On parmağında on marifet: Aleksander Rudin
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

On parmağında on marifet: Aleksander Rudin

11 Ocak 2018 - 23:15 - Güncelleme: 11 Ocak 2018 - 23:26

Hani, “On parmağında on marifet” derler ya... Aleksander Rudin (d.1960) bu sözün tam olarak yakıştığı bir müzik insanıdır. Viyolonsel ve viola de gamba solisti, piyanist, orkestra şefi, eğitmen, orkestra kurucusu, Moskova Konservatuvarı'nda oda müziği profesörü..

Rudin, kişilik olarak da, insancıl, sevecen ve yumuşak bir yapıya sahiptir. Yıllardır gelip gittiği için Türk klasik müzik dinleyicisinin gönlünde ayrı bir yeri vardır. Genç çello öğrencileri için ustalık sınıfları da düzenlemiş, İzmir Yaşar Üniversitesi'nde çello ve oda müziği alanında çok sayıda öğrenciye katkıda bulunmuştur. Bu değerli Rus müzik insanını 11 Ocak 2018 akşamı, özel bir programla CSO'da hem şef, hem solist olarak dinledik.

Programın özelliği, tümüyle Rus bestecilerin yapıtlarından oluşması ve bir yıl önce Ankara'da suikast sonucu katledilen Rusya Federasyonu'nun Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov anısına adanmış olmasıydı.

Konser, Rudin'in yönettiği Rus klasik batı müziğinin babası sayılan Glinka’nın “Kamarinskaya” başlıklı eseriyle başladı. Evlilik ve dans temalarında iki Rus halk ezgisininin tekrarına dayanan ve bu yapısıyla hantal sayılabilecek eserin seslendirilmesinden sonra, yeniden düzenlenerek solist podyumunun yaylıların ortasına yerleştirildiği bir düzende, elinde açık renk bir enstrümanla sahneye çıktı. Bu Rudin'in her zaman kullandığı çello değildi. Ankara'da viyolonsel yapımı konusunda uzmanlaşmış luthiye Mehmet Yüksel'in son ürettiği el yapımı enstrümandı. Her Ankara'ya gelişinde Yüksel'in yaptığı enstrümanları deneyen Rudin, yeni bir çalgı olup olmadığını sormuş, yeni tamamlanmış yağ cila bir çello olduğunu öğrenince de getirmesini istemişti. Çalgıyı deneyip beğenen Rudin, “Konserde parçalardan birini bununla çalayım” diyerek erstrümanı alakoymuştu.

Rudin, bu kendisininkine göre açık renkli viyolonseli Glazunov'un Op. 20 Melodie dizisinin birincisini seslendirirken kullandı. Hem volüm, hem de tını bakımından iyi sayılabilecek, İtalyan sazlarını andıran, üstelik daha yeterince açılmamış viyolonseli hemen konserde kullanıp iyi sonuç alması, Rudin'in ustalığının bir sonucuydu.

Daha sonra Taneyev'in Canzona / Şarkı'sında ve Çaykovski'nin Pezzo Capriccioso'sunda Rudin kendi eski sazıyla sahneye çıktı. Daha dolgun, tınısı daha koyu olan bu sazıyla soloları çalarken, bir yandan baş, göz işaretleriyle orkestrayı yönetti. Doğal, incelikli ve zarif çalışını, aynı zamanda şeflik yapması hiç etkilemedi.

Konserin ikinci bölümünde, Rudin yönetimindeki CSO'dan, 20. yüzyılın büyük bestecilerinden Sergey Rahmaninov’un son büyük eseri olan Opus 45 Senfonik Danslar'ı dinledik. Bu seslendirme Rudin'in tam şeflik gösterisiydi. Baget kullanmayan, her türlü eseri sadece el hareketleri ve mimikleriyle yöneten Rudin'in bu tarzı, Rozdestvesky, Panula gibi büyük şeflerin sürdürümcüsü olduğunu gösteriyor. Günümüzün büyük şeflerinden Mariinsky Tiyatrosu Müzik Yönetmeni Valery Gergiev'i andıran el hareketleri, zamanlaması gayet açık.

Orkestra da, zaten yıllardır solist olarak onlarca kez eşlik ettiği Rudin'in yönetimine olumlu yaklaşım göstererek Rahmaninov'un Senfonik Dansları'nın iyi çıkmasını sağladı. Dayanışma o denli büyükti ki, bu eserde alto saksofon çalan Fethi Günçer'i ilk bölümdeki solosundan sonra vurma çalgılar takımına katılıp triangel (üçgen zil) kullanırken gördük. Başkemancı sandalyesinde oturan Menevşe Civelek hem solosunda iyi, hem de yaylıların liderliğinde gayretliydi. Konserin sonunda Rudin, üyeleri ödüllendirme bağlamında hiç ayrım yapmadı, grupları eliyle selamlarken tüm orkestrayı alkışladı. Sunulan çiçeği de başkemancıya sunarak orkestraya teşekkürünü göstermiş oldu.

CSO yönetimi, sonunda bu konserin el programında, Bilkent'in uzun süredir uyguladığı gibi, alkışlanacak yerleri gösteren alkış işaretlerini yerleştirmişti. İlk yarıda her eser tek bölüm olduğu için sorun çıkmadı. Ama üç bölümlük Senfonik Danslar'da el programı almayan, ya da aldığına bakmayan, baktıysa da oradaki alkış işaretlerini algılamayan bir kısım dinleyici iki arada da alkışı bastı! Umuyorum zamanla alışacaklardır. Belki bir süre her konser öncesi yönetimden bir üyenin konuyu salona açıklaması, sonucun daha hızlı alınmasını sağlayabilir.

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

11 Ocak 2018

 

Reklam
Bu yazı 1549 defa okunmuştur .

Son Yazılar