Doğu-Batı Karışımı Bir Opera Binası
Reklam
  • Reklam
AYŞE ÖKTEM

AYŞE ÖKTEM

Ses Evreni

Doğu-Batı Karışımı Bir Opera Binası

28 Haziran 2016 - 14:20

Gitmedikçe görülmüyor. Haber de alınmıyor. Oysa Yemen, Suudi Arabistan ve Hint Okyanusu arasında bir yere sıkışmış Umman Sultanlığı’nın insanı imrendiren bir opera binası olduğunu öğrendik. Dört milyonu aşan nüfusu, 309 500 km2’lik yüzölçümüyle Arap yarımadasının orta gelirli ülkelerinden olan Umman’da mahalli kültür ve gelenekler ön planda. Dubai’deki gibi aşırılıklara burada rastlamak mümkün değil, öyle anlaşılıyor. Beş kattan yüksek binalara ve beyaz dışında bir renge kesinlikle izin verilmiyormuş, örneğin. 1970 yılında tahta çıkan Sultan Kabus bin Seyd ülkesinde sayılan, ama varlığını da hissettiren bir Sultan.

İşte bu Sultan İngiltere’de eğitim aldığı dönemlerde operanın tadını almış; uzaktan biraz da camiye benzeyen Muskat Kraliyet Operaevi onun isteği üzerine inşa edilmiş. Söylendiğine göre, her ne kadar Sultan locası daima boş kalsa da, salonun bütün koltukları her temsil veya konserde doluyormuş. İtalyan tarzındaki salon konserler için 1055, opera temsilleri için ise 976 koltuklu bir kapasiteye sahip. Son model bir hidrolik sistem sayesinde orgun (evet, bir de orgu var) kulislere itilmesiyle, salon opera temsiline hazır hale geliyor.

2007 yılında inşasına başlanıp, dört yılda tamamlanan binanın üç katı Birmanya tek ağacıyla, fuayeler, büyük merdiven ve dinleyicilerin dolaşabildiği alanlar ise Carrara mermeriyle döşenmiş. Avizeler Swarowski kristali kullanılarak imal edilmiş. Mimari açıdan, Arap-İslam tarzı egemen. Girişteki büyük merdiven Avrupa’nın klasik opera evlerinde sıklıkla gördüğümüz “T” biçiminde; balkonların tırabzanları İslam mimarisinde görülen kafesli cumba taklidi; tavan ise Fas stilinde, 1001 Gece Masalları’nı akla getiren bir dekora sahip. Bütün bu süslemeler arasında binanın mimarları klimayı da ihmal etmemişler ( sene boyunca ısı ortalama 28 dereceden aşağı inmiyor), klima deliklerini, görünmez biçimde yerleştirmişler. Binanın tamamı sekiz yüz bin metrekare; içine restoranlar; bahçeler; butikler yerleştirilmiş.

Gala Konseri

Ummanlılar için oldukça yeni bir sanat dalı opera. Lakin ilginin çok olduğu anlaşılıyor. En sevilen opera La Traviata: kapalı gişe oynuyor. Bir diğeri de Turandot. Zefirelli’nin artık klasikleşmiş yapımı burada büyük sükse yapmış. Verdi ve Puccini’nin şaheserleriyse, Üniversite’de İtalyan dili bölümünün açılmasına vesile olmuş!

Don Pasquale (Ruggero Raimondi)

Her bir temsilden önce ABD’de müzikoloji eğitimi görmüş olan Dr. Nasır el Taee projeksiyon yardımıyla ve eserlerden müzikal örnekler vererek, temsilin daha çekici ve anlaşılır olmasına yardımcı oluyor. Operanın sanat yönetmeni bir İtalyan, Umberto Fanni. Piyanist olan Fanni, Muskat’a gelmeden önce konser organizatörü ve opera direktörüymüş. Bir dergiye verdiği beyanatta, Muskat Kraliyet Operaevinin henüz “yapım” düzeyine gelmediğini, koro ve sabit bir orkestrasının bulunmadığını, bu nedenle temsilleri “kiralama” usulüyle gerçekleştirdiklerini anlatmış. Bu nedenle de, örnek vermek gerekirse, Viyana Operası veya La Fenice buraya, bütün gereçleriyle, enstrümanlar, dekorlar, kostümler, kısacası zorunlu her şeyle birlikte geliyorlar.

Diana Damrau konserde

Bir lirik sezonda aşağı yukarı altı farklı eser sahneleniyor. Çoğu İtalyan operaları; lakin geçtiğimiz Nisan’da Viyana Operası Werther yapımıyla gelmiş. Ama yavaş yavaş operanın kadrosunun oluştuğu anlaşılıyor. Umberto Fanni’nin söylediğine göre, 2016-2017 sezonunda % 100 Ummanlı katkısıyla ilk temsil gerçekleşecekmiş. Kim bilir, belki o zaman yine Sultan tarafından otuz yıl önce kurulan Umman Senfoni Orkestrası, yabancılar olmadan bir temsile eşlik eder. Burada küçük bir bilgi verelim: önümüzdeki yılın başlarında Placido Domingo’nun Orkestrayı yöneteceği bir konser programlanmış bile.

Hep operadan söz ettik ama esasen program yapılırken etkinlikler arasında dengeye özen gösterildiği önümüzdeki yılın programından anlaşılıyor: opera dışında, bale, caz, dünya müziği, Arap müziği ve klasik müzik konserleri faaliyetlerin bazıları.

Devletin yüzde yüz katkısının olduğu operanın yıllık bütçesi hakkında kimsenin fikri yok. Bu konuda Batılı gazetecilerin soruları yanıtsız kalıyormuş. Jonas Kaufmann’a Eylül 2015’de gittiğinde verilen kaşe nedir? Piyanist Hélène Grimaud konseri için ne almıştır? 2016 sonlarına doğru Lyon Operasınca sahnelenecek Don Giovanni’nin bütçeye yükü ne olacaktır? Bunların Devlet sırrı gibi saklandığı anlaşılıyor. Muhalefet daha ilk gününde Sultanı eleştirilerle hedef alsa da, anlaşılan o ki, Ummanlılar memnun. Olunmaz mı?

ADOB veya IDOB veya Antalya Operası Muskat’a bir turne yapmayı düşünmez mi? diye sormak geliyor ayrıca içimden.

 

 

 

 

 

 

Bu yazı 5943 defa okunmuştur .

Son Yazılar