Ruşen Güneş'in Külleri ADK Bahçesinde Toprağa Karışacak
Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Ruşen Güneş'in Külleri ADK Bahçesinde Toprağa Karışacak

30 Mayıs 2020 - 18:34 - Güncelleme: 01 Haziran 2020 - 14:37

İnsan ne kadar beklese de, kötü haberi aldığı zaman apışıp kalıyor!

Sevgili Ruşen Güneş'in (17.3 1940-29.5.2020) vefatını öğrenince, bir an öylece hareketsiz kaldım ve ardından gözümden birkaç damla yaş süzülüverdi. Birebir dostluğumuz biraz geç başlasa da, içtenlikli duygularla bağlı olduk. Kendisinden her an bir kötü haber gelebileceğini son aylarda yazdıklarından hissediyordum. Renk ve ayrıntı vermeye çalışmasa da, dilindeki hücrebozanın (kanser) başka yerlere sıçrayıp sıçramadığından kuşkulanıyordu. Sosyal medyada üç gün önce bir paylaşımında artık dil kalmadığından parantez içinde söz etmişti. Rahatsızlığın Başlarında radyoterapi sonunda bir iyileşme elde edilmiş, ancak sonradan hastalık nüksetmişti. Son haftalarda da ağrıları iyice artmıştı.

29 Mayıs 2020 Cuma akşamı Londra saatiyle 20.00 gibi ağrıları dayanılmaz hâl alınca eşi Karin tarafından hastaneye götürülmüş, muayeneye alınırken de önce bilincini kaybetmiş, ardından son nefesini vermişti.

Cenazesinin ne olacağına gelince, bir vasiyeti vardı. Bunu hayatta kalan en küçük kardeş Zeki Murat Güneş'e açıkça defalarca yazmıştı. Naaşının yakılmasını ve küllerinin de Ankara Devlet Konservatuvarı'nın bahçesine serpilmesini istemişti. Şimdi bu vasiyetin ilk bölümü Londra'da yerine getirilecek, Güneş'in naaşı bir krometoryumda yaktırılıp, bir kavanoz içinde özenle saklanacak. Salgının iyice kontrol altına alınıp uçak seferlerinin başlamasından sonra, kavanoz aile bireylerinden biri tarafından Ankara'ya getirilecek ve gereği yapılacak.

MÜTEVAZİ, ŞAKACI, DOĞRUCU

Az bulunur bir kişiliğe sahipti Ruşen Güneş. Mütevaziydi, bir şiirinde şöyle dediğini anımsıyorum:

Müzisyenim ama

Şarkı söylerim de sayılmaz

Ne meşhurum ne tanınmaz

Ortalarda otlayan cinsinden

Oysa, İngiltere'deki müzisyen camiası içinde adı söylendiğinde hemen tanınan bir kişiydi. Oradaki kariyerine  Opera House ile başlamış, English Chamber Orkestra’ ile grup şefi olarak devam etmişti.  Sonrasında 10 yıl Londra Filarmonu Orkestrası'nın, 11 yıl BBC Senfoni Orkestrası'nın başviyolacılığını yapmış bir kişiydi. Orkestra şefleri hakkında çok şakalar üretir, ilginç anekdotlar anlatırdı. Doğrucuydu, inandığını, saptadığını, dinlediğini pat diye söyler, kimseden çekinmezdi. Kadınları birer “çiçek” olarak görür, iltifattan hiç kaçınmazdı.

Değişik yaş kuşağındaki viyolacılarımızın idolüydü. Tevazuu, yardımseverliği, gençlere verdiği destek, repertuarın genişlemesi için bestecilerimize verdiği siparişler ve ona adanmış konçertolarla, viyola dendiğinde ülkemizde ilk akla gelen isimdi. En önemlisi de, işine saygısı, sevgisi, sağlığı elverdiği, eli viyola tuttuğu sürece sahnede olma, öğretme ve çalmayı sürdürme kararlılığıydı.

O Ankara Devlet Konservatuvarı'nda Necdet Remzi Atak'ın öğrencisi olarak bir kemancıydı. O yıllarda Ankara'nın yazlık köyü Erdek'ti ve Güneş'in ilkokuldaki mandolin hocası olan şef Hikmet Şimşek, yaz aylarında orada müzik etkinlikleri düzenlemeye başlamıştı. Konservatuvarda bu etkinliklerde çalacak bir yaylı dörtlü oluşturuluyordu ama viyolacı bulunamamıştı.

Viyola yaylı çalgılar ailesinde kemanla viyolonsel arasında yer alan, orkestralarda denge kurma açısından önemli görev üstlenen bir çalgı. Geçmişte viyolayı da genellikle kemancılar çalarken, giderek bir uzmanlaşma gelişerek salt viyolaya odaklanan bir çalgıcı grubu oluşmuştur. Yaylı dörtlü için viyolacı bulunamayınca Güneş, “Ben çalarım” diyerek elindeki okulun en iyi kemanını da sevdiği kıza emanet ederek viyolacı oluvermişti!

