CSO Başkemancılık sınavının görünmeyen yüzü
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

CSO Başkemancılık sınavının görünmeyen yüzü

19 Kasım 2014 - 21:57 - Güncelleme: 20 Kasım 2014 - 19:24

Klasik müzik camiasında kulaktan kulağa Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın başkemancılık (konzertmeister) sınavı ile ilgili çeşitli iddialar dolaşıyor. Müthiş bir bilgi kirliliği var. İnsanlar suçlanıyor, ayıplanıyor. Bu durumda ne olup bittiğini yazmak gene bize düşüyor.

Anımsanacağı üzere yaklaşık 3 yıl önce Rengim Gökmen'in 1. Şef, fagotçu Tahsin Arslan'ın müdür olduğu dönemde başkemancı yardımcılığı sınavı açılmış, sonunda da üç 1. derece keman üyesi sınavı kazanarak bu ünvanı almışlardı: 1. Bilgehan Erten, 2. Menevşe Civelek, 3. Jülide Yalçın Dittgen.

Bu üç başkemancı yardımcısı dönüşümlü olarak başkemancı sandalyesinde oturuyorlardı. Geçtiğimiz ilkbahar sonunda doğru başkemancılık sınavı açılması kararlaştırıldı. Sınava bu üç kemancı girebilecekti, çünkü yönetmelik böyleydi! Sınav, Bilgehan Erten ve Menevşe Aydoğdu'nun talebiyle iki kez ertelendi. Hatta, sınav konserinde orkestrayı, yardımcılık sınavında olduğu gibi yönetmek üzere Alman şef Raul Gruneis angaje edilmişti. Onun da angajmanı erteleme nedeniyle iptal edildi. Üçüncü tarih olarak 15-16-17 Kasım 2014 günleri belirlenmişti. Gene erteleme isteği gelince, bu kez Jülide Yalçın Dittgen üçüncü kez yapılacak ertelemeyi kabul etmedi.

Yönetim Bakanlıkla yazışma yaptı, Menevşe Aydoğdu hamileydi ve rapor getirmişti. Bilgehan Erten'in babası eski trompetçi ve müdürlerden Mehmet Erten de rahatsızlığı nedeniyle tedavi görüyordu. Bakanlık, bunun sınavın ertelenmesini gerektirecek bir durum olmadığını, sınavın yapılması gerektiğini CSO'ya yazdı.

Bunun üzerine yönetmelik gereği “imtihan komisyonu” göreve çağrıldı. Yönetmelik şöyle diyordu:

Konsertmaisterlik imtihan komisyonu: Şef, şef muavinleri, birinci ikinci konsertmaisterler ile çello solistinden teşekkül eder.”

CSO'da bunlardan sadece ikisi vardı. 1. Şef Vekili Selman Ada ve çello solisti Oğuzhan Kavruk. Diğer postlar için İzmir'deki üç başkemancıdan ikisi çağrıldı ve geldiler: Kartal Akıncı ve Sema Korkut.

Tüm devlet orkestralarında 2. Şef kadrosunda ise sadece Ender Sakpınar vardı. Böylece jüri Ada, Kavruk(CSO), Akıncı, Korkut (İzmirDSO) ve Sakpınar (İstanbulDSO) beşlisinden oluştu.

Belki sınavın niye üç gün sürdüğünü merak ettiniz. Çünkü arşe, sonat, deşifre gibi altı ayrı dalda yapılan bu sınavın son ayağı da orkestra eşliğinde çalınacak büyük, tanınırlığı olan konçerto. Başarılı sayılmak için için 100 üzerinden 80 almak gerekiyor, buçuklu notlar bir üste tamamlanamıyordu. Yönetmelik gereği jüri üyeleri notlarını gizli olarak veriyorlardı. Bu işlem de Bakanlık'tan gelen iki görevli nezaretinde yapılıyordu.

17 Kasım günü saat 14.00'te CSO'ya gidip sınav konserini dinledim. Orkestrayı şef Burak Tüzün yönetiyordu, orkestra müdürü flüt grup şefi Aycan Sancar'ın da bizzat çalmakta olduğunu gözledim.

