Operanın doğuşu...
Reklam
  • Reklam
AHMET SAY

AHMET SAY

Kiraz Çiçeği

Operanın doğuşu...

28 Temmuz 2017 - 17:31

Opera sanatı, tiyatro ve müziğin temelleri üzerinde yükselmiştir. Ancak opera, bu iki sanat dalının birbirine yapıştırılmış biçimi değildir. Tiyatro ile müziğin kaynaştığı, edebiyatın, özellikle şiirin ve plastik sanatların, hatta mimarlığın da güç verdiği bir “sanatlar bireşimidir” opera.

Tiyatro sanatındaki söz, operada müziğin akışını engellemez; aynı şekilde, müzik de sözün önemini gölgelemez. Bu ikisi, birbirinin anlatımını güçlendiren yeni bir sanatı, operayı geliştirmiştir.

16. Yüzyılın ilk yarısında, Kont Bardi’nin sarayında sürdürülen sanat tartışmalarında, “sahne müziği”nin nasıl olması gerektiği üzerine ilk düşüncelerin, ünlü İtalyan fizikçi ve astronom Galilei Galileo’nun babası Vincenzo Galileo (1521-1591) tarafından ileri sürüldüğü kabul edilir. Sözü önemsenen bir kişi olan Galileo, antik çağın yalınlığına dönmeyi önerirken, müziğin teknik bakımdan yoksullaşmasına göz yummuştur. Ona kalırsa, sözlere uyacak, duygu açısından daha içten, akışı daha doğal bir melodinin yaratılması yeterliydi. Bu nedenle Galileo, çağındaki bütün sanatsal isteklerin birleştiği yola ilk olarak girme onurunu kazanmıştı: Kont Bardi’nin de desteğiyle Dante’nin “İlâhi Komedya” adlı ünlü eserinin “Cehennem” bölümünden duygu körükleyici monoloğu besteleyen oydu. Bu eser, genel olarak olumlu karşılanmakla beraber, dış çevrelerde tartışmalara neden olmuştu. Galileo, Ugolino’nun monoloğunu viyola eşliğinde kendisi seslendirmişti. Tekniği zayıf olan bu müziğin ifadedeki düzgünlükten başka bir özelliği yoktu.

Daha sonra Galileo’nun iki yakarı parçası bestelediği biliniyor. “Yakarı” demek, acılardan sıyrılma umudu demektir. Bu umut, daha doğrusu acı, tam üç kuşak boyunca operanın baş konusu olacaktır. O dönemdeki müzikçilerin dediği gibi, “duyguların derinliklerine inebilmek için duygulanma ortamı yaratmak” gerekirdi. Bunun en kısa yoluysa gözyaşı pınarlarından geçiyordu. Öyledir, insan yüreğini avlamakta acılı duygular, mutluluk duygularından daha fazla iş görür.

Jacopo Peri ve Caccini’nin eserleri, opera sanatının öncüleriydi; ancak onlar, bugün bize “ilginç bir tarihsel merak”tan başka bir şey veremez. Müzik tarihinin kilometre taşlarından biri olan Claudio Monteverdi (1567-1643) ise armonik yazıyı öne çıkaran usta bir melodi yaratıcısı olarak tarihe geçmiştir. Monteverdi’nin sanat tarihindeki yeri, çağdaşı olan Shakespeare’in yanı başındadır. Shakespeare’in şiirde yaptığı gibi, Monteverdi de operalarında her karaktere doğal dilini konuşturmuştur.

İşte size Rönesans’la başlayıp 17. yüzyılın operasına ve onun orkestrasına ulaştıran Rönesans Aydınlanması müziğinin kısacık bir özeti…

 

Bu yazı 705 defa okunmuştur .

Son Yazılar