Hacettepe Sanat Müzesi yeniden nasıl açıldı?
Reklam
  • Reklam
SAVAŞ SÖNMEZ

SAVAŞ SÖNMEZ

Geçmişe Özlem

Hacettepe Sanat Müzesi yeniden nasıl açıldı?

18 Ekim 2017 - 15:56

AÇILIŞ

15 Haziran-30 Temmuz arasında cermodern’de Hacettepe Üniversitesi(HÜ)’nin 50.Kuruluş Yıldönümü nedeniyle açılan Yarın Bugünden Kurulur adlı sergide Hacettepe Sanat Müzesi(HSM)’nin Yeni Koleksiyonu’nu gezinirken, müzenin yakında yeniden açılacağının sinyallerini almıştık. Nitekim, iki yıla yakın süreyle onarıma alınan HSM, 855 metrekareye yayılan yeni yüzüyle, 17 Ekim 2017 günü üniversitenin 2017-2018 Akademik Yılı ile birlikte açıldı. Tören Burak Tüzün yönetimindeki HÜ Senfoni Orkestrası’nın, Ulvi Cemal Erkin’in 2.Senfonisi’nin final bölümünü icrasıyla başladı. Rektör Prof. Dr. Haluk Özen ile Bilim-Sanayi-Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün konuşmalarının ardından, 10 akademisyene 2016 Hacettepe Bilim Ödülleri dağıtıldı. Sonra da öğle yemeğini geciktirenlerden oluşan küçük bir grupla müze dolaşıldı.

GEÇMİŞİ ve İŞLEVİ

HSM’nin temeli, uzun yıllar Hacettepe Kültür Merkezi Ahmet Göğüş Sanat Galerisi’nde açılan sergilerden biriktirilen koleksiyon ile 4 Ekim 2005 tarihinde atılır. 2005-2007 arasında bu birikimler, “Koleksiyon 1,2,3” adlarıyla sergilenir. O günden bu yana iki yıla yakın kapanmanın dışında, açılan yeni sergilerden eklenenler, sanatçılar ve yakınları tarafından bağışlananlar ve satınalma yoluyla edinilenlerle birlikte, müze envanterindeki resim ve heykel sayısı 426’ya ulaşır.

HSM, odak noktasına izleyici olarak çocukları ve gençleri yerleştirerek, Ankara’nın “görsel-kültürel” yapısına farklı bir bakış açısı kazandırmayı hedefler. En önemli amacıeğitim(başta Beytepe Ana ve İlkokulları olmak üzere tüm küçük öğrencileri resim, seramik ve heykel ile tanıştırmak; HÜ ve diğer yüksek öğrenim öğrencilerinin müze ziyaretlerine eşlik edip onları aydınlatmak) olarak belirler. Bir “galeri müze olmanın dışında dönem sergileri, retrospektif sergiler, yeni yaklaşımlar ve kavram sergileri düzenlemeyi ve bunları bilim-sanat çevrelerine ve gençlere yayınlar yolu ile sunmayı” görev edinir. “Edindiği ve edineceği yapıtları korumak, onarmak ve sergilemek; ülkenin plastik sanatını ve sanatçılarını duyurup tanıtmak; güncel sanat akımlarını izlemek” gibi alanlarda faaliyet gösterir.

BURHAN DOĞANÇAY ve DİĞER SANATÇILAR

 

Burhan Doğançay’ın (1929-2013) müzede özel bir yeri vardır. Yapıtları dünyanın belli başlı müzelerinde yer alan “dünya sanatçısı” Burhan Doğançay’ın çocukluğu Hacettepe’de geçmiştir. 2002’de sanat galerisinde açmış olduğu serginin ertesinde 20 ve 2005 yılında da 20 olmak üzere 40 yapıtını sağlığında müzeye bağışlamıştır. Ölümünden sonra 2016’da eşi Angela Doğançay’ın verdiği 8 yapıtla müzedeki Doğançay eserlerinin sayısı 48’e (8 Tuval + 12 Serigrafi + 4 Litograf + 24 Kağıt üzerine guaş, kolaj, yağlıboya, akrilik, pastel) ulaşmıştır. Bu eserler, Olive Ciboire’nin 14 ayrı seri olarak sınıflandırıp tanımladığı Burhan Doğançay serilerinin bir kısmını kapsamaktadır ve sürekli teşhirdedir. Müzede Doğançay’ın yanı sıra Şeref Akdik, Hikmet Onat, Feyhaman Duran, Avni Arbaş, Nevzat Akoral, Nuri Abaç, Fikret Otyam, Hayati Misman… gibi ustaların ve daha genç pek çok sanatçının eserleri bulunmakta ve değişmeli olarak sergilenmektedir.

Bu hafta içinde yapıtların etiketlenmesi-künyelenmesi işlemlerinin tamamlanmasından sonra, gelecek haftadan itibaren haftanın işgünlerinde ve iş saatlerinde ücretsiz gezilebilebilecek HSM’ye, özellikle Burhan Doğançay’ın bunca eserini bir arada görebilmek için uğramanızı öneririm.

SAVAŞ SÖNMEZ

18 EKİM 2017


YARARLANDIĞIM KAYNAKÇA

  • Dr.Dilek Karaaziz Şener, “Bir Üniversite Müzesi Örneği : Hacettepe Sanat Müzesi”, Hacettepe Sanat Müzesi, Ankara, Haziran 2017, s. 9-17

  • Prof.Hüsnü Dokak, “Üniversiteler ve Sanat Müzeleri”, Hacettepe Sanat Müzesi, Ankara, Haziran 2017, s. 6-7

  • Prof.İsmail Ateş, “Bir Dünya Sanatçısı Burhan Doğançay”, Hacettepe Sanat Müzesi, Ankara, Haziran 2017, s. 122-133

  • Zeynep Yasa Yaman, “Sanat Müzelerinin Tarihi Kimlikleri ve Sorumlulukları”, Hacettepe Sanat Müzesi Koleksiyon 1, Ankara, Eylül 2005, s. 9-31


 

Bu yazı 1547 defa okunmuştur .

Son Yazılar