Oda müziğine meraklıydı. Londra String  Quartet'in viyolacısı olarak pek çok kayıtta yer almıştı. Anıtsal piyanistimiz İdil Biret'le de çok sayıda oda müziği çalışması yaptı. Brahms beşli, Franck beşli Mahler dòrtlù Biret ve LSQ olarak yaptıkları kayıtlar arasındaydı.1 Berlioz/Liszt Harold Italya'da, ve Ateş Pars Viyola Piyano Sonatı2 ilk akla gelenler.

Beypazarı'nda çalarken

BEYPAZARI VE CEBECİ SEVGİSİ

Beypazarlıydı. İlçesine, ailesine son derece bağlı bir insandı. Birkaç kez ilçesinde de konser vermişti. Oradaki son konserine viyolacı Çetin Aydar, kemancı Orhan Ahıskal birlikte gitmiş, keyifli saatler geçirmiştik.

Eski konservatuvar binası sahnesinde değişik dönem viyolacılarla (2011)

En büyük bağlılığı ise, okulu Ankara Devlet Konservatuvarı'ydı. Cebeci'deki binayı hiç unutmazdı. ADK'nın değişik dönem viyolacılarıyla Cebeci'deki binanın, duvarı MMM (Musiki Muallim Mektebi) işli salonunda 3 Haziran 2011'de özel bir konser düzenlemek onu ne denli mutlu etmişti, anlatamam.

22 Mart 2015 Pazar günü, Ankara Devlet Konservatuvarlılar Derneği, Beşevler'deki binanın çukurdaki küçük konser salonunda Güneş için bir 75. yaş partisi düzenlemişti. Beni görünce, “Pazar günü evden çıkmana sebep olarak verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü özür dileriz” diye esprisini patlatmış, sarılışıp hasret gidermiştik. Değişik yaşlarda çok sayıda viyolacı bu konser-partiye gelmişti.

Çetin Aydar, Betil Başeğmezler, Bige Bediz Kınıklı, Feza Gökmen, Aslı Özsoy Körner'le 75. doğum gününde

birlikte.En soldaki küçük viyolacı Arda Aykut geçen hafta 18 yaşını bitirdi.

 

 

Aslında bu etkinlik de Cebeci'deki binada yapılacaktı, izin de hallolmuştu ama tarih değişikliği nedeniyle Beşevler'e alınmıştı. Ogün ayrılırken “Yaş 35 yolun yarısı demiş şair, biz 75'e geldik, gemi yoluna devam ediyor” demeyi de ihmal etmemişti.

Hastalanana kadar Yaşar Üniversitesi'ndeki dersleri nedeniyle sıklıkla İzmir'e geliyor, gelmişken konser de veriyordu. İzmir bu duayene saygısını Ocak 2018'de Karşıyaka Oda Orkestrası'nın “Ustalara Saygı” konseriyle gösterecek, Güneş şef Rengim Gökmen yönetimindeki KODA eşliğinde Hoffmeister'in Viyola Konçertosu'nu seslendirecekti. Yanılmıyorsam, bu Güneş'in kamu önünde son iki konserinden ilki olmuştu. Sonra aynı konçertoyu ekim 2018'de de Can Okan yönetimindeki İDSO eşliğinde seslendirmişti.

DOĞAÇLAMA EDEBİYAT MERAKI

Ruşen Güneş, iyi de bir edebiyatçıydı aslında. Babası Kâzım Bey'in arkadaşı olan Orhan Veli'nin(Kanık)hayranıydı. Orhan Veli'nin şiirlerine viyola-piyano eşlikli besteler yapmış, bunları piyanisti Tülay Gürerk ile çeşitli kentlerimizde seslendirmişti.

Bir oturuşta yaziverirdi şiirlerini Ruşen Güneş, tıpkı doğaçlama viyola besteleri gibi.. Kısa öyküleri de vardı. Hastalık döneminde sosyal medyada çala-klavye paylaştığı bazı yazıları, rahatlıkla bu çerçevede değerlendirilebilir. Şiir örneklerini merak edenlere 2014'te SCAMV Onur Ödülü Altın Madalyası verilişi nedeniyle kendisine armağan olarak, değerli kemancımız ve çok yönlü sanatçı Orhan Ahıskal tarafından kaleme alınan “Viyola Düştü Yola”3 adlı kitabı önerebilirim. Ödül törenine Londra'dan eşi, kızlarından biri ve torunlarıyla gelmişti yanlış anımsamıyorsam.

