AyşeDeniz ve 21. yüzyılın yeni klasikleri...
Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

AyşeDeniz ve 21. yüzyılın yeni klasikleri...

04 Kasım 2015 - 13:59 - Güncelleme: 10 Kasım 2015 - 17:19

Bir piyano resitalinde dinleyicilerden bazılarının gözleri yaşarır, bazıları da mendillerini çıkarıp gözyaşlarını siler mi?

Resitali veren henüz 27 yaşında olmasına rağmen gerçek bir “Cumhuriyet Kızı” ise sorunun yanıtı “Evet”tir.

Piyanonun başındaki Cumhuriyet Kızı ise, yıldızı hazırladığı projeler ve çıkardığı albümlerle hızla yükselen virtüoz piyanist AyşeDeniz Gökçin’dir. (d.1988)

AyşeDeniz 3 Kasım gecesi, Erimtan Salı Konserleri çerçevesinde, binanın cazibeli loşluğu içinden geçip salona ulaşan dinleyicileri, özellikle resitalin sonunda seslendireceği Chopin Polonez’i anons ederken duygulandırdı. Chopin’in vatan hasretiyle yıllarca Paris’te yaşadığını ama ülkesinden anılarını bestelediğini anlatan AyşeDeniz, kendisinin de Londra’da yaşadığını ve buradaki olumsuz gelişmeler karşısında çok üzüldüğünü öylesine içtenlikle anlattı ki, gözler nemlendi, kimilerinden gözyaşları boşandı.

AyşeDeniz ABD Rochester Üniversitesi Eastman Müzik Okulu’nda lisansı, Londra’daki Kraliyet Müzik Akademisi’nde master derecesini aldıktan sonra, kendisine gelen “burslu doktora” tekliflerine itibar etmeyip, piyasada kendi ayakları üzerinde durma kararı aldı. Yılda üç-beş konserle klasik soloculuk ile piyano öğretmenliği yapma seçeneklerini bir kenada itip, kendi projelerini geliştirmeye, bestelerini yapmaya koyuldu. Ama bu süreçte gelen klasik konser tekliflerini de gene değerlendirecekti.

Çocukluğundan itibaren sevdiği Pink Floyd’un müziklerini Franz Liszt’inkilerle bağdaştırarak hazırladığı “Lisztified” albümüyle, belki kendisinin de beklemediği bir çıkış yaptı. İnternette albümün yayılışı bir çığ gibiydi. Pink Floyd da bu albümü kutlayıp tavsiye etti. Güney Amerika ülkeleri dâhil konser tekliflerinden uygun olanları değerlendirirken, bir yandan da Curt Cobain’in Nirvana albümü üzerine çalışıyordu. Araya Piazzola düzenlemelerini de sıkıştırıverdi. Portekiz’deki bir festivalde, kendisini dinleyenler arasında Avusturyalı ünlü koreograf Edita Braun’un da bulunduğunun farkında bile değildi. Konser sonrası kutlamaları kabul ederken tanışmış oldu ve bir teklif aldı: merkezinde AyşeDeniz’in sahnede canlı olarak piyanonun başında bulunacağı bir modern dans projesi için müzik bestelemeye ne derdi?

Cevap olumluydu ve AyşeDeniz, bu kez Art Zody progresiv ve senfonik rock grubunun bestecisi ve basçısı Thiery Zaboitzeff’in parçalarını da içine yedirdiği “Close Up”ın müziklerini besteledi ve

2 Ekim’de Viyana’da Cosmos Tiyatro Salonu’nda dünya prömiyerini yaptı. Ekim ortasında da Salzburg’da üç temsil verdiler. Eser İskoçya’dan başlayarak çeşitli festivallere katılacak.

Close Up”da beş çıplak dansçı ölü ruhlar gibi, konser piyanistinin mükemmel uyumlu dünyasını çarpıtıp bozarak sıkıştırmaya ve rahatsız etmeye çalışıyorlar. Bunları piyanistin ikinci benliği, ya da ruhunun karanlık ve baskı altındaki tarafı olarak nitelendirmek izleyicinin yorumuna bağlı. Piyanist çalarken, bu varlıklar kendisinin yoldaşları, işbirlikçileri hâline geliyorlar.

AyşeDeniz, bu “Close UP” müziğinden bir bölümü, Türkiye’de ilk kez Erimtan Salı Konserleri’nde seslendirdi. Ardından kendi bestesi Hallusinasyon, Nirvana’dan üç düzenleme ve Pink Floyd “On the turning away”e bağlı olarak Chopin Polonez Op.21 geldi.

AyşeDeniz parça aralarında, uyuşturucuyla mücadele, kadına tecavüzler dahil, hangi nedenlerle bu parçalara yöneldiğini o cıvıl cıvıl, sempatik tavırlarıyla anlattı ve dinlecinin büyük beğenisini kazandı. Bu açıklamaları da alkışlandı. Resitalin sonunda ise yoğun alkış karşısında, “Bari bir de eğlenceli bir parça çalayım” diyerek Micheal Jackson’dan yaptığı düzenlemeyle noktayı koydu. Dinleyiciler 1.5 saatin nasıl geçtiğini anlamadı, salonun neredeyse üçte biri CD imzalatma kuyruğuna girdi.

Burada eski bir yazımdan şu alıntıyı yapmanın tam zamanı:

Çocukluğundan itibaren izlediğim genç yetenek AyşeDeniz’in en önemli avantajı Türkiye’e küçük yaşta bir konservatuvar düzenine girmeyip, normal öğretimini sürdürürken müziğe başlamasıdır. Elif-Bedii Aran Stüdyosu’ndaki piyano çalışmaları, ardından Bilkent'te Namık Sultanov'la hızlı gelişmesi, İlhan Baran’ın "rahle-i tedris"inden geçmesi ve lisans ile lisansüstü çalışmalarını Batı’nın akademik düzeni içinde yapmasıdır. Tabii dengeli aile desteğini de eklemek gerekir.

Bundan 17 yıl önce, AyşeDeniz 10 yaşındayken 1997'de“ Çok dökümlü bir piyanist kumaşına sahip bu kız" diye yazmışım. Şimdi karşımızda dünyadaki teknolojik gelişmeleri izleyen, müzik tarihi bilgisiyle yeni bireşimler ortaya çıkaran, gözü yeni ufuklarda bir 21. yüzyıl piyanist-bestecisi var. “

Fotoğraflar:Şefik Kahramankaptan

***

Erimtan Müzesi'nde gelecek konser 17 Kasım salı akşamı saat 20.30'da. Son dönemin parlak piyanistlerinden, Moskova Çaykovski Konservatuvarı'ndan "kırmızı diploma" sahibi olan iki Türk'ten biri olan Başar Can Kıvrak.

Kıvrak, Beethoven, Schubert-Liszt, Wagner-Liszt ve F. Liszt eserlerinden oluşan bir program sunacak. Biletler biletix ve Müze Gişesi'nde...

 

Bu yazı 2041 defa okunmuştur .

Son Yazılar