıyıcı, trompette Doruk Gönentür, kornoda Can Somel yer alıyordu.

Parçaların sözler üzerine yapılmış besteler değil de, yazılmış müziklerin üzerine söz yazılarak ortaya çıktığını Şule Köken’in müzikleri ilk kez 2013’te dinlediğini belirterek başladığı anlatısından öğrendik:

Çok heyecanlanmıştım, hiçbiri seslendirilmemişti. Bu kadar güzel yazılmış eserlerin saklı kalmasına, şarkı söylmeyi meslek edinmiş biri olarak tabii ki gönlüm razı olamazdı. Hemen söylemek istediğimde, sözlerinin olmadığını fark ettim. Ardından Gökhan’ın ‘Sen yazabilirsen, söyleyebilirsin de’ dediğini hatırlıyorum... Denedim... Çünkü bu şarkıları söyleyebilmemin başka çaresi yoktu.”

Köken ardından bu yazının başlığındaki soruya cevap olabilecek nitelikteki açıklamasını yapıyordu:

Ben onu kandırmaya çalışırken, kandırılmış oldum!”

İyi ki birbirlerini kandırmışlar, aksi takdirde böyle bir deneme ortaya çıkmamış olacaktı.

Seslendirilen parçaların birinin bestecisi, Gökhan Somel’in kızkardeşi Amerika’da yaşayan viyolacı Didem Somel’e aitti. Bu parça anneleri Ayten Somel’e adanmıştı.

Albümü daha önce dinlemiştim. Ama canlı etkinliğin havası tabii başka... Örneğin trompetçi Doruk Gönentür’ün solosu harikaydı. Ekin Eti’nin trombon soloları da öyle...

Şule Köken’in bu kez bir caz şarkıcısı kimliğiyle mikrofon kullanımı, topluluğun ürettiği tüm seslerin yükseltilerek aktarımı nedeniyle yer yer mekanik tınılar işitsek de, bu ilk sahne deneyiminin başarıyla tamamlandığını söyleyebiliriz.

Peki, bu yönde ikinci bir albüm yola çıkacak mı? Sanırım Gökhan Somel ile Şule Köken birbirlerini kandırmaya devam ederlerse, yeni bir albüm de yola çıkabilir! Ama bu kez, önce sözlerin yazılıp sonra bestenin yapılması herhalde daha yerinde olacaktır.

Şefik Kahramankaptan

20 Aralık 2016