Sınavın ertelenmesini isteyen Bilgehan ve Aydoğdu'nun salonda dinleyiciler arasında bulunup bulunmadığı kontrol ettim, yoktular.

Yardımcılık sınavında Brahms konçerto çalmış olan Jülide Yalçın Dittgen, bu kez Çaykovski'yi tercih etmişti. Çalıştıkları eseri, tempolu, enerjik çalan solistlere “tabanca gibi”, “fişek gibi” şeklinde benzetmeler yapılır. Jülide Yalçın Dittgen de, Çaykovski konçertoyu bu benzetmelere uygun biçimde seslendirdi. Birkaç entonasyon hatasına karşın 80'in üzerinde not alabilecek bir seslendirme yaptı. Moskova Konservatuvarı mezunu olan şef Doç. Burak Tüzün de, orkestrayı solistin temposuna uygun biçimde ayarlayarak sınav konserinin sağlıklı biçimde yapılmasını sağladı. Ben şahsen keyifle dinledim. Önceki günkü sınavlarda da, solistin çok başarılı bir Mozart sonat çaldığı konuşuluyordu.

Ertesi gün sonucu sorduğumda “ Jüri not ortalaması 67'de kaldı, dolayisiyle sınavı başaramamış sayıldı” denildi!

Şimdi merakım, iş idare mahkemesine mi gider? Çünkü sınava girmesi beklenen ancak üçüncü ertelemeyi isteyen başkemancı yardımcılarından birinin erteleme talebini yönetime avukatla gelerek ilettiği, ertelenmezse idare mahkemesine gideceğini söylediği yolunda söylentiler de kulağıma geldi.

Acaba yeni bir sınav tarihi belirlenir mi? Bu tarih ne zamana olur? Sınava gireceklerden biri Aralık sonunda doğum yapacağına göre, altı ay daha raporlu olacaktır. Diğerinin babasının, ki sevdiğim bir dostumdur, tedavisinin ne kadar süreceği belli olmaz. Demek ki insanî ve sağlık nedenleri dikkate alınarak tarih belirlenecekse 2016 sonbaharından önce olmaz.

Bir yandan da, jürideki beş kişiden kimlerin çok düşük notlarla bu sonuca yol açtığına dair açık seçik tahminler yapılıyor! Üyeler acaba sadece sınavdaki beceriye göre mi karar verdi, yoksa insanî dedikoduları da dikkate aldılar mı? Tahminlerim var ama bunlardan söz etmek işim değil. Sizlere olabildiğince objektif olarak süreci anlatmaya çalıştım.

Ama düşüncemi sorarsanız, dilinden bile ne denli eski olduğu belli olan yönetmelik, günün gerçeklerine uymuyor. Çünkü sınavla da olsa “devlet dairesinde terfi” gibi bir sistemle bu kadroların doldurulması öngörülüyor. Önce 1. derece keman üyeliği sınavını kazanacaksın, o kadroda bir yıl çalışacaksın. Başkemancı yardımcılığı sınavına sadece 1. derece keman üyeleri girebiliyor! Sınavların hangi aralıklarla açılacağı konusunda bir kayıt yok. 1.Şef ve yönetimlere kalmış! Yâni bu yönetmeliğe göre, orkestraya girmiş, çok yetenekli, başarılı kemancılar, ne başkemancı yardımcılığı, ne de başkemancılık sınavına girebiliyorlar. Varsa yoksa kıdem!

Nitekim üç yıl kadar önceki başkemancı yardımcılığı sınavlarından önce, “nedense?” 1. derece keman üyeliği sınavı açılmadı. Böylece o gençlerin önü tıkanmış oldu! Halbuki o orkestranın ön rahlelerine layık kemancıların arka rahlelerde oturduğu biliyorum. İçlerinde “küskün” olup boşveren, sınav açılsa bile başvurmaktan kaçınanlar bile var! Bu sınavlara dışardan ya da öteki devlet orkestralarından kimse de giremiyor, yâni yönetmelik gereği herşey orkestranın içinde olup bitecek! Bu yönetmelik hükmünü, yurtdışındaki uygulamaları da bilen birisi olarak şahsen saçma buluyorum. Ama değişinceye kadar uyulması da kaçınılmaz!

