Dördüncü Kardeşler ve “İki piyano mu, dört el mi?”
Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Dördüncü Kardeşler ve “İki piyano mu, dört el mi?”

10 Nisan 2016 - 00:33

 

İki gece üstüste, iki piyano için yazılmış eserleri iki ayrı orkestra eşliğinde kardeş piyanistlerden dinlemiş olmamız tümüyle rastlantı. Ama seslendirdikleri eserlerin bir anlayış farklılığını da gösterdiği açık. Dün gece Rengim Gökmen yönetimindeki CSO’da Güher-Süher Pekinel’den Mozart’ın Barok’dan Klasiğe geçiş dönemini yansıtan İki Piyano İçin Konçertoyu dinledik. 9 Nisan gecesi ise Ufuk-Bahar Dördüncü’den 20. yüzyılın iki önemli bestecisinin iki piyano ve orkestra için yazılmış eserlerini...

Konserin başlığını BSO “Dört El Piyano” olarak koymuştu. Doğrudur, iki piyanist dört elle çalacaktı! Ama bir nüans gözden kaçırılmıştı. “Dört el” denildiğinde iki piyanistin aynı piyanoda birlikte çalması anlaşılır. “İki piyano için” nitelendirmesi yapıldığında da iki piyanistin sahnede iki ayrı piyanoyu çaldıkları bir eser anlaşılır. Burada kavramsal bir hata yapılmıştı ama Dördüncü Kardeşler iki adet bisi , aynı piyanoda birlikte çalarak konserde “Dört el”in de yer almasını sağladılar!

Bu konserde başkemancı sandalyesinde İrina Nikotina oturuyordu, şef üç haftadır Ankara’da BSO ile üst üste konserler yöneten Gürer Aykal’dı.

İlk eser otodidakt bir besteci olmasına karşın 20. yüzyılın önde gelen Japon bestecisi olarak tüm dünyada tanınan Toru Takemitsu’nun (1930-1996) “Quotation of Dream” başlıklı iki piyano ve orkestra için tek bölümlük parçasıydı.( Eserin kaynaklardaki özgün adı da “Quotation of Dream for two pianos and orchestra (1991)” biçiminde geçer)

Takemitsu, kendi kendine öğrenme döneminde usta olarak rol modeli aldığı Fransız besteci Claude Debussy’nin “La Mer/Deniz” başlıklı eserinden esintileri de taşıdığı bu parçasında edebiyat ile ilişkiyi de kurmuştu. Bunu da Emily Dickonson’un bir şiirinden yaptığı alıntıyı alt başlık olarak kullanarak göstermişti. Duygusal bir biçimde “Say sea, Take me” diyordu.

Ufuk-Bahar Dördüncü ikinci parça olarak, İngiliz müziğinin 20. yüzyıldaki önemli ismi Benjamin Britten’ın (1913-1976) Amerika’da yazdığı, İskoç halk müziğinden alıntılarla bezediği Op.26 İskoç Baladı’nı seçmişti. Enerjik, gürlük derecesi yüksek eseri Dördüncü İkilisi ve orkestra başarıyla seslendirdi. Aykal her iki eserin sonunda da Dördüncü’leri ayrı ayrı sarılarak kutladı, yaptıkları dört el bisleri dinledi ve sonunda tekrar ikiliyli selama durdu.

Ufuk-Bahar Dördüncü, gerek çoğunluğu Fransız bestecilere ait dört el, gerek çağcıl bestecilerin iki piyano için besteleri olmak üzere, daha çok 20. ve 21. yüzyıl müziğine yoğunlaşmış, çalışmalarını İsviçre merkezli olarak sürdüren, vurmalı çalgılarla da sıklıkla işbirliği yapan bir ikili. Onlardan Takemitsu ve Britten dinlemekten doğrusu çok memnun kaldım.

Konserin ikinci yarısında ise gene 20. yüzyılın önemli Rus bestecisi Dimitri Şostakoviç’in (1906-1975) La Majör 15. Senfoni’si vardı. Bu, bestecinin 1971’de yazdığı son senfonisidir. Başka bestecilerin temalarına, lightmotive’lerine bulunduğu atıflar, eseri hayli ilginç kılar. Bestecinin kendi notu bulunmamasına karşın, ikinci ağızdan Şostakoviç’in de bu senfoniyi A. Çehov’un “Kara Keşiş” başlıklı öyküsü üzerine kurduğu söylenir. Bazı başka senfonilerinde olduğu gibi ikinci ve üçüncü bölümlerin birbirine bağlı olarak çalındığı eserin birinci bölümünde âdeta bilinçaltının fışkırması gibi Rossini’nin Wilhelm Tell Operası üvertüründe trompetlerin üflediği temanın birkaç kez kendini göstermesi ilginçtir. İkinci ve üçüncü bölümde keman, çello, kontrabasın, tahta ve bakır üflemelilerin soloları dinleyicinin esere yoğunlaşmasını sağlar niteliktedir. Son bölümde ise bu kez Mahler, Wagner, Glinka gibi bestecilerden alıntılar yer alır. Ama 15. Senfoni, parlak bir kodada değil, yavaşça sönerek sonlanır.

Bilkent Senfoni, Rus müziğine âşinalığının da yarattığı kolaylık ve şef Gürer Aykal’ın sağlam vuruşlarla sağladığı uyum içinde eseri gayet parlak biçimde icra etti. Sololarda kemanda İrina Nikotina, çelloda Hayrettin Hoca, flütte Albena Petrova, trombonda Cem Güngör, trompette Julian Lupu, fagotta Ozan Evruk, obuada Selçuk Akyol seslendirmenin başarısına önemli katkıda bulundular. Vurma çalgılar grubunu da, daha eserin başında glokenspiel’den gelen iki vuruştan itibaren seslendirme boyunca iyi etkinliklerinden dolayı ihmal etmemek gerek.

 

 

Bu yazı 2396 defa okunmuştur .

Son Yazılar