Berfin Aksu-Cem Babacan: Parlak müzikal birliktelik
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Berfin Aksu-Cem Babacan: Parlak müzikal birliktelik

14 Nisan 2015 - 23:16 - Güncelleme: 15 Nisan 2015 - 22:40

 

Aralarında 10 yıllık bir fark var. Kemancı henüz 17 yaşında, piyanist ise 27. Benzerlikleri özgeçmişlerinin çeşitli ulusal ve uluslararası yarışmalarda birinciliklerle dolu olması... Kemancı Berfin Aksu ile piyanist Cem Babacan ilk kez birlikte çaldılar ve ortaya olgun, parlak müzikal birliktelik çıkardılar.

 

Berfin'i on yılı aşkın süredir izliyorum. Bilkent'te Muhammedjan Turdiyev'in “artık yurtdışına gitme zamanı” diye yolverdiği, ikibuçuk yıldır Londra'daki Yehudi Menuhin Müzik Okulu'nda eğitimini sürdüren yetenekli kemancıyı yaklaşık üç yıldır dinlememiştim. Londra'da Lutsia Ibragimova ile sürdürdüğü çalışmalarda müthiş ilerleme kaydettiğini gördüm. Cem Babacan'ı da yıllardır, daha çok seslendirdiği konçertolar, katıldığı yarışma finalleri, Başar Can Kıvrak'la ikili çalışmalarıyla tanıyorum. İlk kez bir keman resitalinde piyanoda izledim. Bir kez daha, iyi bir menecerle uluslararası dolaşımda bulunması gereken bir piyanist olduğu fikrim perçinlendi.

Bilkent'in Ahmet Adnan Saygun'un adını taşıyan ilköğretim okulundaki basık tavanlı salonunda verilen dinletide, artık tam bir genç kız görünümüne kavuşmuş olan Berfin Aksu, Bach'ın solo keman için sol minör sonatını seslendirdi. Daha sonra Cem Babacan da sahneye çıktı ve Mozart'ın 4 numaralı re majör keman konçertosunda Berfin'e dikkatli, Mozart parlaklığını yansıtan bir eşlik çıkardı.

İkinci yarıda Edward Grieg'in 3 numaralı Do minör sonatını dinlerken, aklıma Suna Kan geldi. Rahmetli Gülay Uğurata'yla repertuarlarında bulunan sonatlardan biriydi bu. Berfin, öteki eserleri tümüyle bellekten çalmasına karşın, Grieg sonatta zaman zaman kapalı gözlerini aralayarak notaya göz attı. Berfin'in, Suna Kan'ın gençliğindeki duruşunu ne kadar andırdığını düşündüm. Çalarken ciddi, yoğunluğu yüksek, herşey yerli yerinde. Cem Babacan da, sonatın gereklerini yerine getiren güçlü, enerjik bir eşlikle eseri bütünledi.

Programda Ernst Bloch'un Yahudi esintileri taşıyan Nigun'undan sonra Çaykovski'nin Vals ve Scherzo'su vardı. Alkışlar güçlüydü. Ödül, Prokofyef'in Vals ve Mazurka'sı ile geri döndü dinleyiciye.

Berfin sanırım özellikle değişik dönemlerden ve değişik tarzlarda eserler seçerek, başta eski hocası Muhammedjan Turdiev ve dönem arkadaşları olmak üzere herkese aradan geçen üç yılda neler yaptığını göstermek istemişti. Böylelikle, temiz ve müzikal çalan, teknik olarak ileri, eserlerin içeriğindeki öz ve duyguyu yansıtan bir kemancı gördük. Sanırım önümüzdeki sezon, Berfin'i daha çok sahnede göreceğiz, çünkü okulundaki normal İngiliz müfredatıyla ilgili sorumluluklarını tamamladı.

 

Bu yazı 3566 defa okunmuştur .

Son Yazılar