Özüne, işine bağlı bir çellistin emekliliği
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Özüne, işine bağlı bir çellistin emekliliği

01 Haziran 2016 - 17:06 - Güncelleme: 01 Haziran 2016 - 23:34

Doğrusu bu emeklilik törenini kaçırsaydım, çok üzülürdüm. Sanat kurumlarımızda zorunlu emeklilik yaşını doldurup ayrılan, ya da süresi dolmadan “Yetti artık!” deyip emekliye ayrılanları, dinleyici huzurunda küçük bir törenle uğurlamak, önemli bir paylaşım ve kadırşinaslıktır. Ancak bu tür törenler bir “sürpriz” olarak konser sırasında karşımıza çıktığı için, bazılarını kaçırabiliyoruz. Kaçırsam üzülürdüm dediğim uğurlama, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nın sezonun son konserinde viyolonsel grubu üyesi sevgili Şinasi Çilden için yapıldı.

Ömrünün 46 yılını devlet hizmetinde geçirmiş olan Çilden kimdir?

Çilden' herşeyden önce bir “müzik öğretmeni” dir. 1951 Sinop-Boyabat doğumlu Çilden'in çelloyla tanışması da öyle 4-5 yaşlarında değil, 17 yaşında girdiği Gazi Eğitim Fakültesi'nde olmuştur. Yıldıray Erdener'le çalışıp mezun olduktan sonra, Muş'ta müzik öğretmenliği, Gazi'de asistanlık, ardından asil öğretmenlik yapmış, İspanya'da Barselona Konservatuvarı'nda dokuz aylık çalışma sonrası 1980'de sınavı kazanarak CSO üyeliğine geçmiş, 1991'de icracılıkta doktora karşılığı olan sanatta yeterlilik derecesini almıştır.

HOCALIK VE ODA MÜZİĞİ

CSO'da çalıştığı sürece, gönülden bağlı olduğu Gazi'de viyolonsel hocalığı da yapmış, orkestra kurulmasına ön ayak olmuş, kurduğu orkestranın şefliğini de yapmış, önemli solistleri de getirerek Gazi'de yaylı enstrüman çalan master, doktora öğrencilerine yeni bir pencere açmıştır. Gazi'de bir dönem egemen olan mâlum zihniyet bu gelişmelerden hoşlanmadığı için, Çilden'in ücretli öğretmenlik sözleşmesini uzatmamıştır.

Çilden oda müziği çalışmalarını da hiç ihmal etmemiş, uzun yıllar ODTÜ kimya mezunu, şimdi CSO'dan emekli kemancı Ahmet Balamir ve sıkı durun, SBF öğretim üyesi, piyanist Prof. Oğuz Onaran'la piyano trio olarak konserler vermişlerdir. Hatta işin içine şimdi Tıp Fakültesi'nde hoca olan klarnetçi Ongun Onaran'ın da birkaç konserde katıldığını anımsıyorum.

İKİ ÇELLO BİR ANADOLU

Kalıcılık bakımından en önemli girişimi, “İki Çello, Bir Anadolu” başlıklı çalışmasıdır. Uzun yıllarını vererek Anadolu'nun türkülerini iki çello için bestelemiş, sonra bunları iki keman için de uyarlamıştır. Bu türküleri, Gazi'den öğrencisi, şimdi orada viyolonsel öğretmenliğini sürdüren Yrd. Doç. Şebnem Yıldırım Orhon'la birlikte kaydettiler ve Türk müzik arşivine çok yararlı bir CD kazandırdılar. Bunların notaları da Müzik Eğitimi Yayınları tarafından yayımlandı.

ÖZÜNE VE EĞİTİMCİLİĞE BAĞLILIK

Çilden, böylece , türkülere olan bağlılık ve tutkusunu viyolonsel çalma teknikleri, çellonun o güzelim lirik tonu ve ses rengiyle birleştirebilme hayalini yaşama geçirmişti. Bunları eğitim çalışmalarında da kullanıyordu. O dönemde kendisiyle konuştuğumda bakın neler söylemişti:

Otuzbeş yıla yakın süredir yürütmekte olduğum viyolonsel öğretmenliğim sırasında konuyla ilgili epeyce deneme, araştırma yapma fırsatı buldum. Öğrencilerimizin çoğu tarafından da bilinen bazı halk türkülerimizden, viyolonseldeki bazı teknik çalışmalara katkı açısından alıştırma, etüt ve eser olarak yararlanırken; onların ritmik, ezgisel ve armonik zenginliklerini ve öğrenciler üzerindeki olumlu etkisini daha çok fark ettim.

Gençlerimizin Halk Türkülerimize giderek yabancılaşma eğilimidir. Üzülerek görmekteyiz ki gençlerimizin birçoğu en çok bilinen türkü ve oyun havalarımızı bile hiç tanımıyor. Bunun bilinen birçok nedeni yanında biz müzik eğitimcilerine düşen tarafı da var kanımca. Türkülerimizin her yönüyle zenginleştirilerek daha etkili bir şekilde yeni kuşaklara aktarılması, tanıtılması gerekmektedir. Türkülerimizin, iyi düzenlenmiş kompozisyonlarla ve iyi icralarla farklı boyutlarda gençlerimize sunulması halinde, onlar tarafından benimseneceğine hiç kuşkum yok. Bu değerli hazine ile onları tanıştırmak en önce bizim görevimiz diye düşünüyorum. Bu çalışmaya türkülerimizi gençlerimize bir başka yaklaşım ve boyutta tanıtmaya yönelik bir deneme çalışması olarak da bakabiliriz.”

