8 Mart'ın mı, yoksa tangonun mu kerameti?
Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

8 Mart'ın mı, yoksa tangonun mu kerameti?

09 Mart 2017 - 01:05 - Güncelleme: 10 Mart 2017 - 13:22

Bilkent MSSF Dekanlığı'nca düzenlenen “Bilkent Oda Müziği Günleri”nin dinleyici açısından en çok ilgi gören konserine tanıklık ettik 8 Mart akşamı... Konser “Baroktan Tangoya” başlığını taşıyordu. Kalabalık dinleyici, bize başlıkta dillendirdiğimiz soruyu sordurdu. Galiba iki cazibe birden etkili olmuştu. Bu etkinlik dizisinde ilk kez talep nedeniyle balkon da dinleyiciye açılmıştı.

Herkes birbirinin Kadınlar Günü'nü kutluyordu. Boşuna “herkes” demedim, çünkü erkek dinleyicilerin bir bölümü de fuayede sadece kadınların değil, birbirlerinin de kadınlar gününü kutladıklarına kulak misafiri oldum!

Programın ilk yarısında BSO'nun iki üyesi fagotçu Ezgi Tandoğan ile MSSF'nin kısa sürede kendini sevdiren repetitörü Rustam Rahmedov'un Duo 1+1 adıyla oluşturdukları ikiliye çellist Artur Rahmatulla'nın eklenmesiyle oluşan üçlüden iki barok eser dinledik:

Georg Philipp Telemann'ın (1681-1767) 12 solo sonattan oluşan müzik egzersizleri dizisinin 9. sırasında yer alan Mi minör Viola da Gamba sonatının fagot uyarlaması ve “Sadık müzik ustası” başlıklı Fa minör sonatı. İki eser de iyi seslendirildi. Sonatlarda solo rolü fagotta olmasına karşın, işin keyfini klavsenin başındaki Rustam Rahmedov çıkardı. Her türlü klavyeyi ustalıkla çalan Rahmedov, barok bölüm için özel diktirdiğini sandığım şal desenli dik yaka gömleği, siyah çerçeveli yeni moda gözlüğü ve artistik hareketleriyle dinleyicinin ilgisini sadece müzikal becerisiyle değil, sahnesiyle de üzerine topladı.

 Üçlüye, Philipp Friedrich Böddecker 'in (1607 -1683) “La Monica” başlıklı sonatı için kemancı İrina Nikotina da katıldı ve keman partilerinde vibratosuz barok icrasıyla çok iyi bir tını elde etti. Sonrasında ise bir sürpriz vardı. Rahmedov ayağına taktığı def ziliyle tempoyu başlattı ve sahneye, başta flütte İlkim Bektaş olmak üzere, diğerleri dönemsel vurmalılarla Beyza Ünal, İdil Bursa ve Çetin Özen'den kurulu bir çocuk topluluğu giriş yaptı. Barok dönem parçalarına nokta koymak için doğrusu sempatik bir yöntem seçilmişti.

Dörder bölümden oluşan iki sonatın seslendirilmesi sırasında, bizim Mehmet Sungur'un deyimiyle hiç “ofsayt alkış” olmadı. Hayret değil mi? Bizim üstüste israrlı yazılarımızdan sonra Bilkent ekibi, program kitapçığında yeni bir yöntem kullanmış, eskiden tek alkış işaretiyle gösterdikleri yeri bu kez üçer alkış resmiyle, hem de kırmızı olarak işaretlemişlerdi! Bakar bakmaz dikkati çekiyordu ve sanırım etkisini göstermiş oldu!

Konserin ikinci yarısında uluslararası bandoneon sanatçımız Tolga Salman, Bilkent solocuları kemanlarda İrina Nikotina ve Adil Aziz, viyolada Sema Hakioğlu, çelloda Artur Rahmatulla, kontrbasta Sergey Margulis ve klavsen-piyanoda Rustam Rahmedov ile sahnedeydi. Bu toplulukta Sema Hakioğlu hariç, ister Rus, ister Özbek asıllı olsun, herkes Özbekistan doğumluydu ve müzik eğitimlerini Taşkent'te almışlardı. Hakioğlu ise Bulgaristan Türklerindendi.

Tolga Salman, Astor Piazzola'dan seçtiklerini “Yeni Tango Stilinde Yedi Parça” başlığı altında düzenlemişti. Salman'ın bu çalışmasının orkestra eşlikli versiyonunu BSO ile dinlemiştik. Gördük ki, bu oda müziği eşlikli düzenleme çok daha etkileyici olmuştu. Hepsi çalgılarında usta müzisyenler ve Rahmedov'un iki doğaçlama “geçiş taksimi” türünden çalışması seslendirmeye büyük renk kattı.

Adı konulmamış Dünya Emekçi Kadınlar Günü konserinden dinleyici de, çalgıcılar da mutlu ayrıldı.

Şefik Kahramankaptan

8 Mart 2017

 

Bu yazı 2367 defa okunmuştur .

Son Yazılar