Sabreden Derviş, Muradına Nasıl Ermiş?
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar
  • Instagram

Sabreden Derviş, Muradına Nasıl Ermiş?

04 Aralık 2020 - 00:12 - Güncelleme: 04 Aralık 2020 - 01:28

Dile kolay, neredeyse tam 30 yıldır bu öyküyü dinledik, izledik, temeli merhum 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından atıldığından bu yana da 27 yıldır sabrettik. Projenin yarışması 1993'te, ihalesi 1995'te, temel atma töreni ise 1997'de yapılmıştı. Çeşitli kültür bakanlarının bitti-bitiyor vaadleriyle umutlandık, hayal kırıklıklarına uğradık, sonunda ömrümüz vefa etti ve öykünün tamamlanmasına tanıklık ettik. Hani “Sabreden derviş, muradına ermiş” diye bir söz vardır, biz de 27 yıllık sabrın sonunda Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası yeni konser salonunun resmi protokol açılışı yapılıp yedi düvele ilan edilmesiyle muradımıza ermiş olduk!

LCV rumuzuyla Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un e-davetiyesini alıp, olumlu cevap verdikten sonra, Sayın Cumhurbaşkanı'nın bulunacağı bir mekânda aynı çatı altında yer alacağımız için, bir gün önce Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nın yüksek demir parmaklıkları arkasındaki sağlık merkezi giderek Covid-19 için test örneği verdik.

CSO yeni konser salonuna girişte önce, anayoldaki kapıda koruma polislerince adımız listeden kontrol edildi, ana girişe tek otomobil sığabilen yoldan geldiğimizde bu kez açılış organizasyonunu üstlenen şirketin vale hizmeti tarafından karşılanarak arabamızı bıraktık, test listesinden kontrol ve negatif çıktığımız için buyur edildik, ardından adımız ve yer numaramızın bulunduğu boyunluk teslim edildi ve kırmızı halıdan yürüyerek ana kapıdan binaya giriş yaptık.

Vale aldığı otomobilleri, CSO'nun 800 arabalık otoparkına değil, bu gece için ayarlanmış olan Adliye'nin açık otoparkına götürdü, şöförlü arabalar da oraya yönlendirildi.

Her yer kum gibi koruma polisi ve özel görevli kaynıyordu. Açılış için teşrifatçı olarak görevlendirilen kadın ve erkeklerden kurulu takıma bej rengi özel giysiler hazırlatılmış, kollarına CSO'nun yenileştirilmiş amblemi işlenmişti. Kravatları da CSO amblemliydi.

Salgın koşulları nedeniyle orkestra kadrosu 92'den 55'e indirilmişti, bu nedenle açılış için Cumhurbaşkanlığınca değerli bestecimiz Özkan Manav'a ısmarlanan çağdaş yapıtı açılışta dinleyemedik. Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz'la fuayedeki ayaküstü sohbetimizde, “Umarız gelecek sezon açılış konserinde dinleriz” sözlerini işitmek güzeldi.

Yerlerimizi aldıktan ve İstiklal Marşı'nın seslendirilip söylenmesinden sonra, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un konuşmasını dinledik, ardından Sayın Cumhurbaşkanı kürsüye davet edildi. Ayrıntıya girmeye gerek yok, konuşmaların tamamı https://youtu.be/izetOItcjj8 linkinde var.

Sayın Cumhurbaşkanı'nın konuşmasında hoşuma giden, daha acısı tazece yüreğimizde olan CSO'nun 30 yıl başkemancılığını yapmış Oktay Dalaysel'in yâd edilmiş olmasıydı. Bu açılış konuşmasında beklemediğim ise, meşhur tek sesli-çok sesli tartışmasını alevlendirecek tarzda, bir dönem radyoda makamsal saray musikisi çalınmasının yasaklanmış olmasına işaretle vurgulanan “kültür faşistleri” nitelendirmesiydi.

Göreve geldiklerindeki durumu, “yarım yamalak da olsa bazı fizibilite çalışmaları yapılmıştı” diye tanımlayan Cumhurbaşkanı'nın konuşmasını kim hazırladıysa, herhalde temel atılmasından bu yana geçen 25 yılın 18 yılında AKP'nin iktidarda olduğunu, Sayın Erdoğan'ın da Başbakan ve Cumhurbaşkanı sıfatlarıyla ülkeyi yönettiğini unutmuş olmalıydı. Ama yiğidin hakkını da vermek gerek, 2018 yılında CSO'nun Külliye sınırları içindeki Beştepe Kültür ve Kongre Merkezi'nde verdiği konser sırasında, binanın yıllardır yeterli ödenek ayrılmadığı için her yıl ancak bir arpa boyu ilerlediği ve CSO'nun kadro sorunu kendisine iletildiğinde derhal iki konuda da talimatları vermiş olmasaydı, biz şimdi sabretmeye devam eder durumda olurduk.

