Geleneksel çalgılarla yeni müzik mi, yeni sunum mu?
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Geleneksel çalgılarla yeni müzik mi, yeni sunum mu?

08 Aralık 2017 - 13:12

DEM Trio'nun “Hatırlamak ve Hayâl etmek” dinletisi üzerine...

Nasıl çoksesli evrensel müzik alanında, “yeni müzik” başlığı altında gösterilen çabalara ilgi duyup, yeni besteleri dinleyip anlamaya çalışıyorsam, aynı yönelim geleneksel müzik için de geçerli. Şimdiye kadar geleneksel çalgıların, batı sazlarıyla birlikte değişik müzik biçimleri içinde yer aldığı denemelerin çoğunu izledim, ya da dinledim. Kanunî Tahir Aydoğdu, neyzen Kudsî Erguner ve Bilgin Canaz, bağlamacı Arif Sağ, Bengi Bağlama Topluluğu başta olmak üzere yapılan denemelerin, çıkarılan albümlerin pek çoğu “insanda yeniden dinleme arzusu” uyandıran türdeydi. Geleneksel çalgılar için batı çalgılarından oluşan klasik orkestralar eşlikli konçertoların da çoğu zevkle dinlenir nitelikte oldu. İstanbul'daki “Yansımalar” topluluğu, dünyada bir ara pek moda olan “gevşetici-relax” tarzı müzikleriyle dikkati çekti. Tüm bu denemelerin albümleri, kimilerinin üzerinden on yıllar geçmiş olsa da, hâlâ alıcı ve dinleyici buluyor.

Bu girizgâhı yapmamın nedeni, 7 Aralık perşembe gecesi İklimler Organizasyon ile sahaya yeni çıkmakta olan Anadolu Müzik Kültürleri Derneği'nin etkinliği olarak dinlediğim “DEM Trio”nun konseri.

Alanlarında tanınmış iki geleneksel ve bir halk müziği çalgıcısının oluşturduğu DEM Trio'nun üyeleri, aynı zamanda Güzel Sanatlar Genel Müdürü olan Murat Salim Tokaç (Tanbur) Derya Türkan ( Armudî Kemençe) ve Cenk Güray'dan ( Divan sazı ) oluşuyor.

Menekşe Sokak'taki değişik amaçlarla kullanılan, şimdi Ankara Yeni Sahne adını taşıyan küçük tiyatro salonundaki konseri Cenk Güray sundu. İkili, üçlü parçaların bir arada çalındığı aynı makamsal köke sahip bölümlerden oluşan dinleti, Hüseynî ile başladı, Hicaz makamıyla devam etti. Semaîler, zeybekler, sirtolar ve sonunda bir kasap havası ile noktalandı.

Konserle ilgili keşke tek sayfalık bir fotokopi bile olsa, yazılı bir program verilseydi, dinleyicilere daha rahat izleme olanağı sağlanabilirdi. Söz uçar, yazı kalır. Dileyenler bu program kağıdını arşivlerine de kaldırabilirlerdi. Ama tüm sunum sözlü olunca ve Cenk Güray'ın konuşması arkalardan iyi duyulamadığı için, dinleyicinin bilgilenmesi yeterli olamadı.

Konserden önce yapılan yazılı açıklama, bende bir beklenti yaratmıştı ve konsere de bu nedenle gittim. Şöyle deniyordu:

“DEM Trio’nun, Anadolu Geleneksel Müziği’nden köklenip, doğaçlamalarla bir meçhule doğru giden müzikleri; aynı kültürün çalgıları olan tanbur ve bağlama arasında süreç içinde oluşan yapay ayrılığı ve uzaklığı ortadan kaldırma adına ilk adımlardan biri olarak göze çarparken, geleneksel çalgılardan oluşan bir topluluktan çıkabilecek makamsal tabanlı tını arayışları adına da olgun fikirler ortaya koymaktadır.”

Dinlediklerimiz, bu iddiayı karşılamaya yeterli değildi. Belki divan sazı (bas bağlama da denilebilir) , başka çalgıların da tanbur ve armudî kemençeyle birlikte yer aldığı daha geniş bir toplulukta yer alabilir. Ama bu üçlü içinde “yapay ayrılık” işitsel olarak ortadan kalkmıyor. Tanbur ve armudî kemençe tınıları birbirine karışırken, saz tınısal olarak aykırılık gösteriyor.

Çalınanlar içinde yanlış anımsamıyorsam iki parçada, üç seslilik vardı. Bu deneme, parçaların üç çalgı tarafından aynı nota üzerinden çalınanlara oranla daha az monoton ve dikkati çekici oldu. Armudî kemençenin tuttuğu “dem” üzerine tanburun içli tınısının yakışmadığını kim söyleyebilir? Doğaçlama, aynı makamdaki değişik parçaların birbirine bağlanması ve bazılarının ana ezgisine yol alınırken, bir tür “ara taksimi” gibi uygulanarak dikkati çekti ve özellikle Derya Türkan, armudî kemençesiyle katkıda bulundu. Ana ezgilerin seriminde ise Murat Salim Tokaç, çalgısının titreşimini de dinleyiciye ulaştırarak mızraplı tanburun ses paletini ustalıkla sergiledi.

Konserin başlığı “Hatırlamak ve Hayâl etmek” idi. Birinci edim tamamdı, parçalar ve bestecileri hatırlandı ama ikinci edim için daha düşünülüp yeni fikirler geliştirilmesi lazım. Sonuç olarak, çalgılarında “üstad” mertebesine erişmiş üç müzisyenin çabası, en azından bir arayışa girişip sürdürdükleri için takdire değer. Ancak açıklanan iddianın oluşturduğu “geleneksel çalgılarla yeni müzik” beklentisini karşılamıyor.

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

8 Aralık 2017


 

Bu yazı 1808 defa okunmuştur .

Son Yazılar