Çocuk ve genç gitaristlerimiz çıtayı yükseltiyor
Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Çocuk ve genç gitaristlerimiz çıtayı yükseltiyor

03 Temmuz 2016 - 17:37 - Güncelleme: 03 Temmuz 2016 - 21:09

Türkiye'de ve dünyada olup bitenler içimizi karartsa da, kimi çocuk ve gençlerimiz evrensel anlamdaki ölçütlere göre yetişerek, ilerleyerek bize umut veriyor. 10. Türkiye Gitar Buluşması'nda Kağan Korad bu yıl öğle konserlerini “2015-16 ders yılında gitar bölümlerinden mezun olan meslekdaşlarına ve yarışmalarda birincilik kazanan genç gitaristlere” ayırmıştı. Yarışmalarda birincilik kazananlar aslında gençten önce henüz çocuk!

Biri 12, diğeri 15.5 yaşında!

İşte iki güne yayılan öğle konserlerinde dinlediğimiz gitaristler:

 

Aylin Çelik (d.2003): İlk olarak 2015 yazında 9. TGB'nda henüz 11 yaşındayken tanıdığımız ve aynı çizgiyi sürdürürse iyi bir gelecek vaad ettiğini düşündüğümüz Aylin Çelik, doğrusu bizi mahçup etmedi. Önce Romanya'da 20. Uluslar arası Eduard Pamfil Yarışması'nda üçüncü, ardından iki ay önce İtalya'da 13. Uluslar arası Enrico Mercatali Yarışması'nda birincilik ödülünü kazandı. Mersin Üniversitesi DK'nda Yrd.Doç.Dr. Mehmet Özkanoğlu'yla çalışmalarını sürdüren, Aylin, Scarlatti, Tarrega, Lobos ve Koşkin eserlerinden oluşan bir program hazırlamıştı. Değişik dönemlerden bestecilerin tarzları da değişik yapıtlarını başarıyla seslendirdi. Yaşının biraz üzerinde giden gelişimini sürdürdüğünü gösterdi.

Aylin'i, hocasını ve dikkatli ilgileriyle gerekli ortamı sağlamaya çalışan ailesini kutluyorum.

Aylin'in dikkati çeken ve ilerde ona fiziksel güçlük yaratabilecek sorunu, âdeta burnunu gitarın klavyesine dayayarak, bu nedenle de enstrümanın üzerine çok fazla abanarak çalıyor olması. Bunun göz bozukluğundan kaynaklanıyor olabileceğini düşünerek kendisine “Klavyeyi ve parmaklarını iyi görebilmek için mi bu kadar yaklaşıyorsun?” diye sordum. Bu çekingen kızımız “Evet, gözlük takınca da çalamıyorum” yanıtını verdi. Babasıyla da konuştuk. Aylin'in bu sorunu, günümüz teknolojisinin getirdiği olanaklarla iyi bir göz hekimi ve uygun gözlük ya da lens ile çözülebilir. Aksi taktirde tam fiziksel çağını yaşayan çocuğumuzda ilerde kalıcı postür bozukluğu ortaya çıkabilir.

Murat Alihan (d.1993): Kıbrıs'ta bu dönem Doğu Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü'nü bitiren ve Magosa'da yaşayan Murat Alihan, teknik lise kökenli, gitara gönül vermiş ve müzik-gitar öğretmenliği formasyonunu kazanmış bir genç. Türkiye'deki gitar festivallerine, katılıyor. Erkan Sülün ve Numan Aylanç'la Doğu Akdeniz'de kazandıklarını, şimdi Kıbrıs'ta çocuklara aktarmaya çalışıyor. Murat Alihan, Sor, Lauro ve Bayraktar eserlerinden oluşan bir repertuar sundu. Zorluk derecesi fazla yüksek olmayan üç parçayı kulaklarımıza iletti. Bayraktar'ın halk türküsü düzenlemesi “Madımak”, aynı adı taşıyan otelde yapılan katliamın yıldönümünde anlamlıydı.

Özberk Miraç Sarıgül (d.2000) : 11 yaşından bu yana hayranlıkla gelişimini izlediğim bu çocuğumuz, Bir yıl içinde Sırbistan'da 17. Guitar Art Festivali'nde ikincilik, 3. İstanbul Klasik Gitar Festivali Yarışması'nda birincilik aldığı için öğle konserlerinde çalmayı hak etmişti. Genellikle lisans öğrencilerinin düzeyinde yeğlenen Mangore, Aguado ve Lobos'tan seslendirdiği parçalarda gene işine iyi yoğunlaşması, temiz tınısal özelliğiyle başarılıydı.