Şebnem Yıldırım Orhon'la birlikte bu programı Anadolu'da ve büyük kentlerdeki çeşitli Güzel Sanatlar Liselerinde, Eğitim Fakülteleri'nin müzik bölümlerinde seslendirdiler.

Çilden tüm bunları, disiplinle, sevgiyle, alçakgönüllülükle yaptı. Dürüst, çalışkan bir müzisyen olmanın yanında iyi bir aile babası olarak , eşi kemancı Prof. Şeyda Çilden'le birlikte ülkeye iki aydınlık evlat kazandırdı. CSO'nun yönetim kurulunda yer aldığı dönemde de hep işinin hakkını verdi.

EMEKLİLİK KONUŞMASI

Ve sonunda yaş 65'e dayanınca, zorunlu emeklilik kapıya geldi. CSO'daki törende orkestranın müdürü Altan Kalmukoğlu övücü bir konuşma yaptıktan sonra şef kürsüsünü Çilden'e bıraktı. Çünkü Çilden, dinleyicilere hitap etmeden ayrılmayı düşünmemişti. Konuşmasının bir bölümünü burada sizlerle paylaşmak isterim:

Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli yapı taşlarından, simgelerinden, çınarlarından biri olan Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın üyesi olmaktan her zaman büyük onur ve gurur duydum. Türkiye’nin en eski, en köklü ve en seçkin kurumlarından biri olan bu orkestrada çalmaktan çok mutlu oldum. Kendimi çok şanslı ve ayrıcalıklı hissettim. Cumhuriyet Türkiyesi’nin öğretmen yetiştiren en köklü kurumlarından olan Gazi Eğitim Enstitüsü mezunu ve mensubu olmak da benim için her zaman kıvanç kaynağı olmuştur.

Haftalık olağan konserlerinin yanı sıra; müzik sanatının en güzel örneklerini tanıtmak, sevdirmek, geniş kitlelere ulaştırmak amacıyla her yıl yaklaşık 3-4 bin çocuğumuza ulaştığımız eğitim konserleri başta olmak üzere, üniversite konserleri, yurt içi ve yurt dışı konserleriyle Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Türk Müzik sanatının, sanatçılarıyla, sanat kurumlarıyla, bestecileriyle ulaştığı olağanüstü düzeyin uluslararası arenada gösterilmesi, tanıtılması için üstlendiği görevi büyük bir başarıyla yerine getirmektedir. Bunun artarak süreceğine inanıyorum.

Ancak, sanatın yaşaması, gelişmesi ve yaygınlaşabilmesi, öncelikle insanların yaşama haklarının sağlanmasına bağlıdır. Ülkemizde şu anda yaşadığımız can güvenliği açısından kaygı verici ortam, bu konudaki en büyük engeldir.Her türlü savaşın sonra erdiği, artık şehit haberlerinin gelmediği, insanlarımızın barış içinde, özgürce yaşadığı, geleceğe umut ve güvenle bakabildiği, kültür ve sanata daha çok zaman ayırabildiği bir Türkiye, sanıyorum hepimizin ortak dileğidir.

Son olarak, yıllardır birlikte müzik yaptığımız, birçok güzelliği, acı-tatlı birçok anıyı sevgiyle paylaştığımız, her zaman desteklerini hissettiğim değerli Orkestra Sanatçısı arkadaşlarıma ve büyük özveriyle yönetim görevinde bulunan yönetici arkadaşlarıma sonsuz teşekkürler. “

ADAM GİBİ ADAM

Vatansever bir müzisyenin emekli olurken bile “sorumluluk” duygusunun güçlülüğünü gösteren bu konuşmadan sonra, güleryüzüyle rahlesinde yerini alıp konser boyunca her zamanki dikkatiyle görevini yaptı Çilden. Bundan sonra da boş duracağını sanmam Çilden'in. İki çello resitallerine, çello-piyano duo konserlerini gene programlayacak, Anadolu arşvini zenginleştirmek için yeni türküler üzerinde çalışacaktır.

Kulise kendisini kutlamaya gittiğimde, Gazi'den Doç. Şebnem Yıldırım Orhon'un genç öğrencileriyle birlikte orada olduğunu gördüm. Hüzünlü değil, neşeli bir hava vardı. CSO'nun Çello Solisti Oğuzhan Kavruk da, o hafta çalmamasına rağmen oradaydı ve gençlere Çilden'i anlatan bir konuşma yapıp şöyle noktaladı: “Sonuç olarak adam gibi adamdır!”

Eh, doğru söze ne denir?

 

 

Bu yazı 7103 defa okunmuştur .

Son Yazılar