İtalyan Besteciler Yüzyılımızda Ne Yapıyor?
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

İtalyan Besteciler Yüzyılımızda Ne Yapıyor?

23 Ocak 2020 - 00:00 - Güncelleme: 23 Ocak 2020 - 00:30

İtalyan müziği denilince dinleyicinin aklına öncelikle operalar, baroklar ve napolitenler geliyor. Çünkü ülkemizdeki orkestralar ve şancılar tarafından en çok bunlar tercih edilip seslendiriliyor. Kemancılar için Paganini önemli bir eşik. Senfonik eser olarak Ottorino Respighi'nin Roma Çeşmeleri, Roma Çamları, Roma Festivalleri gibi senfonik şiirleri Türkiye'de sıklıkla çalınır. Nedense, bunların dışında senfonik ve çağdaş müzik yazan İtalyan bestecilere pek eğilinmemiştir. Hacettepe Senfoni Orkestrası'nın İtalyan Büyükelçiliği'nin desteğiyle 22 Ocak 2020 akşamı verdiği konser, bu eksikliği giderici iki bestecinin birer eserini içermesi bakımından yararlı oldu.

Konserin İtalyan konukları şef Andrea Vitello (d. 1977) ile piyanist Roberto Prosseda'ydı (d.1975). Piyanist Prosseda'yı, 2015'de Uluslararası Ankara Müzik Festivali'nde Orkestra Akademik Başkent eşliğinde C. Gounod'nun (1818-1893) Pedal Piyano için Mi bemol majör Konçerto'sunun Türkiye'de ilk seslendirilişini yaptığında tanımıştık. Özellikle Mendhelshonn icralarıyla tanınan yetkin bir piyanist.

Şef Andrea Vitello ise Türkiye'ye ilk kez geliyordu. Adını uluslararası alanda genel dinleyici kitlesine “Solisti della Scala” üflemeli sekizlisi ile Warner Classics'den çıkan Igor Stravinsky, Peter Eötvös, Alessio Elia, Albertas Navickas ve Rita Ueda'nın eserlerinin yer aldığı CD ile duyurduğunu biliyorduk. Çağdaş müziğe ilgisinin yanı sıra, tanınmamış veya unutulmuş İtalyan bestecilerin eserlerini keşfedip yeniden günyüzüne çıkarmasıyla tanınan bir şef olduğunu da HSO ile yaptığı program sayesinde öğrenmiş olduk.

J. S. Bach'ın sıklıkla seslendirilen Re Majör 3. Konçertosu'nun ardından, Mario Pilati'nin (1903-1938) Piyano ve Yaylı Çalgılar için Süit'inin Türkiye'de ilk kez seslendirilişine tanıklık ettik. Mozart gibi sadece 35 yıl yaşamış olan bestecinin henüz 22 yaşında bestelediği dört bölümden oluşan Süit'i, bizim yaylı çalgı topluluklarımız da keşfetmeli ve edinmeli. Oda müziğinde repertuar sıkıntısı çeken topluluklar ve genç Türk piyanistler için hem zarafeti, hem de 15 dakikalık süresiyle ideal bir eser.

İlk yarıda piyanist Prosseda'ya, meslekdaşı Ankara Devlet Konservatuvarı araştırma görevlisi piyanist Deniz Kün yardımcı oldu.

İkinci yarıda önce genç İtalyan kadın besteci Elvira Muratore'nin (d. 1985) Piyano ve Yaylı Çalgılar için Otoportre başlıklı eserini dinledik. Muratore, ünlü gerçeküstücü Belçikalı sanatçı Rene Magritte'nin (1898-1967) Clairvoyance (Kavrayış) başlıklı 1936 tarihli Otoportre'sinden esinlenmiş. Bu tabloda ressam, tuval üzerine bir kuş resmetmekte, ancak model olarak masanın üzerindeki bir yumurtayı kullanmaktadır. Yani yumurtanın içinden bir kuş çıkacağını büyüyüp uçacağını haber veriyor!

Besteci eserde solo piyano ile ressamı, yaylı çalgılar ile de süreci anlatmaya çalışmış. Daha ilk notalardan itibaren Muratore'nin minimalist akımın bir temsilcisi olarak nitelendirilebileceği ortaya çıktı. Bizim bestecilerden Kamran İnce'nin ( d. 1960) işlerini çağrıştıran, 8 dakikalık, programlı, dinlenebilir nitelikte bir çağdaş müzik.

Arada, konuk müzisyenlerle ayaküstü kısa bir sohbet imkanı bulduk. Ankara'dan önce Eskişehir'de yaptıkları konserden de çok memnun kalmışlar. Şef Andrea, hemen Türkçe kelimeler öğrenip kullanmaya başlamış, tam Akdenizli, sıcakkanlı bir İtalyan. Piyanist Prosseda, beş yıl önce tanıklık ettiğimiz robot piyanist projesini gülümseyerek anımsıyor. Müziğe çello ile başlayan besteci Muratore, soyadındaki Murat'i adında taşıyan Türkiye'de binlerce kişi olduğu bilgisini hayretle ve gülerek karşılıyor. Muratore, şef Vitali'nin eşi. Birlikte neler yapabileceklerine bir örneği, konserin son eserinde görüyoruz. Muratore ile bir başka müzisyen Daniele Del Lungo, üç ünlü film müziği bestecisi E. Morricone, N. Rota ve J. Williams'ın film müziklerinden temalarla Yaylı Çalgılar için bir Süit düzenlemişler.

Genel kitlenin kulağının alışık olduğu ezgilerin serimlendiği bu süit, konserin finalinde bol alkış aldı. Sahne sempatisi yüksek olan şef Vitali'nin orkestrayla da çok iyi iletişim kurduğu, seslendirme kalitesi ve karşılıklı yüz ifadelerinden anlaşılıyordu. Bakalım, Türkiye'den başka orkestralar dave listelerine Vitali'yi alacaklar mı?

Hacettepe Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen, İtalya'nın Ankara Büyükelçisi Massimo Gaiani, eski YÖK Başkanlarından Prof. Dr. Kemal Gürüz, Hacettepe'den öğretim üyeleri, İtalya'nın Ankara Büyükelçiliği mensupları konserin dinleyicileri arasındaydı.

Bu tür hem müzik kalitesi yüksek, hem de öğretici işbirliklerinin artması dileğiyle...

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

22 Ocak 2020, Ankara


 

Bu yazı 1514 defa okunmuştur .

Son Yazılar