İyi programlanmış dengeli bir yılbaşı konseri
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

İyi programlanmış dengeli bir yılbaşı konseri

29 Aralık 2015 - 00:38 - Güncelleme: 29 Aralık 2015 - 01:16

Rahmetli oldu, İstanbul'da ünlü bir müzik eleştirmeni, gitmediği konseri gitmiş gibi yazmış, yazısı da yayımlanmıştı! Oysa konser bir nedenle iptal edildiği için yapılamamıştı!

Ben de, gitmediğim bir konseri yazma cüretinde bulunuyorum! Ama, elimde her zamanki küçük makinem, TRT Avaz'daki naklen yayından, salondakilerden çok daha ayrıntılı ve iyi izlediğimi belirtebilirim. Sonunda söyleyeceğimi baştan söyleyeyim.

Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı kurumları aynı konserde bir araya getirmek, sanıldığı gibi kolay iş değildir. Pek çok ayrıntıyı hayli önce düşünmek, grupların kendi içlerinde çalışması ve son provalarda özenli birliktelik gerekir. Perde arkasını bilemem ama bu anlamda başarılı bir konser olduğu için öncelikle şef Rengim Gökmen ile CSO Yönetim Kurulu'nu kutlamak isterim. Çabalarının olumlu meyvesini de aldılar, TRT Avaz aracılığıyla HD kalitesinde milyonlarca dinleyiciye ulaştılar.

Konser çok önceden planlanmış ve ilan edilmişti ama yapılması hayli kısa süre önce kesinleşti. . Bakanlık “güvenlik” endişesiyle koyduğu çekinceyi kaldırınca, harıl harıl bir çalışmayla solistler kesinleştirildi ve program belirlendi. Devlet Çoksesli Korosu, Devlet Halk Dansları Topluluğu, Ankara DOB'dan seçilen bir solist, Bakanlığın topluluklarından kanun, duduk, bağlama çalıcılar ayarlandı.

Tenor Murat Karahan (d.1977), gecenin yıldızıydı. Puccini'den “Nesun Dorma”yla başlayıp, sözleri İslam Seferli'ye, bestesi Azerbaycanlı Andrey Babayev'e ait ve Reşid Behbudov'un ünlü kıldığı hicaz şarkı “Nazende Sevgilim'le bitirdi. Karahan söylediği her arya, türkü, şarkıyı hakkını özüne uygun biçimde vererek söylüyor. Örneğin türkü ve makamsal şarkılara operatik yorum yüklemek yerine kendi doğal yapısı içinde söylüyor ve müthiş güzel sonuç alıyor. 2015 yılında Almanya'dan Rusya'ya, ünlü Bolşoy dâhil pek çok operaevinde başrollerde sahneye çıkarak hem kariyerini geliştirdi, hem de Türkiye'nin adını duyurdu.

Soprano olarak, Tiflis Konservatuvarı mezunu, son zamanlarda Marinsky Tiyatrosu'nda aldığı rollerle dikkati çeken Gürcü Teona Dvali (d.1984) konuktu. Dvorak'ın Rusalka Operasından “Ay Aryası”nda, sesi uygun olmadığı için pek başarılı olamadıysa, ya da biz iyi kolaratur sopranolardan dinlemeye alışkın olduğumuz için yadırgadıysak da, diğer söylediği parçalarda kendini kanıtladı. İşini severek yapan bir solist izlenimi verdi.

Enstüman solisti ise, son yıllarda adını Zamfir düzeyine yükseltme başarısı gösteren Moldovalı pan flütçü Marin Gheras (d.1970) idi. Sempatik sahnesi ve nefes ustalığıyla başta Romanya olmak üzere Balkan bölgesinin sevilen çalgısı pan flütüyle dinleyicinin büyük beğenisini kazandı. Gökmen, bu üç solistin sahneye geliş sıralarını da iyi ayarlamıştı.

Köçekçe'yle ve halk dansları topluluğuyla başlayan konser, valslerle ve değişik bir koreografiyle son buldu.

Beş yıldır Arena Spor Salonu'nda yapılan Yılbaşı Konserleri, artık bir biçime kavuştu. Dünya ve Türk folkloründen, makamsal müzikten ve Avrupa'nın Viyana alışkanlığından bir karma sunuluyor. Önemli olan, eserlerin iyi seçimi ve ustalıklı biçimde sıralanması.

TRT, sesi de ekran hoparlörlerine başarılı biçimde taşıdı. Birkaç giriş sırasında volümün yükseltilmesinde yaşanan gecikme dışında, onca mikrofona karşın elde edilebilecek iyi tonlarla dinledik müziği.

Orkestra da yüksek bir etkinlik gösterdi. Başkemancı Jülide Yalçın Dittgen ile yardımcısı Menevşe Civelek Aydoğdu'nun önderliğindeki sayıları takviyelerle arttırılmış yaylı gruplarının bütüncüllüğüne, bakır ve tahta üflemelilerin iyi etkinliği eklenince güzel bir müzik elde edildi.

 

 

Trompette Cem Sevgi, obuada Kaan Civelek, klarnette Bülent Civelek, flütte Çağlayan Barbaros'un temiz soloları özellikle alkışa değerdi. Trombon grubunda takviye olarak eğitimini yurtdışında sürdüren Kumsal Germen'i görmekten de memnun oldum doğrusu.

 

Sarı Gelin türküsünde, Kafkas bölgesi danslarından toparlanmış modern sunum ilginçti.

Rengim Gökmen'in 2015'de yaşadıklarımız ve yeni yıla geçişle ilgili söyledikleri yeterince özlü ve dengeliydi.Pek çok üzücü olay yaşadığımızı belirtirken, sevindirici haberlerin de geldiğini belirterek Prof. Aziz Sancar'ın Nobel Ödülü'ne layık görülmesini örnek gösterdi.

Arena'yı dolduran dinleyici sanırım salondan memnun ayrıldı.

Bu yazı 3017 defa okunmuştur .

Son Yazılar