Beethoven ve Türkiye
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Beethoven ve Türkiye

03 Ocak 2020 - 17:04 - Güncelleme: 03 Ocak 2020 - 17:26

 

2020'de tüm dünyanın 250. doğum yılını kutladığı Ludwig van Beethoven (1770-1827), Bach ve Mozart’la birlikte , Türkiye’de en sevilen ve yapıtları sıklıkla seslendirilen Avrupa çoksesli müziği bestecisidir. Beethoven’in bu denli tanınıp sevilmesinde, Türkiye’de çoksesli müziğin gelişimi sırasında, bir kısmı Hitler faşizminden kaçan pek çok Alman müzik adamının Türkiye’de çalışmış olmasının önemli bir etkisi vardır.

  

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın şefliğini 1935-1946 yılları arasında yapan Dr. Ernst Preatorius (1880-1946), Beethoven’in senfonik yapıtlarını orkestranın repertuarına kazandırdı..

Avrupa’nın savaş dehşetini yaşamaya başladığı 1940’lı yıllarda Başkent Ankara özel bir Beethoven haftası yaşamıştı. Ünlü Alman orkestra şefi Hermann Scherchen (1891-1966) Ankara’ya gelmiş ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nı yöneterek beş gün içinde Beethoven’in dokuz senfonisini açıklamalı olarak seslendirmişti. Her konserden önce Scherchen on dakika açıklama yapıyor ve bu bilgiler felsefeci Nusret Hızır tarafından Türkçe’ye çevriliyordu. Büyük bir klasik müzikzever olan Türkiye’nin İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü (1884-1974), DTCF Farabi Salonu'nda verilen konserlerin tamamını izlemişti.

İsmet İnönü’nün Beethoven hakkında ilginç bir yorumu da vardı. İnönü, her konser sonrası müzisyenlerle sohbet etmeyi bir alışkanlık haline getirmişti. Bir sohbet sırasında Beethoven’in kimliği ve kökeni konusu açılmıştı. Müzisyenlerden biri “Beethoven Almandır, dolayısıyla Almanya’nın malıdır” deyince İnönü, itiraz etmiş, küçük bir evrensellik dersi vererek şunları söylemişti:

"Beethoven bütün dünyanın malıdır. Ben onu Alman olarak kabul etmiyorum. Tanrı onu, hususî olarak bütün insanlığa hizmet etsin diye yaratmış. Dolayısıyla aynı zamanda bizim malımızdır."

Beethoven yapıtları seslendirmeleri Otto Matzerath(1914- 1963) ve Prof.Gotthold E. Lessing’in (1903- 1975) Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası ‘nı yönettiği dönemlerde daha da yaygınlaştı. Alman besteci Prof. Paul Hindemith’in Prof. Carl Eberth’le birlikte 1936’da kuruluş çalışmalarına katıldığı Ankara Devlet Konservatuvarı’ndan yetişen genç çalgıcılar arttıkça, Beethoven’in oda müziği eserlerinin, konçertolarının da sıklıkla seslendirildiği gözlenmeye başlandı. Örneğin şef Hikmet Şimşek (1924-2001) orkestrayı 1955 yılında ilk kez yönetirken seçtiği programda Beethoven’in 7. Senfoni’sinin birinci bölümü de bulunuyordu.

Son 30 yıl içinde, Beethoven’ın yapıtlarının seslendirilmesi ve sahneye aktarılmasıyla ilgili Türkiye’deki bazı önemli etkinliklere bir göz attığımızda, zengin bir tabloyla karşılaşıyoruz.

Türkiye’nin ilk “hârika çocuğu”, anıtsal piyanistimiz İdil Biret (d. 1941), Beethoven’in beş piyano konçertosunu 1998’de peşpeşe üç konserde şef Naci Özgüç yönetimindeki Bilkent Senfoni Orkestrası eşliğinde seslendirerek bir ilke imza attı. Bu konserlerin canlı kayıtları CD olarak Bilkent tarafından yayınlandı. Biret bu etkinliği daha sonra şef Antoni Witt yönetiminde bir kez daha yineledi ve yeniden kayda aldı. İdil Biret, ayrıca Franz Lizst’in Beethoven senfonilerinin yaygınlaşması için yazdığı piyano transkripsiyonlarının tamamının kayıtlarını yaptı, eksik bir transkripsiyonu da bizzat kendisi düzenledi. İdil Biret, Beethoven’in 32 piyano sonatını kayda alan ilk Türk piyanist oldu.

 

Aslında İdil Biret Beethoven konusunda tam bir rekortmen: Bestecinin 32 sonatını 80'li yıllarda İstanbul'da 7 konserde seslendirdi. 9 senfoninin piyano transkripsiyonlarını da İdil Biret 27-28 Temmuz ve 4-5 Ağustos 1986'da Fransa'daki Montpellier Festivali'nde çalarken, bu konserler Radio France Musique'de naklen yayınlandı. Tüm bunlar, İdil Biret'in 32 Sonat, 5 Konçerto, Korolu Fantezi ve 9 Senfoni'nin tümünü konserde çalan ve kaydını yapan tarihteki ilk ve tek piyanist unvanını almasını sağladı. Biret'in 10 CD'den oluşan 32 Sonat ve 19 CD'den oluşan tüm Beethoven kayıtları birer kutu halinde uluslararası satışta bulunuyor. 2020'de Biret, Beethoven'in 5 piyano konçertosunu bu kez 5 haftada ikişer kez olmak üzere (Perşembe-Cuma) CSO eşliğinde bir kez daha Ankara'daki müzikseverlere sunacak.

