Koreli piyanist Yekwon Sunwoo'dan Rahmaninov'a güçlü yorum
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Koreli piyanist Yekwon Sunwoo'dan Rahmaninov'a güçlü yorum

24 Mayıs 2018 - 00:58

Müzik alanında irili ufaklı binlerce yarışma düzenleniyor. Ama bunların bazıları, kazananların önünü açar, uluslararası dolaşımda hızlı biçimde yer almalarını sağlar. Amerika'daki Van Cliburn Piyano Yarışması bunlardan biridir. 23 Mayıs 2018 akşamı 46. İstanbul Müzik Festivali'nin açılışında, 15. Van Cliburn Yarışması'nın birincisi Koreli piyanist Yekwon Sunwoo'yu dinledik.

29 yaşındaki piyanist, iddiasını Rahmaninov'un 3. Piyano Konçertosu'nu, Sacha Göetzel yönetimindeki BİFO eşliğinde seslendirirken ortaya koydu. Bu ufak tefek Asyalı, piyanoya sekiz yaşında başlayıp kısa süre sonra tüm eğitimini Amerika'nın seçkin okullarında almış, çelimsiz görünümüne karşın enerji dolu, güçlü bir solist. Rahmaninov'un 3. Konçertosunun ilk uzun kadansında tempoyu da hızlı alarak, tarzını ortaya koydu. Eserin lirik-romantik bölümlerinde ise tuşesi duygu yüklüydü.

Yoğun alkış karşısında Yekwon Sunwoo, dinleyiciyi Franz Liszt'in Paganini'den piyanoya uyarladığı La Campanella ile ödüllendirdi. Anlatım gücü yüksek virtüoz bir icraydı.

İKSV Başkanı Bülent Eczacıbaşı açılış konuşmasında, “İstanbul Müzik Festivali’nin bu yıl da hayatımızda yeni keşif pencereleri açacağına inanıyorum” derken, ilk örnek Yekwon Sunwoo oldu. Türkiye'de ilk kez çalan Yekwon Sunwoo'nun halen Almanya merkezli çalışıyor olması, teklif alması halinde yeniden gelişini kolaylaştırıcı bir etken. Bakalım İstanbul'un bu keşfinden diğer kentler ve orkestralar da yararlanabilecek mi?

Açılış konserinin ikinci eseri Çaykovski'nin 1812 Uvertürü'ydü. Eserin viyola ve viyolonsellerin seslendirdiği ilk ölçülerinden itibaren belleğim yıllar öncesinde canlanıverdi. CSO, bu eseri Ankara Hipodromu'nda 40 bin kişilik bir dinleyici topluluğuna icra etmişti. O dönem orkestranın müdürü olan H. Hüseyin Akbulut, Genelkurmay'la görüşmeler yaparak topların alana, topçularıyla birlikte gelmesini sağlamıştı. Orkestrayı da Gürer Aykal yönetiyordu. Gerçek topların, şefin verdiği ataklarla tam zamanında ateşlenmesiyle eserin görkemi ortaya çıkmıştı. CSO tarihinde önemli bir yeri vardır bu konserin… BİFO'nun seslendirmesinde ise büyük kasanın vuruşlarının yetersiz kalacağı düşünülerek, top atışları elektronik olarak esere katıldı.

Lütfü Kırdar Kongre Merkezi Salonu'nun akustik olarak ne denli yetersiz olduğunu, bu konserde bir kez daha algıladım. 1812 Uvertürü'nün en tipik bölümlerinden biri, Rusların Napolyon ordularına karşı kazandığı zafer ve işgalcileri toprağından kovmasının kutlamasını temsil eden çan sesleridir. Lütfü Kırdar'da bu çan seslerinin yeterince işitilemediğini örnek olarak verebilirim.

Festivalin daimi açılış orkestrası olan BİFO, İstanbul ve Ankara'nın orkestralarından gelmekte olan müzisyenlerden oluşuyor. Genellikle hep aynı müzisyenler çaldığı için, Sacha Göetzel yönetiminde belli bir uyumu yakalayabiliyorlar. Şefin babası Peter Göetzel de, birinci keman grubunda yer alıyor. Borusan Quartet'in profesyonel olarak ayrılmasından sonra üyeleri orkestra konserlerinde yer almıyorlardı. Bu konserde Çağ Erçağ'ı gene çello grubunun başında gördüm. Herhalde bir gereklilik doğdu.

Konserden önce, sunuculuğunu Ceylan Saner’in üstlendiği açılış törenine tanıklık ettik. Son üç yıldır etkinliklerin yükünü festival sponsoru olarak paylaşan E.C.A. Yönetim Kurulu Başkanı Gaye Akçen'in İstanbul Müzik Festivali ile güçlü bağımızı, sloganımızda da söylediğimiz gibi, 'Yıllarca Beraber' devam ettireceğiz” demesi, ileriye dönük “sözümüz senettir” mesajı gibiydi.

Katkı sahipleri şükran plaketlerini Bülent Eczacıbaşı’nın elinden aldılar. Aralarında Süreyya Operası'nı yeniden ihya eden Kadıköy Belediyesi'nin şimdiki başkanı Aykurt Nuhoğlu da vardı.Bu yılki onur ödülü de rejisör Yekta Kara'ya sunuldu. Uzun yıllardır İKSV ile içiçe olan Yekta Kara, “Sesim titriyor heyecandan, bu seçkin topluluk önünde ödülü almak benim için kıvanç kaynağı” dedi.

Festivalin ana teması bu yıl “aile bağları”… Pek çok yakın akraba müzisyenden oluşan topluluk yer alıyor programda. Açılışa kendi “aile bağımız” nedeniyle geldiğimiz İstanbul'da katılabildik ancak, öteki etkinliklere gene Ankara'dan, uzaktan kulak kabartacağız.

İstanbul Festivali'ne nice yıllara…

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

23 MAYIS 2018


 

Bu yazı 1440 defa okunmuştur .

Son Yazılar