***

Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için Temmuz 2011 ve Eylül 2011'de

önceki sınavla ilgili iki yazımı

aşağıda değerli okurlarımın bilgisine sunuyorum.

 

Başkent'ten Yansımalar / Şefik Kahramankaptan / Andante, Temmuz 2011, Sayı 59

Başkemancı Yardımcılığı sınavları:

CSO'da çok gecikmiş, ama olumlu bir adım...

Yıllardır CSO'nun konzertmeister ve yardımcıları yoktu. Birinci derece keman üyeleri bu rahlelere dönüşümlü olarak oturuyorlardı. Yetkili kime “ Sınav ne zaman yapılacak?” diye sorsak, “mırın-kırın” türünden yanıtlar alıyorduk! Nihayet bu sezonun sonunda sınavlar yapıldı. Konzertmeister gene yok ama en azından üç tane yardımcı belirlenmiş oldu. Artık birinci rahlede bu üç kişi, kendi aralarında belirleyecekleri dönüşüme göre oturacak.

Niye böyle oldu, kısaca özetlemekte yarar var. Orkestra önce Gürer Aykal'la düştüğü anlaşmazlık nedeniyle genel müzik yönetmensiz (1.Şef) kaldı. Aykal, kendini geçici görevle Antalya'ya tayin ettirdi, sonrasında MSÜ Devlet Konservatuvarına geçti. Ardından Oktay Dalaysel 65 yaşını doldurarak başkemancılıktan emekli oldu. Rahmetli Cengiz Özkök ile Murat Tamer yardımcıları olarak bu boşluğu doldurmaya başladılar ama onlar da sırayla, emeklilik yaş sınırının 67 olduğu H.Ü. Ankara Devlet Konservatuvarı'na geçerek orkestra kadrolarından ayrıldılar. Böylece yıllar geçti! 2006'da Rengim Gökmen, CSO'nun 1.Şeflik kadrosuna seçilip resmen atandığında, önündeki en büyük sorunlardan biri de buydu. Önce orkestrada acil gereksinim duyulan boş kadrolar için sınavlar yapıldı, genç ve parlak müzisyenler orkestraya kazandırıldı. Başkemancı yardımcılığı sınavı ise, 2011'de yapılabildi.

Yasa ve yönetmelik hükümleri hayli eski ve bunlara uyulması zorunlu! Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, dışardan kişilere açık değil yükselme sınavları. Orkestrada daha önce gene sınavla birinci derece keman üyesi olabilenler girebiliyor.

Kısaca “komisyon” denilen seçici kurul üyeleri orkestranın 1. Şefiyle konzertmeister kadrosuna atanmış üç kişiden oluşuyor. Bu üç kişi de şu anda sadece İzmir Devlet Senfoni Orkestrası'nda var! Komisyon böylece Rengim Gökmen ile Kartal Akıncı, eşi Deniz Akıncı ve Sema Korkut'tan oluşuyordu. Sınava girenlerin orkestra eşliğinde bir konçerto çalması, bir Bach sonat ile bir piyanolu sonat seslendirmesi 15 dakikalık bir deşifre, ayrıca arşe ve parmak yazımı yapması gerekiyordu. Bu da günler süren bir maraton demekti. Orkestra şefi olarak Raoul Grüneis angaje edilmişti.

Bu sınav maratonunun sadece konçerto icralarını izledim. Başkemancı yardımcılığı sınavlarında kendi seçtikleri konçertolarla şu kemancılar yarıştı: Demet Emekli ( d.1962-Mendelssohn), Bilgehan Erten (d. 1963-Haçaturyan), Esra Gökoğlu ( d.1968- Prokofiev), Derya Bozok (d.1970-Saint Saens), Levent Kardeş ( d.1970-Brahms), Jülide Yalçın Dittgen ( d.1970-Brahms), Esma Ebru Davran (d.1974-Brahms), Tuba Tamer Türeli (d. 1974-Brahms), Menevşe Aydoğdu ( d.1974-Paganini).

