İki güçlü kadın sanatçı ve bir üniversite
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

İki güçlü kadın sanatçı ve bir üniversite

22 Nisan 2017 - 16:48 - Güncelleme: 22 Nisan 2017 - 17:06

Hacettepe'nin 50. yılı : İki güçlü kadın sanatçı ve bir üniversite

Türkiye'de kadınların klasik müzikte giderek artan varlığı, orkestralarda artan kadın müzisyen sayısı, bunun yanısıra kompozisyon alanında da giderek sayılarının artması hep kıvandığım bir durum. 21 Nisan 2017 akşamı da iyi eğitim görmüş, sağlam temele sahip kadın besteci Hatıra Ahmedli Cafer (d.1958), anıtsal piyanist TC. Devlet Sanatçısı İdil Biret (d.1941), Hacettepe Üniversitesi'nin 50. kuruluş yıldönümü kutlamaları çerçevesinde düzenlenen konserde dinleyiciye hem düşündürücü, hem keyif verici bir saat yaşattılar.

Hacettepe M Salonu tıklım tıklım doluydu. Başta Rektör Prof. Dr. Haluk Özen, yardımcısı Rahime Meral Nohutçu, Genel Sekreter Prof. Dr. Aşkın Tümer, 50. Yıl Kutlamaları koordinatörü Prof. Dr. Timur Han Gür olmak üzere üniversitenin üst yönetimi ve pek çok öğretim üyesi , Ankara Devlet Konservatuvarı'nın müdürü Metin Munzur ve yardımcıları salondaydı. ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök ile değerli besteci-yayıncımız Muammer Sun da davete icabet edenler arasındaydı.

SAĞLAM VE ETKİLEYİCİ BİR SENFONİ

Konserde önce, şef Burak Tüzün yönetimindeki HSO tarafından, konservatuvarın öğretim üyelerinden Doç. Hatıra Ahmedli Cafer'in “Senfoni”si seslendirildi. Bu, günümüze kadar değişik biçimlerde yüzün üzerinde yapıt veren bestecinin ilk senfonisiydi. Karşıtlıkların açıkça vurgulandığı üç bölümlü eserin süresi de iyi ölçeklenmişti, 25 dakika kadardı.

Yapıt, fikir olarak bir ana tema etrafında karanlıkla aydınlığın, kötü ile iyiliğin karşıtlıklarla işlendiği bir programa sahipti. İçinde, bir takım halk motiflerini ve mistik ögeleri kulağa sokarcasına değil, gizil biçimde barındırıyordu. Birinci bölümde Azeri halk şarkısı Yanık Kerem'den, ikinci bölümde günümüzdeki gibi yerli-yersiz değil, tam da anlamına uygun biçimde verilen bir selanın derinlerdeki ezgisini alğılamak mümkündü.

Tonal ve çoklu makamların karışık biçimde kullanıldığı eserin özellikle ikinci ve üçüncü bölümleri etkileyiciydi. İkinci bölüm bir bakıma “insanlığın cenazesinin kaldırılışını” simgeliyordu. Başladığı gibi biten bir simetri barındıran bu bölümde gene gizil duygular, üzüntü ve ızdırap algılanıyordu. Üçüncü bölümün kaotik başlangıcında günümüzdeki ortamın algılanmasına karşın, daha sonra ağır tempoda ortaya çıkan zerafet ve ışık, gene de umudun yitirilmemesi gerektiği mesajını veriyordu. Yapıtta bestecinin içinden yetiştiği Rus ekolünün etkileri hissediliyordu.

Eser iyi seslendirildi ve bestecisiyle birlikte büyük alkış aldı. Besteci, eşi BSO Viyola Grup Şefi Cavit Cafer'le birlikte hemen arkamda oturuyordu. Burak Tüzün salonu tarayarak besteciyi sahneye davet etti ve birbirlerini karşılıklı kutladılar. Rektör Haluk Özen de oturduğu koltuğa gelerek Cafer'i tebrik etti.

Hatıra Hanıma Senfoni'yi nasıl bestelediğini sorduğumda, “Bundan önce buradaki şefler, eserlerimi çaldıracaklarını söylüyor, sonra ilgilenmiyorlardı. Bu senfoniyi ise bizzat şef Burak Tüzün istedi, altı ayda tamamlayıp keslim ettim. Ben yazarken, zaten programda ilan edilmişti bile” yanıtını aldım.

Bu senfoni, ilk seslendirmeyle kalmamalı, ülkemizde başta CSO ve BSO olmak üzere bu yapıtı programlarına alıp seslendirmeli.

İDİL BİRET'E DOYAMADILAR

Konserin ikinci yarısında insanların dinlemeye doyamadığı anıtsal piyanistimiz İdil Biret sahnedeydi.

Mozart'ın K.466 Re minör 20. Piyano Konçertosu'nu seslendirirken, birinci bölümde aslında Beethoven de çalıyordu! Çünkü ilk bölüme kendisi bir kadans yazmayan Mozart'ın bu konçertosunu piyanist olarak seslendirirken Beethoven bu boşluğu doldurmuştu.

Bu güzel konçertonun İdil Biret tarafından her zamanki ciddiyet ve disipliniyle seslendirilişi sırasında salondakilerin “her arada alkışlama” sendromu tutuverdi. Ayrıca salonun arka bölümlerinden çatırtı-patırtılar, pet şişe çıtırdatmaları da Mozart'ın ezgileri arasına karışıverdi!

İdil Biret icrayı sonlandırdığında büyük bir alkış tufanı koptu. Biret dinleyiciyi R. Schumann'ın Op.12 Fantezi Eserler'inden “Uçuşan Hayaller”le ödüllendirdi. Güçlü alkış kesilmeyince bu kez Kreisler'in Rahmaninof tarafından piyanoya uyarlanan “Libeslied”iyle dinletisini noktaladı. Biret'e çiçeği Rektör Özen sundu.

Dışarda Biret'e CD imzalatmak için uzun bir kuyruk oluşmuştu. Bu kuyruk kulise şef odasında doğru uzanırken, Biret'in imzasını alanlar arasında Genel Sekreter Aşkın Tümer de vardı.

 

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

22 Nisan 2017

 

Bu yazı 3255 defa okunmuştur .

Son Yazılar