Başından bu yana Kağan Korad'ın öğrencisi olan Sarıgül, uzun boyu, uzun parmaklarının ona sağladığı fiziksel kolaylıkları iyi kullanıyor. Sarıgül'ün, aynı kararlılık ve çalışmayı sürdürürse, ilerde uluslararası gitar camiasında iyi işler yapacağına inancım tam.

Enes Bahadır Ayyıldız (d. 1993) : Lise yollarında gitara gönül verip, pek çok ustalık sınıfına katılan Ayyıldız, Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Öğretmenliği Bölümünü Doç.Dr. Ali Erim'in sınıfından henüz bitirdi. Okulunda verdiği resitallerle tanınan Ayyıldız, öğle konserinde de Murcia, Bayraktar ve Küçükay'dan birer parçayı başarıyla seslendirdi. Öyle sanıyorum ki, öğretmenlik yaparken bir yandan da camia içinde etkin olma çabasını sürdürecek.

Çağatay Erol (d. 1992) : Daha liseden itibaren Gitar Buluşmaları'nın gedikli öğrencilerinden olan Çağatay, bu yıl Bilkent Üniversitesi MSSF Gitar Bölümü'nü Kağan Korad'ın sınıfında tamamladı.

Çağatay, gitar serüveni içinde çok sayıda Türk ve yabancı hocanın ustalık sınıflarına katıldı. Yarışmalarda elde ettiği dereceleri var. Kendisini dört yıldır izleyip dinliyor ve çıtasını nasıl yükselttiğine yılda bir kez de olsa tanıklık ediyorum. Bu dinletide zor bir yarışma eseri olan Leo Brouwer'in sonatını çalarken, teknik, anlatım ve tınısal olarak ulaştığı düzeyi sergiledi. Mertz'in Küçük Çeşitlemeler'inde piano seslerin temiz tınıyla nasıl elde edildiğini gösterirken, Onur Türkmen'in “Unutulmuş Çocuk Şarkıları”nda bestecinin o kendine özgü tüm yazı özelliklerini başarıyla yansıttı. Çağatay'a gireceği yarışmalar ve yapacağını sandığım yüksek lisans çalışmalarında başarılar diliyorum.

Yeri gelmişken bu eser hakkında birkaç satır yazmak isterim. Türk müziği ve makamları çok iyi bilen bir çağdaş besteci olan Onur Türkmen, bu parçada, ilerde birden ortaya çıkıveren bazı çocukluk anılarını betimlemeyi hedeflemiş. Parça, gitarın çağdaş ve makamsal kökenli müzikte nasıl kullanılabileceğini açısından önemli bir örnek. Keşke Onur Türkmen “Unutulmuş Çocuk Şarkıları”nı bir dizi halinde sürdürüp sayılarını en azından beşe ulaştırsa.

Oğuz Öz (d.1992) : Verimli Söke ovasından çıkıp İzmir'de yetişen, Mehmet Gürgün'ün öğrencisi olarak kazandığı Yaşar Üniversitesi Müzik Bölümü'nü Onur Önem ve Kürşad Terci'yle tamamlayan Oğuz Öz, artık okulunda araştırma görevlisi. Mezuniyetini bölüm birincisi ve fakülte ikincisi olarak aldığını da anımsatmakta yarar var. Yüksek lisans çalışmasını ses mühendisliği alanında Doç. Mehmet Can Özer'le yaparken, gitar çalışmalarını da Terci ile sürdürüyor. Öz'ü şimdiye kadar dörtlü, üçlü içinde ve solo olarak dinlemiştim. Ama bu konserde Sergio Assad'ın güçlüklerle dolu eseri “Aquarella” seslendirmesinde ulaştığı teknik düzeyi, iyi tınısını daha iyi algıladım. Her virtüoz gitaristin dağarında bulunan Albeniz'in Sevilla'sı ne kadar popülerse, Assad'ınki o kadar akademik ve yarışma eseri olacak nitelikte.

Umut veren tüm gitaristlerimize başarılar...

 

 

Bu yazı 5350 defa okunmuştur .

Son Yazılar