Dokuz kemancının tümünün CSO eşliğindeki konçerto icralarını dinledim. İlginç raslantı, çoğunun konservatuvar mezuniyetinde seslendirdikleri konçertoları, bu sınav için de seçtiklerini öğrendim. Konçertolara göre gözlediğimde Jülide Yalçın ile Bilgehan Erten'in en iyi icraları çıkardıklarını düşündüm. Üçüncülük için de birkaç isim eşdeğerdi sanki... İcraları, seçtikleri konçertonun yapısının da etkilediği muhakkaktı. Örneğin Esra Gökoğlu daha parlak bir konçerto seçebilirdi. Brahms'ı Ebru Davran çok soğukkanlı, Tuba Tamer ise biraz hırçın biçimde seslendirdi. Levent Kardeş akademik bir icra çıkarmasına karşın, elindeki küçük sesli kemanın kurbanı oldu. Jülide Yalçın'ın Brahms'ı, Türkiye'ye gelen pek çok yabancı solisti aratmayacak güzellikteydi, sadece son bölümde biraz telaşlandığını hissettim.

Menevşe Aydoğdu'nun Paganinisini ise, bir dakika geç kaldığım için kulisten dinlemek zorunda kaldım, genellikle sağlamdı, yer yer ton sorunları yaşasa da güç bir konçertoyu sınav için seçmiş olması güvenini gösteriyor olsa gerekti. Derya Bozok'un Saint Saens'i temiz, Bilgehan Erten'in Haçaturyan'ı, teknik ve duygunun birarada yoğrulduğu iyi bir icraydı. Demet Emekli ise sınava sanki “spor olsun” ya da “gençlere cesaret vermek için” girmiş gibiydi. Bunlar sadece konçertolarla ilgili kişisel değerlendirmem.. Sonuç, jürinin diğer etkinliklere verdiği puanların da toplanmasıyla elde edilerek, CSO'nun yeni başkemancı yardımcıları sırasıyla şöyle belirlendi: Bilgehan Erten, Menevşe Aydoğdu, Jülide Yalçın Dittgen.

İkinci keman grup şefliği için de Tangör Ertaş ( d.1969-Mendelssohn), Zeynep Erkan Aran (d.1967- U.C. Erkin), Esma Ebru Davran (d.1974-Brahms), Tuba Tamer Türeli (d.1974-Brahms) yarıştılar. Davran ve Türeli “mevzuatın yerini bulması için”, Brahms konçertoyu iki kez çalmış oldular. İpi göğüsleyen, zaten bu görevi yıllardır “fiilen” yapmakta olan Tangör Ertaş'tı. Bu grupta Zeynep Erkan Aran, “Türk bestecisi seçen tek kemancı” olarak dikkati çekti.

Aslında, CSO'nun keman grubu üyeleri arasında bu sınavda güçlü biçimde yarışabilecek başka isimler de vardı. Ama çeşitli nedenlerle katılmadılar. Örneğin, döneminin üstün yetenekli çocuklarından Özgür Balkız ve 1. derece için bile bugüne kadar başvurmayan “Paganini” lakaplı Hüseyin Ulutaş, ilk aklıma gelen adlar.

Başlıkta “çok gecikmiş” nitelendirmesinde bulundum. Buna belki de en güzel gösterge İzmir'de konzertmeister kadrosunda bulunan Deniz Akıncı'nın, sınava girenlerin bir bölümünün neredeyse kızı ya da en küçük kardeşi yaşında olmasıydı. İzmir yıllar içinde bu anlamda yol almış, konzertmeisterlerini seçip kadrolamış, CSO ise iç anlaşmazlıkların, işleri oluruna bırakmanın gecikmesini yaşamıştı. Bundan sonra gecikilmeden, boş bulunan viyola başta olmak üzere çeşitli grup şeflikleri için sınavlar da açılır umarım. Ayrıca CSO'ye geçtiğimiz yıllarda giren gençler için birinci derece keman üyesi sınavlarının da yapılmasında yarar var.

Bu maratonda yapılan ilk sınav, “viyolonsel solisti” sınavıydı. Giren tek müzisyen, grup şefi Oğuzhan Kavruk'tu (d.1969-Dvorak). Gayet iyi bildiği konçertoyu temizce çaldı, öteki etkinliklerde de gereğini yaptı ve bu ünvanı kazandı.

