Besteci adayları neler yazıyor?
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Besteci adayları neler yazıyor?

05 Mayıs 2015 - 23:20 - Güncelleme: 06 Mayıs 2015 - 00:23

Konservatuvarların kompozisyon bölümü öğrencileri, genç besteci adayları ne yapıyorlar?

Bu sorunun yanıtını vermenin en iyi yolu, eserlerin seslendirildiği yıl sonu konserlerini, ilgili bölümler haberdar ederse ve olanak da varsa dinlemektir.

Bilkent Kompozisyon'da doğrudan öğrenci olan ya da çalgı bölümleri öğrencisi olup kompozisyondan da ders alan öğrencileri ve gelişimlerini yıllardır izlemeye çalışırım. 4 Mayıs akşamı, Bilkent Yeni Müzik Günleri'nin açılış konserinde de öğrencilerin işleri seslendirildi. Bilkent Konser Salonu'nda çoğunluk gene öğrencilerde ve eserleri çalacak genç müzisyenlerin arkadaşlarındaydı.

Neler dinledik? Bestecileri kimdi, kimler nasıl seslendirdi? Sırasıyla göz atalım:

Elif Ece Cansever: 2000 doğumlu, Rasim Bağırov'un Lise 9. sınıf keman öğrencisi. Yetenekli ve çalışkan. Hızla gelişim gösteriyor. Kemancı olarak çocukluğundan beri izliyorum, bir beste çalışmasını ilk kez dinledim. “Orijinal tema üzerine varyasyonlar”ı kendisi seslendirdi. Bach ve Paganini'yi ile Sarasate, Ysaye gibi virtüoz kemancıların işlerini araştırdığını, kendi teması üzerine bir kemancının kullanması gerekli teknikleri uyguladığını gördük. Kompozisyon alanında çalışmayı sürdürürse, gelişime açık.

İlayda Deniz Oğuz: 2000 doğumlu, Zerin Rasul'un piyano öğrencisi. Yiğit Aydın'la kompozisyon, Orhun Orhon'la armoni ve orkestrasyon, Işın Metin'le şeflik çalışıyor. Daha ilköğretimdeyken Turgut Pöğün'den kompozisyon dersleri almaya başlamış. Yazdığı şarkıyla bu yıl 9. Eczacıbaşı Beste Yarışması'nın finalistlerinden biri oldu. Yazdığı Scherzo'yu kemanda Kerem Tuncer, piyanoda kendisi seslendirdi. Yaşının çok ilerisinde olgun bir iş çıkarmış. Bu kızın geleceği belli ki bestecilikte.

Kerem Tuncer: 1997 doğumlu, Lise 12. sınıfta Muhammedjan Turdiev'in keman, 2011'den bu yana Tolga Yayalar'ın kompozisyon öğrencisi... Kemandaki yeteneğini bestecilikte de gösteriyor. Her yıl iki dalda da önemli mesafe katettiği gözleniyor. “İki keman için Ysaye Suiti”ni Kerem, büyük keman virtüozu ve bestecisi Ysaye anısına yazmış. Eserin Ysaye'nin karakterini ve müziğini anlatan bir programı da var. Ama bu programı bilmeseniz bile, ortaya zevkle dinlenebilir bir eser çıkmış. Eseri sınıfdaşı Ezgi Su Apaydın'la birlikte gayet virtüoz biçimde seslendirdiler.

Aida Şirazi: 1987 Tahran doğumlu. 11 yaşında santur çalarak başladığı müziğe piyanoyla devam ederek 2010'da lisans derecesini almış. 2011'de Bilkent MSSF Kompozisyon bölümü'nü burslu olarak kazandı. Halen lisans son sınıfta Yiğit Aydın'ın öğrencisi... Geldiği ilk yıldan itibaren yazdığı eserlerle dikkati çekti ve her yıl gösterdiği gelişimi sergiledi.

Bu konserde çalınan ilk eseri piyano için “Tide”(Türkçesi:Gelgit) başlığını taşıyordu. Bestecinin kafasındaki med-cezir olayını müziğe döktüğü eseri Aylin Yazıcı tüm nüanslarıyla seslendirdi. Piyanodan alışılmışın dışında ne tür renklerle anlatım yapılacağı konusunda bilinenlerin yanı sıra yeni değişik tınılar algıladık.

İkinci eseri, “Where Time Abides” (Türkçesi: Zaman nerede kaldı?) başlığını taşıyordu. Topluluğu Cem Önertürk (flüt), Ferhat Mehmet (keman), Gökhan Bağcı (viyolonsel), Aylin Yılmaz (piyano), Ali Can Öztan-Ate Özer (vurmalılar) oluşturuyordu. Şefliği ise Aida'nın hocası Yiğit Aydın yaptı. Ağır tempoda uzun seslerle bezeli, seslerin küçük değişimlerine dayanan, mistik ve medidatif özellikler atfedilebilecek, insanı başka dünyalara götüren bir parçaydı.Besteci eserini anlatırken “Sanki zaman ne akıyor ve ne de duruyor, tahammül ediyor” nitelendirmesini yapmıştı. Bu niteliklerde bir parça, daha kısa tutulsa, daha da etkileyici olabilirdi. Genellikle hayli hafif çalınan vurmalılardan diğerleriyle uyumlu giriş ve zarif tınılar elde edilebilmesi için şef Aydın'ın gösterdiği özen, sonuca olumlu biçimde yansıdı. Aida, İran kökenli önemli kadın besteci olarak uluslararası alanda başarılara imza atmaya aday.

