Cumhuriyet Konserini Atatürk'ün Konservatuvarı'nda...
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Cumhuriyet Konserini Atatürk'ün Konservatuvarı'nda dinlemek...

30 Ekim 2019 - 14:15 - Güncelleme: 30 Ekim 2019 - 14:42

Cumhuriyet Bayramı'nı kutlamak üzere aynı gece karşınıza beş konser birden çıkarsa ne yaparsınız? Zor soru! Hepsinin programını inceledim ve Hacettepe Senfoni Orkestrası'nın çekirdek yaylı kadrosuyla vereceği konserde karar kıldım. Ne zamandır görmediğim müzisyenlere merhaba demek istedim.

Şef Dağhan Doğu'yu (d. 1986), Bilkent MSSF Müzik Lisesi'nde kontrbas öğrencisi olduğu günlerden tanırım. Hep başarılı bir çizgi izleyerek şefliğe yöneldi, Bilkent'ten ve Birmingham Kraliyet Konservatuvarı'ndan yüksek lisans diplomaları aldı. Şimdi hem Bursa Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda hocalık yapıyor, hem de Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası'nın şefi.

Solistler kemancı Gökçe Özler (d.1978) ile viyolacı Ali Başeğmezler (d. 1980) idi. İkisi de çalgılarında ustalıklarını kanıtlamış sanatçılar.

Gökçe Özler İzmir 9 Eylül Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunu, çeşitli yarışma dereceleri var, halen Bursa Bölge Devlet senfoni Orkestrasının başkemancısı ve hem Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuvarı'nda öğretim görevlisi olarak ders veriyor. Ali Başeğmez ise, Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı mezunu, yüksek lisans ve sanatta yeterlilik derecelerini Leipzig'de Prof. Tatiana Masurenko ile yaptı. Uzun yıllar Avrupa'da oda müziği gruplarında başviyolacı olarak çaldı. Şimdi ise Orkestra Akademik Başkent ile Borusan İstanbul Filarmoni Orkestraları'nın viyola gruplarında üye.

İkili, daha önce BBDSO ile Burak Tüzün'ün bagedi altında seslendirdikleri iki konçertant süiti, Ankara dinleyicisine sunmak istemişlerdi. Önce Kurt Atterberg'in (1887-1974) 3 No'lu süitini seslendirdiler. Başkemancı sandalyesinde Burcu Zorlu oturuyordu. 14 dakika kadar süren eserin dingin havası içinde solistlerin yer yer parlak çıkışlarıyla şenlenen bu romantik eserin ardından, viyolacı-besteci Nejat Başeğmezler'in (d. 1950) düzenlediği G. F. Handel'in 7. Klavsen Süitinin son bölümünden keman, viyola ve yaylılar için J. Halvorsen'in (1864-1935) yazdığı Pasakalya'yı dinledik. Böylece İskandinav halk müziklerinden saray danslarına uzanan temalardan yararlanılarak bestelenip düzenlenmiş ilk bölümün sonunda dinleyici, rahleleri Türk bayraklarıyla süslü orkestrayı, şefi ve solistleri coşkuyla alkışladı. Alkış uzun ve güçlü olunca, ikili bir “bis” çalmaya karar verdi ve bize tam bir sürpriz yaptılar. Besteci Nejat Başeğmezler'in kemancı Tuğba Tamer Türeli ile viyolacı Tuğba Özkan'ın siparişi üzerine bestelediği, henüz seslendirilmemiş “Keman-Viyola Sonatı”nın üçüncü bölümünü seslendirerek yeniden bol alkış aldılar. Şimdi aldı mı beni merak! İki Tuğba eserin tamamını bakalım nerede ve ne zaman seslendirecekler?

Cumhuriyetin Atatürk'ün isteğiyle kurulmuş ilk konservatuvarının bulunduğu üniversitenin orkestrasında, Türk şef ve solistlerle verilen Cumhuriyet Bayramı Kutlama Konserinde, elbette erken dönem bestecilerimizden birinin eserinin de bulunması yakışık alırdı. Ulvi Cemal Erkin'in ( 1906-1972) Sinfonietta'sı bu amaç için biçilmiş kaftandı. İkinci bölümünde makamsal özellikler gösteren, üçüncü bölümünde halk müziğimizden bazı temalardan yola çıkılarak yazılmış hızlı-yavaş-hızlı bölümleriyle tam bir küçük senfoni olan eseri HSO yaylıları iyi seslendirdi.

Konsere başlanmadan önce şef Dağhan Doğu'nun kısa bir Cumhuriyet konuşmasından sonra dinleyicileri Atatürk ve tüm yaşamını yitirmiş şehit ve müzisyenler için saygı duruşuna davet etmesi yerindeydi.

Böylece HSO'nun 2019-20 Prof. Dr. Tunçalp Özgen Sezonu'nda ilk kez bir konser dinlemiş oldum.

Daha önce birkaç kez hatırlattığım bir konuya yeniden dikkati çekmek zorundayım. Beytepe Yerleşkesi'ndeki yeni konservatuvar binasının girişinde, konsere gelenlerin palto, pardösü, kabanlarını bırakabilecekleri bir vestiyer hâla yok! Hadi hocalar erken gelip kendi ders odalarına koyuyorlar diyelim. Ya dışardan, yurtlardan gelen dinleyiciler? Üstünüzdekini salonda haşır-huşur çıkarıp, kucağınızda tutmak zorundanız! Uygar ülkelerde, Avrupa'da, Rusya'da bunu yapmaya kalkışanları kapıda uyarıp doğruca vestiyere gönderirler! Lütfen rektörlüğün hangi dairesi ilgiliyse, bu konuyu çözüversin.

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

30 Ekim 2019, Ankara

 

Bu yazı 927 defa okunmuştur .

Son Yazılar