Kuğu Gölü’ne ait Bilinenler ve Bilinmeyenler
Reklam
  • Reklam
NECLA ÇIKIGİL

NECLA ÇIKIGİL

Dans Sahnelerinden

Kuğu Gölü’ne ait Bilinenler ve Bilinmeyenler

09 Kasım 2015 - 19:18

 

6 Ekim ve 13 Ekim 2015 tarihli The New York Times, Kuğu Gölü Balesi’ni değerlendiren Michael Cooper’ın ve Alastair Macaulay’in yazılarında bu baleye ait değişik gelişmeleri sunmuş.

Ünlü Kuğu Gölü Balesi çeşitli bale toplulukları tarafından defalarca sahnelenmektedir. Türkiye’de ilk sahnelenişi Ankara Devlet Opera ve Balesi tarafından 29 Ekim 1965 tarihinde (Türkiye’de 50 yıllık geçmişi olan bir bale) gerçekleştirilmiştir. Bu balenin her sahnelenişinde esere yeni bir yaklaşım getirilmektedir ama yine de ilk oynanış tarihi 4 Mart 1877 olan Kuğu Gölü kendine özgü bir esrar perdesi altında kalmıştır.

Ancak, Bolşoy Tiyatrosu yenilenirken bu yenilemeyi yürüten ve Moskova Sanat Çalışmaları Enstitüsü’nde bir üst düzey araştırmacı olan Sergey Konaev bazı belgeleri ortaya çıkarmış ve bu ilk Kuğu Gölü’ne ait kafaları kurcalayan sorulara yanıtlar getirirken baleye ait var olan bilgileri de kesinleştirmiştir.

Konaev, Kuğu Gölü Balesi’nin 125. Yılı olan 2002 de baleye ait yayınlanacak olan bir eser üzerinde çalışırken, bu 19. Yüzyıl Moskova balesine ait çok az belge olduğunu fark etmiş; bunun üzerine araştırmalarına başlamış ve bulduğu belgeler arasında kaybolduğu varsayılan bir keman bestesi, bir çello partisyonu, önemli sayılacak parasal kayıtlar (tiyatronun ve yapımcılık bölümünün hesap defterleri) ortaya çıkmış.

Bu belgeler arasında 1875 yılında Kuğu Gölü balesi için Tchaikovsky’e yapılan başvuru nedeniyle Kuğu Gölü’nün de ilk olarak adının geçtiği anlaşılıyor.

Bütün bu bilgiler, Ekim ayında (2015) Moskova’da düzenlenen bir konferansta dinleyicilerle paylaşılmıştır. Bu konferansa, Princeton Üniversitesi’nin Slav Dili ve Edebiyatları Profesörü

Simon Morris (Bolşoy Balesi’nin Tarihi üzerine bir kitap yazmaktadır) de katılmıştır. Morrison bu belgelerle senaryoyu kimin yazdığı ( bu yeni bir bilgi değil), ilk hangi balerina için baş rol düşünüldüğü, ilk kostümler ve tasarımlar hakkında kesinleşmiş bilgiler elde edildiğini belirtir.

Birçok modern Kuğu Gölü baleleri genelde 1895 yılında Mariinsky Tiyatrosu’nda (St.Petersburg) sergilenen Petipa-Ivanov yapımının tekrarıdır. Ancak, 1895 yılındaki sahnelenişte Tchaikovsky (1840-1893) artık hayatta değildir ve bu balenin bestesi de Petipa-Ivanov ve İtalyan besteci ve şef Riccarco Drigo tarafından her türlü eklemeler, kesmeler, bazı kısımların yer değiştirmeleri ile yeniden şekillendirilmiştir (Drigo, Mariinsky Tiyatrosu’nda 1886-1917 yılları arasındaki orkestra şefidir). Böylece, 1877 Bolşoy yapımı Kuğu Gölü de kenara itilmiştir.

Ortaya çıkan son belgelerden anlaşıldığına göre, librettoyu gerçekten Vladimir Petrovich Begichev’in (1828-91) (zaten böyle biliniyordu) yazdığı kanıtlanmış oluyor. Araştırmacı Konaev, ayrıca bu balede dans etmesi istenen dansçının Lydia Geiten olduğunun açığa çıktığını da belirtir. Tchaikovsky, bu dansçıyı çok beğenmektedir. Dansçı da balenin provlarına katılır ama sonraları Tchaikovsky’nin müziğini sıkıcı bulduğunu ileri sürerek balede dans etmez.

Belgeler, Tchaikovsky’nin bestesinin onun ilk yaptığı müzik sıralamasında (sonraları bu sıralamada oynamalar yapılmıştır) çalındığı bilgisini de verir. Eserin koreografı da bilindiği gibi Avusturyalı koreograf Wenzel Reisinger’dir (1827-1892).

Bu 1877 Kuğu Gölü’nün Tchaikovsky’nin asıl bestesini (müzik kısımlarını onun ilk sıraladığı gibi) kullanarak yeniden Moskova’da 1953 yılında sahneleyen koreograf, Vladimir Bourmeister’dir (1904-1971). Bourmeister, bu yapımı 1956 yılında Paris’e de götürmüş, 1960 yılında ise Paris Operası için de sahnelemiştir.

Sergey Konaev’in araştırmaları Kuğu Gölü’ne ait bazı bilinenleri kesinleştirirken bazı yeni bilgilerin de ortaya çıkmalarını sağlamış. Bu büyüleyici bale değişik bale toplulukları tarafından devamlı olarak sahnelenmekte. Hatta bazı yorumlarda izleyicilere “mutlu son” bile sunulmakta. Her sahneleniş de yeni bir yaklaşım getirmekte. Belki bundan sonra, 1877 yorumunu da yeniden ele alacak olan koerograflar olacaktır.

9 Kasım 2015, Doç.Dr. Necla Çıkıgil

Bu yazı 4019 defa okunmuştur .

Son Yazılar