Bir Dünya, üç Türkiye prömiyeri aynı konserdeydi...
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Bir Dünya, üç Türkiye prömiyeri aynı konserdeydi...

08 Mart 2018 - 00:23 - Güncelleme: 08 Mart 2018 - 01:03

Bir Dünya, üç Türkiye prömiyerini aynı konserde kim dinlemek istemez?

Bunların hepsi modern müzik kapsamına girse de, modern ve yeni müziğin dinleyicisi çok olmasa da, idealist bir grup, Anadolu Üflemeli (onlar nefesli diyorlar) Beşlisi, israrla 1900 sonrası yazılmış müzikleri seslendiriyor, onları meraklı dinleyiciye, kompozisyon öğrencilerine tanıtıyor, salonu da dolduruyor. Bu olanağı da onlara MSSF tarafından Kağan Korad'ın sanat yönetmenliğinde düzenlenen Bilkent Müzik Günleri sağlıyor.

Çeşitli festivallerin de aranan ekiplerinden biri haline gelen topluluk 2014'den bu yana istikrarlı biçimde çalışmalarını sürdürüyor. Bazılarının değişik kentlerdeki orkestralarda çalışıyor olmaları da onları caydırmıyor.

Cem Önertürk (flüt), Ufuk Soygürbüz (obua), Kıvanç Fındıklı (klarnet), Ozan Evruk (fagot) ve Hüseyin Uçar’dan (korno) oluşan Anadolu Üflemeli Beşlisi, çalgı eklenmesi gereken eserler için takviye sanatçı bulmakta da hiç zorlanmıyorlar.

7 Mart 2018 Çarşamba gecesi Bilkent Müzik Günleri konserinin ikinci yarısı topluluğa ayrılmıştı. Topluluğun kurucusu ve şefliğini yapan flütist Cem Önertürk her yapıt hakkında dinleyici kısa açıklamalarla aydınlattı.

Topluluk önce Almanya'da yaşayan çağdaş bestecimiz Ateş Pars'ın (d.1942) Op. 75 Üflemeli Yedilisi'nin (Septetto per instrumenti a ventile) dünya prömiyerini yaptı. Üç bölümlü yapıtta topluluğa Kutay Maktay (trompet), Cem Güngör (trombon) katılmıştı. Bestecinin tanımlamasıyla “serbest atonal” tarzda yazılan eser, bir çizgi üzerinde seyrederken hiç disonans içermiyor, dışavurumcu özellikler taşıyordu. Özellikle ikinci bölümü şakacı yaklaşımı ve çok tonluluğuyla ilginçti. Seslendirilmesi hayli güç ve gerçekten “nefes” isteyen eserin altından, topluluk başarıyla kalktı.

Pars, Cem Önertürk'ün alkışı üzerine yerinden doğrulup sahneye çıkmadan dinleyiciyi selamladı.

Konser sonunda ise solist odasında Anadolu Topluluğu üyelerine tek tek teşekkür etti, bu prömiyer gecesi birlikte çektirilen bir fotoğraf karesiyle de saptandı.

Topluluk ikinci olarak Luciano Berio'nun (1925-2003) “Opus Number Zoo” başlıklı çocuk masallarından esinli, üflemeli beşli için eserini seslendirdi. Çalgıcıların aynı zamanda metinden bölümleri de paylaşarak okuduğu eseri Cem Önertürk'ün annesi Türkçeye çevirerek katkıda bulunmuştu. Tavukla Tilki, Ceylanın Korkusu, Farelerin Dansı ve İki Erkek Kedinin Kapışması başlıklarını taşıyan dört bölümde topluluk üyeleri sadece çalgılarındaki ustalıklarını değil, teatral yeteneklerini de sergilediler.

Sonraki eser, György Ligeti'nin (1923-2006) gene beşli için 10 parçasıydı. Bazı parçaların tipik doğaçlama özelliği gösterdiği parçalar güç, yorucu ve aşırı dikkat ister nitelikteydi. Ama topluluğa güçlük vız geliyordu!

Konserin sonunda ise Anadolu Topluluğu tekrar yedi üflemeli olarak sahneye çıkarken, kontrabasda Hacer Özlü de onlara eklendi. Edgard Varese'in (1883-1965) “Octandre” başlıklı, birbirine bağlı olarak çalınan üç bölümlük eseriyle bu prömiyerler dizisi noktalandı. Anadolu Üflemeli Beşlisi'ni, müzik sevgileri, idealizmleri ve profasyonelliklerinden ötürü içtenlikle kutluyorum.

GENÇ KİANA TRİO

Bu konserin ilk yarısında ise çok genç, Bilkent MSSF Müzik Hazırlık Lisesi öğrencilerinden oluşan Kiana Trio'yu dinledik. Aslında bu trionun da Cem Önertürk'le dolaylı bir ilgisi bulunuyor. Önertürk'ün gayretleriyle geçtiğimiz yaz Beyşehir'de belediye katkısıyla düzenlenen oda müziği yarışmasında ilk kategorinin birincisi olmuşlardı.

İlayda Yılmaz (klarnet), Özgür Deniz Kaya (viyolonsel) ve Eda Seviniş’ten (piyano) oluşan Kiana Trio, Beethoven’in Si bemol majör, Op.11 Trio’sunu bir öğrenci topluluğu için mükemmel denilebilecek uyum içinde seslendirdi. Selen Akçora'nın öğrencisi İlayda Yılmaz klarnette o kadar iyi ki, bu kızımıza zaman zaman “gleeceğin Sabine Meyer'i” diye takılıyorum. Zerrin Resul'un öğrencisi Eda Seviniş'in önemli bir gelişim göstermiş olması sevindirici. Artur Rahmatulla ile çalışan Özgür Deniz Kaya, duyguyu sazına yüklemekte gayet başarılı. Elinde daha iyi bir saz olsa, alacağı sonuç daha da mükemmel olacak. Bu gencimiz aynı zamanda başarılı bir kompozisyon öğrencisi ve sanıyorum tıpkı piyanistin notasını çeviren lise sondaki bir başka başarılı kompozisyon öğrencisi piyanist İlayda Deniz Oğuz gibi “hangisinde devam etmeli?” sorunsalıyla karşılaşacak. Kiana Trio'yu oluşturan üç gencimizi de kutluyor, topluluğun uzun erimli olmasını diliyorum.

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

7 Mart 2018

Fotoğraflar: Aydın Ramazanoğlu-Şefik Kahramankaptan


 


 

Bu yazı 1786 defa okunmuştur .

Son Yazılar