Kanunla Viyolonselin Cezbedici Uyumu


Birer Batı çalgısı olan keman ve viyolonsel, zaman içinde kısaca “alaturka” denilen geleneksel Türk saray musikisi takımlarında yer alarak vazgeçilmez birer parçası oldular. Son yıllarda geleneksel çalgıların Batı çalgılarıyla ikili veya daha çoklu birlikteliklerle, özellikle genç bestecilerimiz tarafından düzenleme ya da yeni beste olarak deneniyor ve bazılarından hayli olumlu sonuçlar alınıyor. Geniş kitleleri gözönüne aldığımızda, iyi müziğin, hangi türde olursa olsun insanda yeniden dinleme arzusu uyandıran müzik olduğu gerçeğinden hareketle, bu tür deneme ve uygulamalara kimi “dogmacı”ların yaptığı eleştiri ya da küçümsemelerin etkisizliği ortaya çıkıyor.

Bu tür denemelerin son örneğine, 18 Ocak 2022 akşamı, CSO ADA ANKARA Mavi Salon'da tanıklık ettik. Duayen kanunî Tahir Aydoğdu ile iyi çellist Sedef Erçetin Atala'nın yeni başlatarak “Duo Kanun&Çello” adını verdikleri müzikal birlikteliklerini salonun dörtte üçünü dolduran dinleyiciye sundular ve konser sonunda ayakta alkışlandılar.

Tahir Aydoğdu (d.1959), ODTÜ Fizik diplomasına sahip, ancak baba mesleğini sürdüren, dogmalardan uzak, müziğin her türlü bireşiminin içinde yer almış, çalgısında virtüoz bir kanunîdir. Ferid Alnar'ın Kanun Konçertosu'nun özgün haliyle beş yaylı eşliğinde kaydını 21 yıl önce birlikte yapmıştık. Bu yapıtı Tahir değişik beşlilerle 20 ayrı ülkede seslendirdi. Tahir'i yıllar içinde İspanyol flamenkoculardan Türk cazcılara pek çok değişik grupla çalışırken izledim. Sadece çalgıcı olarak değil, teorik pek çok çalışmayla kanun çalgısının tanınması, ilgilenenlerin artması, çalma tekniklerinin zenginleştirilmesi, kanun metodu yazması, yeni yapıtlar bestelenmesi bağlamında önemli katkıları bulunuyor.

Sedef Erçetin (d. 1969) Atala, 5 yaşında İstanbul Belediye Konservatuarı'nda piyano çalmaya başladı. İstanbul Devlet Konservatuarı Çello Bölümü'nü takiben Paris'te Ecole Normale Supérieure de Musiqué'den jüri özel ödülü ile mezun oldu. Tam 24 yıl Paris'te yerleşik olarak çeşitli topluluklarla çalıştı, solo konserler verdi, Bach süitleri icraları özellikle beğeni kazandı. Cazcılarla içiçe konser ve kayıtları bulunuyor. “Metamorphosis” adlı Maria Papapetropoulou ile yaptığı bir CD'si bulunuyor. İstanbul'da önemli caz müzisyenimiz piyanist Kerem Görsev'in yeni quartetinin bir üyesi, ayrıca Görsev'le ikili çalışmalar yapıyor. İstanbul'a döndükten sonra evlendiği eşi Hakan Atala da radyo programları yapan bir cazsever. Sedef Erçetin'in halen, pandeminin izin verdiği ölçülerde bir ayağı Paris'te..

NASIL TANIŞTILAR?

Bu iki farklı enstrümantalistin nasıl tanışıp biraraya geldiklerinin öyküsü ise ilginçtir. Sedef Erçetin'in Paris'te birlikte çalıştığı piyanisti bir Yunandı. Maria Papapetropoulou. Bu nedenle konser ve kayıt çalışmaları nedeniyle bir ayağı Atina'daydı. O yıllarda Atina-Pire Başkonsolosumuz Beyza Üntuna ile tanışmış ve bu sanatsever, sanatın diplomasideki önemini çok iyi kavramış Dışişleri mensubumuzun hayli desteğini görmüştü. Aynı dönemde kanunî Tahir Aydoğdu da davet alarak Atina'da konserler veriyordu. İki müzisyeni Beyza Üntuna tanıştırdı. Sonra Sedef-Maria ikilisinin Bodrum konserinde Tahir kendilerini kutlarken, orada bulunan Beyza Üntuna'nın “Çocuklar siz neden birlikte birşeyler yapmayı düşünmüyorsunuz” sorusu, bu müzikal birlikteliğin başlangıcı olacaktı.

PROGRAMIN ÖZELLİKLERİ

Pandemi döneminde biri Ankara, diğeri İstanbul'da cep telefonuyla ayrı ayrı yaptıkları kayıtları birleştirip geliştirerek çalıştılar. Sonunda önce İstanbul konserinde, ardından Ankara'da dinlediğimiz program ortaya çıktı.

Çaldıkları düzenlemeler arasında J. S. Bach'tan Ave Maria, A. Vivaldi'den Viyolonsel Sonatı, E. Sati'den Gnossienne, E. Morricone'den Cennet Sineması, A. Piazzola'dan tango doğaçlaması vardı. Murat Akçay'ın düzenlemesiyle Azerbaycan anonim parçası Dumanlı Tebriz, Cengiz Onural'dan Balad, Aşık Veysel'den Uzun İnce Bir Yoldayım, Yiğitcan Eyüboğlu'nun özgün bestesi Re, bizden parçalardı. Solo olarak Sedef Erçetin bir Bach Süit bölümü, Tahir Aydoğdu da, usta bestecimiz Yalçın Tura'nın mızrapsız elle çalınmak üzere yaptığı ve TRT ödüllü bestesi Dalgaların Oyunu'nu çaldılar.

Düzenlemelerde şunu gözledik: Bazı parçalarda solo ezgi kanuna, bazılarında çelloya yüklenmişti. Çello solo çalarken, kanun baroktaki “doubblebass” görevi yapıyor, bazen roller değişiyordu. Kanunun bazen çembalo gibi tınladığını işittik.

Yer yer alaturkada “dem tutmak” dediğimiz türden uygulamalara rastladık. İki enstrümanın tınısal özelliklerinin, bazı düzenlemelerde birbirine iyi uyum sağladığını gördük. Erçetin'in yaklaşık 200 yıllık Rus yapımı çellosunun, tatlı koyu tonu ile Aydoğdu'nun doğru anahtar seçimleri ve yumuşak çalışı ortaya iyi bir sonuç çıkardı.

Oda müziği alanının yeni bir ikili kazandığını söylemek fazla iddialı olmayacak. Yeter ki, hem yeni bestelerle beslenebilsin, hem de barok dönemden verimli düzenlemelerle yararlanabilsinler.

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

19 Ocak 2022, Ankara