Onun müziğe yönelmesinde önemli katkısı olan, kendisi de piyano çalan annesi Gülşen Hanım vefat ettiğinde bakın ne yazmıştı:

Dün akşam annem öldü

Böylece geldiği yere döndü

Yatırılmış halının üzerine

Melek gibi parlar mutlu yüzü

Mutfakta kullanamadığı tuzu şekeri

Bakıp durur öksüz çocukları gibi

VİYOLA REPERTUARINA KATKILARI

Viyola repertuarının darlığından yakınırdı.Bu dağarın genişlemesi için çok gayret ettiğinin yakın tanığıyım. Adnan Saygun'un Viyola Konçertosu'nun ilk seslendirmesini Ankara'da CSO ile yaptı. Yalçın Tura'nın konçertosunu Bilkent Senfoni Orkestrası ile seslendirdi. Cengiz Tanç'ın yazdığı Viyola Konçertosu'sunun da dünya prömiyerini yaptı. Bu konçertonun öyküsünü bana anlatmıştı. Zamanında Ulvi Cemal Erkin'den bir viyola konçertosu yazmasını rica etmiş çalmak üzere, ama Erkin “Çalan yok ki” cevabını vermiş. Bunu Filiz Ali'ye anlattığında o da “Cengiz'den iste, o yazar” demiş. Nitekim Tanç'ın yazdığı konçertoyu Güneş hem İstanbulDSO, hem de CSO ile seslendirmişti.

İlgisi sadece konçerto bağlamında değildi. Türk bestecilerinin viyola için yazdıkları oda müziği parçalarını da seslendirmekten ve yabancılara tanıtmaktan büyük keyif alıyordu. Necil Kâzım Akses, İlhan Usmanbaş, Yalçın Tura, Herman Özkalfayan, İpek Mine Sonakın ve Ateş Pars'ın solo viyola için eserlerini Londra'da bir kilisede, iyi bir tonmaysterle kaydetmişti. Bu kaydın yayınlanmasını arzuluyordu ama temas ettiği CD yayıncıları para talep etmişler, ya da sponsor bulmasını istemişlerdi. Bu CD'yi ÇAĞSAV Müzik olarak basmak için çalışabileceğimi söylediğimde çok memnun olmuştu. Ama bu kayıtlara özellikle kendi bestelediği viyola doğaçlamalarından birini de eklemeyi şart koştum. “Biliyorsun ben besteci değilim” diye itiraza kalktığında, “Üstad, ne olduğunu gayet iyi biliyorum” diye kestirip atınca bu eklemeyi de yaptık ve değerli bir sponsorun katkısıyla bu albümü yayımladığımızda sene 2015 olmuştu. Böylece ilk kez bir “solo viyola” CD'sini Türk müzik arşivine kazandırmış, tüm viyolacıların ve müzikseverlerin yararına sunmuştuk. 4

Yakın zamanda elindekileri kendi tabiriyle “sağa-sola” dağıttığı için bu CD'den bir tanecik bile kalmamış. İngiliz postasından hep şikayet ederdi, hele pandemi döneminde iyice ağırlaşmıştı. Uçuşlar açıldığında bir kutu gönderecektim, ömrü vefa etmedi.

Bir diğer çalışmamız da, bestecimiz Semih Korucu'ya verdiği sipariş üzerine dağara kazandırılan iki eser ve eklentileri için olmuştu. Korucu, biri viyola-piyano için Empati başlıklı dört parça yazmış, bir de Sema başlıklı, Solo Viyola, Trompet ve Orkestra için üç bölümlü eser bestelemişti. Güneş buna solo viyola için Bach'ın 1. Süit'i ile Max Reger'in süitini, Kodaly'nin Bach'tan uyarladığı Kromatik Fantezi'nin kayıtlarını eklemişti. Oturmuş özenle program notlarını yazmış, İngilizceye çevirttirmişler, ama İstanbul'da birkaç firmayla temas etmiş, gene ekonomik koşullar nedeniyle yayınlattıramamışlardı. Dertleşirken, “Bu işi yapsan yapsan gene sen yaparsın” dedi. Türk besteci ve icracılarının eserlerini Türk Müzik Aryivi'ne kazandırmayı görev edinmiş bir kişi olarak kolları sıvadık.

Korucu'nun eserleri çok güzeldi ve icralar da mükemmeldi. İki eserin adlarından albüme “Semada Empati”5 başlığını türetmiş, ressam Hıdır Yağcı'nın koleksiyonumda bulunan ve konuyla örtüşen bir tablosunu da kapak yapmıştım. 2018'de bu CD, rafa çıktığında çocuklar gibi sevinmişti.

Şimdi bu sevgili dost, büyük sanatçı kendisi “Semada Empati” içinde. Türkiye'nin yüzünü yurtdışında hep ağırtan bu büyük sanatçımızı unutmayacağız.

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

30 Mayıs 2020, Ankara

1Bu kayıtlar IBA etiketi altında uluslararası alanda yayımlandı.

3Orhan Ahıskal, Viyola Düştü Yola, SCAMV Yayınları, Ankara 2015, 311 sayfa. https://www.babil.com/viyola-dustu-yola-rusen-gunes-kitabi-orhan-ahiskal

 

Bu yazı 21177 defa okunmuştur .

Son Yazılar