CSO / DÇK / Burak Tüzün : Mozart Requiem’e parlak seslendirme…
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

CSO / DÇK / Burak Tüzün : Mozart Requiem’e parlak seslendirme…

21 Kasım 2014 - 23:53 - Güncelleme: 22 Kasım 2014 - 00:28

CSO’nun 21 Kasım akşamı yaptığı Mozart-Requiem seslendirmesinde hem bazı ilkler vardı, hem de bazı rastlantılar. Örneğin şef Burak Tüzün eseri ilk kez yönetiyor, alto Sim Tokyürek de bu partiyi ilk kez söylüyordu.
Rastlantılara gelince, daha dört gün önce CSO eşliğinde 100 üzerinden 80 puanı aşacak başarılı bir Çaykovski konçerto seslendirmesi yapan, buna rağmen jürideki bazı üyelerin kasıtlı tutumuyla başkemancılık sınavında "çaktırılan" Jülide Yalçın Dittgen, bu hafta sırası geldiği için başkemancı sandalyesinde, çoğu kişiye göre hakettiği yerde oturuyordu. Bir diğer rastlantı ise, orkestranın emektarlarından, tromboncu Numan Irmak’ın 38.5 yıl hizmetten sonra yaş haddi nedeniyle emekliye ayrılmasının bu konsere denk gelişiydi.
Aslında, 21 Kasım akşamı Azeri besteci Serdar Ferecov’un Necip Fazıl Oratoryosu’nun
dünya prömiyeri yapılacaktı. Ama eseri sipariş edenlerin "bestecinin rahatsızlığı"nı ileri sürerek erteleme talebi üzerine, Mozart’ın Requiem’i programa alınmış, böylece anlaşması yapılmış Devlet Çoksesli Korosu ile solistler aynı akşam bu eserde değerlendirilmişlerdi.
Bu sezon devlet orkestraları ve Bilkent’le konser angajmanları bulunan, CSO’nun eğitim konserlerini de yapacak olan şef, HÜ. ADK öğretim üyesi Doç. Burak Tüzün, aynı hafta içinde CSO’nun isteği üzerine hem sınav konserinin provalarını ve konserini, hem de Requiem’in provalarını yapmıştı.


Solistler, Antalya Operası’nın primadonnası soprano Nurdan Küçükekmekçi Aydın, Ankara Operası solistlerinden mezzosoprano Sim Tokyürek, uluslararası solistlerimizden Mersin Operası mensubu tenor Bülent Bezdüz ile Ankara Operası solisti bas Tuncay Kurtoğlu’ydu. Tokyürek dışındaki solistler, eseri daha önce, hatta bazıları defalarca söylemişlerdi. Devlet Çoksesli Korosu’nun da repertuarında bulunan ve her yıl çeşitli orkestralarla defalarca seslendirdikleri, çok iyi bildikleri Requiem, Mozart’ın son ve bu türün vazgeçilmezi olan eseridir.
Mozart ,Requiem’ini bir kişinin siparişi üzerine 1791 yılında yazmaya başlamış, ancak üçte ikilik bölümünü bitirebilmiş ve ölmüştür. Âdeta kendi duasını yazmıştır. Eser sipariş  olduğu için Mozart'ın ölümünden sonra karısı Konstanze, Mozart'ın adına öğrencileri Joseph Eybler ve Franz Xaver Sussmayr'e tamamlatmıştır.
 Requiem”, Türkçede herkesin anlayacağı dille “ağıt” ya da ölülerin ardından bir “dua” olarak nitelendirebileceğimiz  dinsel müzik formudur. Tüm bestecilerin kullandığı sözler Latincedir ve aynıdır. Koroya işaretin yanısıra, metnin ilk kelimelerini de söyleyerek giriş verdiği için, Şefin Latince metni de öğrenmesi gerekir.
Peki, seslendirme nasıl oldu? Doğrusu, ortalamanın üzerinde, başarılı bir seslendirme yapıldı. Girişler ve cümle- bölüm sonları gayet bütüncüldü. Koro günündeydi, iyi bildiği eseri çoşkuyla söyledi. Solistler gayet dikkatli, özenli bir seslendirme yapmaya çalıştılar. Özellikle soprano Nurdan Küçükekmekçi ile tenor Bülent Bezdüz, pürüzsüz tonları ve  yeterli volümleriyle dikkati çekti. Eserin koro ve dört solistin birlikte söylediği "Domine Jesu Christe"  ile dört solistin solosu ardından koroyla devam eden  "Benedictus" bölümleri parlak bir biçimde icra edildi.
Şef Tüzün, hem balans, hem de orkestrayla koroyu sahnede iyi yerleştirme amacıyla yaptığını tahmin ettiğim, klasik oturma planını değiştirmekle beklediğini elde etti. Keman grupları karşılıklı konuçlanmış, çellolar ortaya  viyolaların yanına alınmıştı. Kontrabaslarda iki keman grubunun arkasına yerleşmiş, timpani sahnenin bize göre sağında konuçlandırılmıştı.


Şef Burak Tüzün’ü böyle büyük bir eseri, ilk uygulamasında başarıyla yönettiği, bütüncül bir seslendirme sağladığı için kutluyorum. Şeflik eğitimini Moskova Çaykovski Konservatuarı’nda almış olan Tüzün, alçakgönüllü biçimde, dinleyiciyi selamlamadan koroyu hazırlayan şef Cem’i Can Deliorman’ın sahneye gelişini bekledi, aslan payını kendine çıkartmaya kalkışmadan hem koro şefini, hem solistleri, hem de orkestrayı onore etti. Orkestradan tromboncu Ahmet Yaldız’ı gösterdiği performans nedeniyle dinleyiciye ayrıca alkışlatırken, kendisine verilen çiçeği başkemancıya sunarak orkestraya teşekkürünü de ifade etmiş oldu.


Selam bölümünde kağıt üzerinde emekliye ayrılan ama gönlünün hep CSO’yla yaşayacağına inandığım tromboncu Numan Irmak’ı da ön tarafa çağırarak, dinleyicinin de onu alkışlarla uğurlamasını sağladı. Ama zannetmeyin ki CSO listesinden Irmak soyadı siliniyor. Oğlu Yaz Irmak, viyolonsel grubunun başarılı bir üyesi…

 

Bu yazı 4156 defa okunmuştur .

Son Yazılar