Kanneci bizi 500 yıl geriye nasıl götürdü?


Güvenilir bir “marka” olmak önemlidir. Ahmet Kanneci de (d.1957) klasik gitarda önemli bir markadır. Daha ergenliğe geçiş çağında gitar müziğine âşık olmuş, mimarlık diplomasını da almasına karşın, yaşamını âdeta kendini adadığı gitar müziğiyle içiçe geçirmiştir. Türkiye'de klasik gitarın yaygınlaşması ve akademik eğitiminin başlatılmasında büyük katkıları vardır.

Kanneci'yi 19 Ocak 2016 Salı akşamı, Erimtan Arkeoloji ve Sanat Müzesi'nde dinledik. 16 ve 17. yüzyıl, İspanyol, Fransız, İngiliz ve Alman dönem müziklerinden örnekler sundu. Daha program hazırlıkları sırasında niye böyle bir tercih yaptığını kendisine sorduğumda, “ Konserin verileceği mekânın bir arkeoloji müzesi olması nedeniyle, aralarında bilinen ilk basılı eserin de yer aldığı eski dönem müziklerinin uygun düşeceğini düşündüğünü” söylemişti.

Kanneci programına İspanyol besteci Lyus de Narvaez'den (1526-1549) iki parçayla başladı. 16. Yüzyıldan bestecileri bilinmeyen (anonim) altı lut parçasıyla devam etti. Sırada John Dowland (1563-1626) vardı. İngiliz müziğinin bu en eski temsilcisinden altı parçadan sonra Fransız besteci Robert de Visée'den (1655-1733) bir süit seslendirdi. Parça aralarında küçük açıklamalar yaptı. Örneğin Dowland'ın Shakespeare'in yazdığı oyunlara müzik yazdığını, dönemin Fransa kralı Lui'lerden birinin Visée'nin gitar müziğini dinleyerek uyuduğunu anlattı. Hepsi de yaklaşık 500 yıl öncesinin dönem özelliklerini yansıtan ağır tempolu eserlerdi. Hepsini dönemin renklerini yansıtarak müzikal biçimde seslendirdi. Bir bakıma gitarın “sâkin yüzü”nü gösterdi bize.

Konserin son parçası, Johann Sebastian Bach'ın (1685- 1750), solo viyolonsel müziğinin baş eseri altı süitinden üçüncüsüydü. Kanneci, gitarını değiştirdi, “bunun bir deneme olduğunu” belirterek kendi geliştirdiği sistemle önceden akort ettiği gitarı alıp, yedi bölümlük süitin gitar için uyarlamasını sundu.

Bir viyolonsel müziği tutkunu olarak, gitar uyarlaması bana aynı zevki vermedi. Tellerin arşeyle temasıyla elde edilen tını ile tırnakla vurulup çekilerek elde edilen tını arasındaki büyük farkı,

3. Süiti Kanneci'nin tonunu özel akort ile koyulaştırdığı gitarıyla özenli seslendirmesinden dinlerken bir kez daha algıladım. Nasıl gitar için yazılmış bir parça viyolonselle seslendirmeye kalkıldığında tanınmakta zorluk çekilirse, bu gerçek tersi için de öyle. Ancak 3. Süitin sonundaki Bourre 1 ve 2 ile Gigue bölümlerindeki ezgisellik, diğer bölümlere göre gitarla anlatıma nisbeten daha uygun olduğu için, bu bölümler Bach'ı yeterince çağrıştırdı.

Buna karşın süitlerin yaylı ailesinin en büyük üyesi, viyolonselden sonra gelen kontrabasla yapılan seslendirmelerini zevkle dinlemek mümkündür. Özellikle Amerikalı kontrabasçı Jeff Bradetich ile Şubat'ın ilk haftası Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda bir ustalık sınıfı verecek olan Rinat İbragimov'un kayıtlarını önerebilirim. Altı süiti gitardan dinlemek isteyenler için ise en kolay ulaşılabilecek kayıt Paul Galbraith'ın. Graham Anthony Devine'ın da 4. Süitin de içinde olduğu Bach eserlerinin gitar uyarlamalarını çaldığı bir CD'si var.