Uluslararası besteci-piyanistimiz Fazıl Say (d. 1970) da, 2019 içinde Beethoven 32 sonat kaydını tamamladı ve böylece bu etkinliği gösteren İdil Biret'ten sonra ikinci Türk piyanist oldu. Ancak Say, konserlerinde bestecinin sadece 3. Piyano Konçertosunu çalıyor, diğerleri henüz repertuarında yok.

Genç piyanistlerimize gelince, AyşeDeniz Gökçin (d. 1988 ) elini çabuk tutup Beethoven'in Moonlight, Tempest, Pathetique, Op. 110 ve Appassionata sonatlarını içeren 2 CD”den oluşan “Beethoven Senses” başlıklı albümünü digital platformlarda çıkarıverdi. Bu yıl içinde de 250. yıl nedeniyle bazı sürpriz hazırlıkları var.

Yükselen yıldız Can Çakmur ( d. 1997) da, 10. Hamamatsu Yarışması'nı kazandıktan sonra, kendini birden bire uluslararası solist dolaşımın içinde buldu ve yaşına göre hayli geniş konçerto repertuarına Beethoven 1. Konçertoyu'yu 2020 için ekleyiverdi.

Doktora çalışmalarını ABD'de sürdüren genç kemancımız Emre Engin (d. 1991) de Beethoven'in tek keman konçertosunu repertuarında bulunduran ve davet aldığı orkestra konserlerinde seslendiren kemancımız.

Beethoven'in sadece bir operası vardır, o da Fidelio'dur. Beethoven’in tek operası olan Fidelio, Ankara’daki ilk temsilinden tam 57 yıl sonra, 1999’da İzmir Devlet Operası tarafından Almanca olarak temsil edildi. Şarkıcıların Almancayı doğru telaffuzları için Alman Kültür Merkezi özel çalışmalar düzenledi. Koroyu Bonn Devlet Operası'ndan Georg Achim Földes hazırlamıştı. Tınıklık ettiğim sonuç fevkalade parlak oldu. Beethoven'in 250. yılında, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü'nun de sahnelerinden birinde bu operayı ele alması beklenirdi. Ancak beklenen olmadı, sadece İstanbul DOB, bu sezon açılışını 9. Senfoni ve Korolu Fantezi seslendirmeleriyle yaparak Beethoven'e erken bir selam yolladı.

Ankara Devlet Balesi de , 1998’de Beethoven’in 7. Senfoni’sini, ünlü Alman koreograf Uwo Scholtz’un koreografisiyle bir neoklasik bale olarak sahneledi. Sonuç görkemliydi. Bu bale Almanya’dan davet aldı ve turne yaptı. Katıldığım bu turnede sergilendiği tüm kentlerde büyük ilgi gördü, olumlu eleştiriler aldı. Eser daha sonra Ankara'da bir kez daha sahneye taşındı. Sahnelenmesi gündeme getirilseydi, Beethoven'in 250. yılına yakışırdı ama programlarda göremedik.

Beethoven’i Türk kamuoyuna esas mal eden olay, siyasal boyut da taşıması nedeniyle 9. Senfoni oldu. 1997’de Türkiye’de iktidarda kısaca “Refahyol” olarak nitelendirilen Refah Partisi- Doğru Yol Partisi koalisyonu bulunuyordu. Toplumun uyanık kesimleri, İslamin siyasete alet edilmesinden, laiklik karşıtı karar ve uygulamalardan fevkalade rahatsızdı. SCAMV Başkanı Mehmet Başman (1929-2016) ise, üç büyük projesinden biri olan 9. Senfoni'nin Birleşik Ankara Orkestraları ve Koroları tarafından yaşama geçirilmesi için çaba harcıyordu. 15. Uluslararası Ankara Müzik Festivali’nin açılışı için sıkışık düzende 12 bin kişi alan bir salon seçildi, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nca Ankara’daki üç orkestra ve tüm korolar birleştirilerek Büyük Ankara Orkestrası ve Korosu adı altında 450 kişilik bir topluluk oluşturuldu. Orkestrayı ünlü Gürcü şef Jansug Kakhidze yönetiyordu.

Gönüllü kuruluşların, sivil toplum örgütlerinin, kültür-sanat alanındaki etkinlikleriyle tüm topluma nasıl mesaj verebileceği, 30 Mart 1997'de Beethoven'in içinde Mehter etkisinde bölümler de bulunan 9. Senfoni'sinin 12 bin dinleyici önünde seslendirilmesiyle ortaya konuldu. Konsere gelen Refah Partili kültür bakanı dinleyicinin bir bölümü tarafından yuhalanırken, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel eliyle büyük orkestra ve dinleyici kitlesini göstererek “İşte çağdaş Türkiye” diyordu. Haberi o dönemde Türkiye’nin en çok satılan gazetesi olan Hürriyet, tüm birinci sayfasını ayırarak vermişti. Bu konser, yakın kültür ve siyasal tarihimize “Çağdaş Türkiye Konseri” olarak geçti.

Avrupa Birliği’nin de marşı olarak kabul edilen 9. Senfoni, bestecinin 5. Senfoni ve Egmont üvertürüyle birlikte Türk orkestralarınca en çok seslendirilen yapıtlarından biri. Devlet Çok Sesli Korosu 9. Senfoni ve Korolu Fantezi için her zaman hazır, orkestralardan gelen talepleri karşılıyor.

Öyle ki, içinde bulunduğumuz digital çağda, çevrenizde 9. ya da 5. Senfoni ezgisiyle çalan cep telefonlarına sıklıkla rastlayabilirsiniz.


 

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Andante Dergisinin 1 Ocak 2020 tarihli 159. sayısında yayımlanmıştır.

 

Bu yazı 241 defa okunmuştur .

Son Yazılar