Sınavların belki de en önemli kahramanı, yıllardır “konformist” bir görünüm sergileyen orkestraydı. Günde üç konçertoya eşlik ettiler, sabah prova yapıp, akşam çaldılar. Konçertolarda başarılı olanlara gösterdikleri ilgi, yüzlerindeki tebessüm, bu çalışmadan mutlu olduklarını gösteriyordu. Şimdi CSO'nun önümüzdeki sezon için nasıl bir program ortaya koyacağını ve ön rahlenin nasıl bir performans göstereceğini bekleyeceğiz.

 

***

Yansımalar / Şefik Kahramankaptan / 30 Eylül 2011 (Cumhuriyet Ankara Eki)

CSO'da yeni başkemancı yardımcısının ilk sınavı...

CSO'nun önümüzdeki sezon vereceği konserlerde başkemancı sandalyesinde, son altı yıl olduğu gibi çok sayıda kemancı arasında dönüşüm yaşanmayacak çünkü başkemancı yardımcıları artık belli. Önümüzdeki hafta ilk konserde başkemancı sandalyesinde Bilgehan Erten'i (d.1963) sonraki haftalarda ise Menevşe Aydoğdu (d.1974) ile Jülide Yalçın Dittgen'i(d.1970) göreceğiz. Dönüşüm bu üç kemancı arasında yapılacak.

Yıllardır CSO'nun başkemancısı ve yardımcıları yoktu.

2006'da Rengim Gökmen, 1. Şeflik kadrosuna seçilip resmen atandığında, önündeki sorunlardan biriydi bu. Başkemancı yardımcılığı sınavı, geçtiğimiz sezon sonu yapılabildi. “Mevzuat gereği” dışardan kişilere açık değildi, daha önce gene sınavla birinci derece keman üyesi olabilenlerden dokuz kişi sınava girebildi. Seçici kurul üyeleri orkestranın 1. Şefiyle, devlette başkemancı kadrosuna atanmış üç kişiden oluşuyordu. İzmir Devlet Senfoni Orkestrası'nın başkemancıları Kartal Akıncı, eşi Deniz Akıncı ve Sema Korkut, 1.Şef Gökmen'le birlikte puanlamayı yaptı. Sınava girenlerin orkestra eşliğinde bir konçerto çalması, bir Bach sonat ile bir piyanolu sonat seslendirmesi , 15 dakikalık deşifre, ayrıca arşe ve parmak yazımı yapması gerekiyordu.

Üç kemancının yarıştığı ikinci keman grup şefliği sınavında ipi göğüsleyen, zaten bu görevi yıllardır “fiilen” yapmakta olan Tangör Ertaş (d.1969) oldu.Viyolonsel solisti sınavına giren tek müzisyen, grup şefi Oğuzhan Kavruk'tu (d.1969) ve bu ünvanı kazandı. Sınavların belki de en önemli kahramanı, yıllardır rahata alışmış bir görünüm sergileyen orkestraydı. Şef Raul Grüneis eşliğinde günde üç konçertoya eşlik ettiler, sabah prova yapıp, akşam çaldılar. Konçertolarda başarılı olanlara gösterdikleri ilgi, yüzlerindeki tebessüm, bu çalışmadan mutlu olduklarını gösteriyordu.

CSO bu hafta Rengim Gökmen yönetiminde Devlet Sanatçısı Hüseyin Sermet'e Ravel'in sol majör konçertosunda eşlik ediyor, giriş parçası Ferid Alnar'dan “İki Dans”... İkinci yarıda ise, Türkiye'de az çalınan önemli bir yapıt var, R.Strauss'un “Heldenleben / Kahramanın Yaşamı” adlı senfonik yapıtı. Bu yapıtın bir işlevi nedir biliyor musunuz? İçindeki keman sololar nedeniyle, Avrupa'da başkemancı sınavlarında çaldırılan bir yapıt olması! Bizde sınav sonuçlandıktan sonra çalınıyor, eh, bu da bir aşama!..

 

 

 

 

 

Reklam
Bu yazı 8647 defa okunmuştur .

Son Yazılar