Elderoğlu örneğinde, soyut, müzik ve telif kavramları
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Elderoğlu örneğinde, soyut, müzik ve telif kavramları

02 Şubat 2019 - 20:25 - Güncelleme: 02 Şubat 2019 - 20:45

Türk resminde soyutu evrensel anlamda ilk kullanan sanatçıların başında gelen ressam Âbidin Elderoğlu'nun resimleri, iki elektronik müzik bestesine esin kaynağı oldu. HÜ. Ankara Devlet Konservatuvarı öğretim üyelerinden Hâtıra Ahmedli Cafer'in ressamın yaşamının iki dönemindeki çalışmalarından hareketle bestelediği Çile- Kozmoz ile Dans (1942-1966) ve Kozmoz ile Dans (1966-1994) başlıklı iki elektronik parçası, ressamın torunu Oğuz Sağdıç'ın kurguladığı resimlerle birlikte 2 Şubat 2019 günü Nurol Sanat Galerisi'nde sanatseverlere ilk kez dinletildi.

Bu dinleti galeride halen devam eden, fiyatların 2500 ila 300.000 dolar arasında değiştiği ve hiç satış olmayan Âbidin Elderoğlu Sergisi çerçevesinde düzenlenen panelde yapıldı. Sanat tarihçisi Dilek Karaaziz Şener'in yönettiği “Gözle Dinlemek” başlıklı panele ressam Prof. Zafer Gençaydın, ressamın damadı fotoğraf sanatçısı Ozan Sağdıç, telif hakları uzmanı Avukat Ünsal Piroğlu, besteci Hâtıra Ahmedli Cafer ile ressamın torunu Oğuz Sağdıç katıldılar.

Ozan Sağdıç, ilköğretim yıllarında rastlantısal olarak resim öğretmenliğini de yapmış kayınpederi hakkında bilgilendirici konuşması sırasında özellikle, eleştirmen Kaya Özsezgin'in (1938-2016) “Arap harflerinden ilham alıyor” şeklindeki iddiasına ressamın çok kızdığını vurguladı.

Prof. Zafer Gençaydın da doğa-insan-sanat bağlamında bilgilendirici konuşmasında, Elderoğlu'nun doğayı bir gelişim içinde gözleyip çözümleyerek soyuta ulaştığını anlattı ve Özsezgin'in iddiasına katılmadığını, Elderoğlu'nun evrensel anlamda soyut resim yaptığını belirtti. Gençaydın, ressamın “Müziği Dinlemek” nitelendirmesinin arka planındaki sosyolojik ve felsefî boyutu da örneklerle açıkladı.

Hukukçu Ünsal Piroğlu'nun konuşmasından önce Ozan Sağdıç söz alarak geçmişteki bir olayı “gangsterlik” nitelendirmesiyle anlattı. Belçika'da Gaspar d. Witt adlı goblen ve dokuma halı fabrikası sahibi bir kişinin Elderoğlu'ndan önce 160 ardından 40 tane kağıt üzerine soyut çalışmayı satın aldığını, sonra bunları kendi imzasıyla dokunan halılarda kullandığını anlattı. Konuyu delillendirmek üzere G.d. Witt'in bastırdığı katalogu gösterdi. Halıcının sonradan aldığı 40 resmin fotoğraflarını çekmiş olduğunu, bunun da durumu delillendirme bakımından önemli olduğunu söyledi.

Avukat Ünsal Piroğlu da, Türkiye'de telif hakları, fikrî haklar gibi konulardaki yasaların yeterli olduğunu, ancak sanatçıların bu yasa hükümlerinden yeteri kadar yararlanamadığını anlattı. Bir eserin, bizzat yapanı tarafından bile tahrip edilemeyeceğini, yasanın eseri koruduğunu söyledi.

Elderoğlu'nun eserlerinin halıcı tarafından kullanılması konusunda ise, tıpkı kullanım mı, yoksa esinlenme mi olduğu konusunda tesbit yaptırılarak, malî haklar için girişimde bulunulabileceğini belirtti.

Torun Oğuz Sağdıç, dedesinin Paris'de besteci Adnan Saygun'la aynı odayı paylaştığını, birbirlerini konser ve resim sergilerine götürdüklerini, Elderoğlu'nun müzik sevgisinin böyle başladığını ve daha sonra üç kızını da konservatuvara yolladığını anlattı. Dedesinin eserlerinin dağıtılmayıp bir bütün halinde korunmasını el yazısıyla vasiyet ettiğini ancak bu vasiyete tarih attığı halde, yazıldığı kenti belirtmemesi nedeniyle hukuki geçerlilik sağlanamadığını belirtti. Âbidin Elderoğlu'nun tüm eserlerinin yer alacağı internette bir sanal müze için babasıyla birlikte yıllardır sürdürdükleri çalışmaları son aşamaya getirdiklerini muştuladı. Sonunda, besteci Hâtıra Ahmedli Cafer ile nasıl bir işbirliğine gittiklerini anlatarak sözü besteciye ve müziğe bıraktı.

Keşke müziği daha iyi duyabileceğimiz bir hoparlör uygulanmış olsaydı. Ama gene de özellikle önlerde oturanlar perdede görseller yansırken yükselen müziği duyabildi. Besteci, notasyonunu bilgisayardaki enstrüman bankalarından sağladığı “simple”larla müziğe dönüştürmüş, ilk parçada solist olarak da “soğuk ses” olarak nitelendirdiği obuayı kullanmıştı... Müzikle görsellerin bir öz-biçim ilişkisi oluşturduğunu duyup gözlemek hoştu.

Bu panelden çıkardığım sonuç ve önerilerimi şöyle özetleyebilirim:

- Sanatçılar, ister plastik sanatlarla, ister müzikle uğraşsınlar, telif hakları yasası hakkında yeterli bilgi edinmeliler.

- Güzel Sanatlar Fakülteleri ve Konservatuvarlara birer sömestrlik, konuyla ilgili ders konulmalıdır.

- Tıpkı Türkiye'den kaçırılan arkeolojik eserlerin geri getirtilmesinde olduğu gibi, Devlet, eğer hukuksal olabilirliği görünüyorsa, Elderoğlu olayındaki gibi vakalarda sanatçı ve varislerine yardımcı olmalıdır.

- Plastik sanatlar ile müzik dayanışmasını, karşılıklı esinlenmeleri daha ileri boyutlara ulaştırmak için çaba gösterilmeli, örnekler çoğaltılmalıdır.

Şefik Kahramankaptan

2 Şubat 2019, Ankara

 

Reklam
Bu yazı 436 defa okunmuştur .

Son Yazılar