Büyükelçi'nin son tangosunda Bilkentli müzisyenler...
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Büyükelçi'nin son tangosunda Bilkentli müzisyenler...

01 Haziran 2017 - 11:25 - Güncelleme: 01 Haziran 2017 - 11:46

İyi kullanılabildiği zaman sanat, her daim diplomaside, ülkelerarası ilişkilerde olumlu bir araç olmuştur. Ülkelerin Büyükelçileri, meşreplerine göre, bulundukları ülkelerde sanatı iyi kullanabildikleri sürece, ülkelerinin saygınlığını arttırmışlar, meslekdaşları ve yerel politikacılarla daha sıcak ilişkiler kurabilmişlerdir.

Ankara'daki Avusturya Büyükelçiliği, yıllardır sanatı diplomatik ilişkilerde iyi kullanan misyonlardan biridir. Viyana, tarihte bir müzik ve sahne kenti olarak önemli bir merkezdir. Avusturya Büyükelçiliği'nin etkinliklerinde de ağırlığı hep müzik oluşturmuştur. 5.5 yılı aşkın süredir Ankara'da görevli Büyükelçi Klaus Wölfer de eşi Diane'yle birlikte, kendi deyimiyle “Ankara'da son tango”yu, karışık bir müzik dinletisini dostlarıyla paylaşarak yaptı.

Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi piyano bölümü öğretmenlerinden Koreli-Amerikalı Yoonie Han'ın “sanat yönetmenliği”nde hazırlanmış bu program, “Yoonie Han'ın Bilkent arkadaşları ve öğrencileri” olarak sunulmuştu. Geçtiğimiz ay büyük bölümü Kore Kültür Merkezi'nde de uygulanan dinleti, sanatçının, şef Gürer Aykal'ın oğlu, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı'nda viyolonsel öğretmenliği yapan Kerem Aykal'a, Avusturyalı besteci Franz Schubert'in çello partisi hayli ağır olan Arpeggione Sonat'ına eşlik etmesiyle başladı.

Ardından iki genç piyanist peşpeşe sahneye çıktı. İlki Kerem Ernur'du. Samsun'da normal ortaöğrenimi boyunca aldığı derslerle kendini yetiştirmiş, hoca peşinde her ay taa Gürcistan'a kadar gidip gelmiş piyano aşığı bir gençtir. Başta Bulgaristan olmak üzere, gençler için hazırlanmış çeşitli yarışmalarda aldığı birincilikler vardır. Geçtiğimiz yıl liseyi bitirince Bilkent MSSF'nin sınavını kazanarak Lisans 1. sınıfta Yoonie Han'ın öğrencisi oldu. Büyükelçiliğin yarım boy ihtiyar Bösendörfer piyanosunun kapağının icra sırasında ellerine düşmesine karşın, bu kazayı hasarsız atlatıp C. Debussy'nin “Feux d'artifice” başlıklı prelüdünü virtüoz biçimde seslendirdi.

 

İkinci piyanist, ailesiyle savaştan kaçarak Şam'dan Bursa'ya göçeden, basının biraz abartılı haberlerle duyurduğu Tambi (Asaad) Cimuk'du. Annesi Çerkes olan Cimuk, akordeonla başladığı müzik yaşamında piyanoda büyük mesafeyi Bursa'da bir özel müzik merkezinde Elena Yudina Çekiç'le çalışarak aldı. Rusya'da bir piyano yarışmasına pasaportu olmadığı için katılamadığı basında yer alınca, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın emriyle vatandaşlığa alındı, nüfus cüzdanı ve pasaportu bir gecede Emniyet açtırılıp hazırlatıldı. Liseyi , burslu olarak özel bir okulda Bursa'da tamamlayan Tambi, şimdi Haziran ayında yapılacak Bilkent MSSF'nin giriş sınavına Yoonie Han'la hazırlanıyor. Tambi, iki parmak cambazlığı gerektiren eser hazırlamıştı. Önce Rahmaninof düzenlemesi Korsakov'un Balarasının Uçuşu, ardından Liszt düzenlemesi Pagani'den La Campanella'yı çaldı. Tambi'yi iki yıl önce İstanbul'da Tamara Poddubnaya dinleyip beğenmişti. Bakalım Tambi, daha önce hep gitmek istediğini söylediği New York Konservatuvarı için imkan bulup Poddubnaya'nın öğrencisi olabilecek mi?

İki piyanistin ardından bu kez vibrafonda Efe Emre'yi dinledik. Duyarlı mallet vuruşlarıyla güzel bir blues seslendirdi. Sırada bu kez Bilkent'in üflemeli bakır çalgı öğrencileri vardı. Trompetlerde Deniz Arda Başuğur, Görkem Çatak ve Billur Ongun, trombonlarda da Elif Beren Karadeniz ve Tamer Utku Öner, büyükelçiliğin salonunu latin ezgileriyle doldurdular.

Büyük çoğunluğunu Ankara diplomatik misyonunun oluşturduğu davetliler arasında, Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar, Kompozisyon Bölümü hocalarından şef Işın Metin, Hacettepe Üniversitesi ADK Müdürü Metin Munzur, SCAMV Başkanı Ali Başman da bulunuyordu.

Büyükelçi Klaus Wölfer'in başlangıçtaki konuşmasında geçen yıl yitirdiğimiz önemli kültür-sanat insanı SCAMV'ın Mehmet Başman'ı da anımsaması, müzik ve sanatın ilişkilerdeki önemini vurgulaması güzeldi. Büyükelçinin Ramazan'ı dikkate alarak büfe ve dinletiden önce saat 20.18'e varsa oruçlular için iftar olanağı yaratması, bunu bizzat anons etmesi de saygılı bir davranıştı. Büyükelçi'ye Viyana'daki yaşamında sağlık ve şans dileyip Büyükelçilikten ayrılırken, bakırlar bu kez balkon kapısının yanında La Cumparsita çalıyordu...

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

1 Haziran 2017

Bu yazı 1055 defa okunmuştur .

Son Yazılar