Binanın açılışı geçtiğimiz 29 Ekim'de yapılacaktı, salonun giydirilmesinin yetişemeyeceği anlaşılınca 3 Aralık'a ertelenmişti. Bu kez salgın tavan yapmış durumdaydı. Bu salgın ortamında ve önlemler uygulanırken açılışın niye yapıldığına dair gelen bazı eleştiriler vardı. Cumhurbaşkanı bunlara da , “önemli bir eser olduğu için ertelemek yerine hemen gerçekleştirmeyi istedik” diyerek yanıt vermiş oldu. Tüm emeği geçenlere de isim zikretmeden teşekkür etti.

CSO'nun 1. Şefi Cemi'i Can Deliorman yönetiminde 55 kişi olarak sahnede yer alan orkestra üyelerinin çoğu, son açılan sınavı kazanarak stajyer kadrosuna alınan gençlerden oluşuyordu. Bakan Beyin gönderdiği davetiyede yer alan eser sıralamasında bir takdim-tehir yapılmıştı.  Solist olarak önce ünlü Romen soprano Angela Ghorghiu sahneye geldi, Francesco Cilea’nın Adriana Lecouvreur operasından Del sultano Amuratte …ecco, respiro appena reçitatif ve aryasını; Georg Bizet'nin Carmen operasından ünlü Habanera'yı söyledi.

Baş kemancı sandalyesinde oturan konzertmeister yardımcısı Bilgehan Erten'e bir öpücük gönderdi, aryalarının sonunda da orkestra üyelerine bolca öpücük göndererek ayrıldı sahneden. Şef ve orkestrayla uyumlu bir müzikal ilişki kurmuştu, ününe yakışır bir seslendirme oldu. Bu açılışta yer almaktan hayli memnun olmalıydı, uluslararası alandaki tarifesi malum, oldukça yüklü bir kaşe ödendiğini sanıyorum.

Konserin Türk vatandaşı solistleri, ikiz piyanistler Güher-Süher Pekinel, Mozart'ın K.365 Mi bemol Majör Konçertosunu seslendirdiler, “bis” olarak da Paganini'nin 24 Kaprisi üzerine iki piyano için düzenlenmiş çeşitlemelerden sundular. Cumhurbaşkanı ve eşi başta olmak üzere ayakta alkışlanarak ayrıldılar sahneden.

You Tube'den açılışla ilgili filmi izleyenler Ghorghiu'yu da, Pekineller'i de göremediler, dinleyemediler. Onlar söyleyip çalarken, ekranda binanın dışında düzenlenen ışık gösterisi, drone görüntüleriyle ekrana geldi. Peki solistler niye verilmedi? Tahminim 4 Aralık galası için Mezzo ile yapılan sözleşme, buna izin vermiyordu. Mezzo da, Türkiye'de anlaştığı taşeron aracılığıyla yapacağı kaydı 24 Aralık'tan sonra yayımlayacak, hem de toplamda bin kez...

Bu resmî protokol açılışında salgın nedeniyle kısıtlı sayıda kişi davet edildiği vurgulandı ama olması gerektiğini düşündüğüm bazı kişileri göremedim. Örneğin binanın proje yarışması sırasında danışman jüri üyeleri olan, o zamanki CSO Müdürü, keman sanatçısı H. Hüseyin Akbulut ile şef Gürer Aykal, günümüzden bir önceki şef Rengim Gökmen, CSO'ya uzun yıllar hizmet etmiş bazı emekli üyeler acaba davet mi edilmediler? Süreç içinde görevde bulunan Kültür Bakanları çağrılmadılar mı? Davet edildiler de davete icabet mi etmediler?

Binanın mimarları Semra-Özcan Uygur çiftini de göremeyince iyice meraklandım ve tören tamamlandıktan sonra mesaj atarak sordum. Bu sabah, yani tören sabahı davet edilmişler ve törene gelmişler, demek ki ben göremedim. Herkes maskeli olduğu için tanıma güçlüğü de olabiliyor.

Tören ve konserin sonunda, Bakan Bey, yanına Şefi de çağırarak, Cumhurbaşkanına günün anısına bir armağan verdi. Böyle bir açılışta, aslında Cumhurbaşkanı'nın ve Bakanın, binanın telif hakları yasasına göre “eser sahibi” sıfatını taşıyan mimarlarının adını anması, onları davetlilere tanıtarak en azından bir plaket vermesi uygun olmaz mıydı?

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

3 Aralık 2020, Ankara

Önceki İlgili Yazılar:

http://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/sefik-kahramankaptan/genclik-ruyamiz-sonunda-gercek-oluyor/2342/

http://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/huseyin-akbulut/cso-konser-salonuna-kavusabilmenin-sevinci/2364/

Reklam
Bu yazı 5452 defa okunmuştur .

Son Yazılar