Aslıhan Keçebaşoğlu: 1994 doğumlu, Antalya'da 12 yaşında başladığı ve hayli başarılı olduğu piyano eğitiminden sonra, 2013'ten beri Bilkent Kompozisyon'un tam burslu öğrencisi. Lisans 2 öğrencisi olarak Onur Türkmen'le çalışan Keçebaşoğlu'nun viyola ve piyano için yazdığı “Return to Self” (Türkçesi: Kendine dönüş) başlıklı bestesi, müzik cümlelerinin kendi içinde dönüşümüyle ilerleyen, ilgiyle dinlenen bir eserdi. Bilkent'te akademik çalışma için bulunan Amerikalı viyolacı Laura Manko ve piyanoda Aylin Yılmaz tarafından iyi bir seslendirme yapıldı. Keçebaşoğlu'nun müziği, ilerisi için umut veren pırıltılar taşıyor. Kadın bestecilerimizin artıyor olması sevindirici.

Murat Ömür Tuncer: 1992 doğumlu. Mersin ve sonra Antalya'da kontrbas bölümü öğrencisiydi. Besteciliğe merak sardı, iyi de piyano çalıyordu. Internet ve facebook üzerinden yaydığı, şişirilmiş biyografileri ve kendisiyle ilgili aslı olmayan konser, ödül vs. haberleri nedeniyle mimlendi. Sonra, değişik üniversitelerin kompozisyon öğrencilerinden sosyal medyada gördüğü büyük tepki üzerine bunları yayından kaldırdı. 2014 yılında Bilkent Kompozisyon'a lisans öğrencisi olarak kabul edilerek Tolga Yayalar'la çalışmaya başladı. Geçtiğimiz mart ayında besteci Zeynep Gedizlioğlu'nun Bilkent'te düzenlediği ustalık sınıfına da katıldı.

Tuncer'in özgeçmişinde eskisi kadar olmamakla birlikte gene bilgi kirliliği gözleniyor. Ama kompozisyon bakımından kendini geliştirmeye başladığı da anlaşılıyor. Bu kez kendini gösterme gayretini üç parçayla birlikte konsere katılarak sergiliyor. İlki “Invention”( Türkçesi: Buluş) başlıklı kısa solo keman parçasıydı. Program notunda “Sevgili dostum kemancı Elvin Hoxha'nın konserlerinde 'bis' parçası niteliğinde çalmak üzere benden bestelememi rica ettiği kısa keman parçasıdır” yazıyor. Elvin, 18'inde bir virtüoz öğrenci olarak parçayı çaldı.

MÖT, diğer parçasını solo flüt için “Spider Attack” (Türkçesi: Örümcek Saldırısı) başlığıyla yazmıştı. Giriş kısmında kullandığı ezgi bana Ekrem Zeki Ün'ün “Yunus'un Mezarında” başlıklı parçasını anımsattı. Sonra bu ezgi deforme oluyor ve solist, enstrümanını vahşi sesler çıkarmak için kullanıyordu. Solist Cem Önertürk'tü. MÖT, “üretim sürecinde Polonyalı flütçü Agata Igras-Sawicka'yla çalıştığım müziğim” kaydını düşmüştü.

MÖT'ün üçüncü parçası ise “Kız Ağlar” başlığını taşıyordu, “Mezzo-soprano ve Ensemble için” notu düşülmüştü. Topluluk şöyle oluşmuştu: Elif Canbazoğlu(mezzo), Mutlu İşdar (flüt), Berçem Kutlay (obua), Gökberk Eryılmaz (klarnet), Ali Can Öztan ve Ata Özer ( vurmalılar), Doruk Görkem Tokur (piyano), Kutay Öztürk (kontrabas), Elvin Hoca (keman). Topluluğu MÖT kendisi yönetti.

Notlara göre, 6 dakikalık parça, oda arkadaşı Ali Erdost Yıldırım'ın şiiri üzerine bestelenmişti. Yeni müzik adına bazı çağrışımlar yaptıran bu parçada, aslında mezzo sadece “vokal” olarak da kullanılabilirdi. Çünkü bir prozodi gözetilmediği için birkaç sözcük dışında şiirin ne olduğu anlaşılamadı. Kullanılan metin, program kitapçığına da konulmamıştı.

 

***

Bazıları fazlasıyla “deneysel” olsa da gençlerin çalışmalarını ve icralarını dinlemek insana umut veriyor. Bununla birlikte dikkat edilmesi gereken bazı yöntemler var. Örneğin bir konserde, dinleyicinin besteci ve icracılar hakkında fikir edineceği program kitapçıklarında yer alan özgeçmişlerde bir standart bulunmalı.

Bakıyorsunuz, kız veya erkek, kimisi doğum tarihini gizliyor! (Bize araştırıp bulmak düşüyor, bazen de bulunamıyor!)

Hocaların varsa akademik ünvanları kimi özgeçmişte yazılmış, kiminde sadece isim var.

Öğrencilerin kitapçığı kendilerinin hazırlaması iyidir, deneyim kazandırır ama bazı kuralların getirilmesi, kontroldan geçirilmesinin de bir gereklilik olduğu ortaya çıkıyor.

 

 

 

Bu yazı 3807 defa okunmuştur .

Son Yazılar