Kiklad Tekneleri Ve A.Ü. Fen Fakültesi Bahçesi
Reklam
  • Reklam
SAVAŞ SÖNMEZ

SAVAŞ SÖNMEZ

Geçmişe Özlem

Kiklad Tekneleri Ve A.Ü. Fen Fakültesi Bahçesi

04 Temmuz 2018 - 16:18

TEKNELER

Ege Denizi’nin güneyinde, Oniki Ada’nın batısında, en ünlüleri Santorini ve Mikonos olmak üzere 56 adadan oluşan, kutsal sayılan Delos Adası’nı kuşattıkları için de adları “daire” anlamındaki “kyklos”tan türemiş bir adalar grubu KİKLADLAR. Ankara Üniversitesi Sualtı Arkeolojik Araştırma ve Uygulama Merkezi’nce derlenip o alanda bir panoya yerleştirilen bilgilere göre, M.Ö. 4800 – 4400 yılları arasında, gerek bu adaların birbirleriyle ve gerekse dış dünya ile olan bağlantılarını sağlamak için deniz yolu ulaşımında Kiklad Tekneleri kullanılmış.

 

 

Kazılardan elde edilen obsidiyen (şişe camı görünümünde, koyu renkli ve çok kesici magma camı), seramik, maden gibi buluntular, bölgede yoğun bir ticari faaliyetin var olduğunu göstermekte. Bu amaçla kullanılan teknelerin izlerine ise ancak kaya kabartmalarında ve işlevleri kesin olarak saptanamamakla birlikte biçimlerinden ötürü “Kiklad Tavaları” olarak adlandırılan objelerde rastlanabilmiş.

İşte bu Kiklad Tekneleri’nin, kiklad tavalarından ve kurşundan şekillendirilmiş tekne modellerinden esinlenilerek yapılan ve yaklaşık 10 metre uzunluğundaki bir örneği, Fen Fakültesi bahçesinin bir köşesine yerleştirilmiş. Aynı köşede, Atlas Okyanusu ile kıyılarına ilişkin ünlü haritayı düzenleyen, 1521’de Kitabı Bahriye’yi yazan, 1554’te Kanuni Sultan Süleyman tarafından donamayı sahipsiz bırakmakla suçlanarak, 84(?) yaşında astırılan Piri Reis (1470 ? -1554)’in Filinta Önal tarafından yapılmış bir büstü, Piri Reis Meydanı ve Piri Reis Restoran bulunuyor.

TARİHÇE ve BAHÇE

1941-1943 yılları arasında Sedat Hakkı Eldem ve Emin Onat’ın projelerine göre inşa edilip 17.9.1943 tarihinde kurularak 8.11.1943’te açılan Fen Fakültesi, kendi binası olmadığı için ilk yıllarını Gazi Eğitim Enstitüsü’nün sınıf ve laboratuvarlarında geçirir(Bugünkü binasına ancak 1950’de taşınabilir). Fen Fakültesi kendisinden önce, 5.11.1925’te kurulan Ankara Adliye Hukuk Mektebi, 14.6.1935’te kurulan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, 19.10.1945’te kurulan Tıp Fakültesi ile birlikte, 18.6.1946’da kurulan Ankara Üniversitesi’ne bağlanır (30.10.1933’te kurulan Yüksek Ziraat Enstitüsü’nün 1948 Ziraat Fakültesi, 6.11.1936’da İstanbul’dan Ankara’ya taşınıp 15.11.1936’da yeni binasında öğretime başlayan Siyasal Bilgiler Okulu’nun 23.3.1950’de Siyasal Bilgiler Fakültesi adları altında katılmalarıyla Ankara Üniversitesi’nin kuruluş yıllarının ilk etabı tamamlanır).

 

O gün bu gündür çok geniş alanına birçok eğitim kuruluşu eklenip, ilk yıllardaki görüntüsü hayli değişmiş olmasına karşın, koyu yeşilliği halen tüketilememiş. Simetrik iki ana binanın ortalarındaki “balıklı-kurbağalı-nilüferli” iki havuzu, kimisi kuruluş yıllarından gelen “kimlik plaketli” ağaçları, parkları, çalıları, oyun sahaları ve heykelleriyle bir botanik bahçesi görünümündedir(Keşke o güzelim seraları da yok edilmeseydi).

Ankara Üniversitesi’nin 14 müzesinden 6’sı bu “Tandoğan Yerleşkesi”nde bulunuyor (Tandoğan Meydanı ve Metro İstasyonu’nun adını “Anadolu”ya dönüştüren zihniyet henüz buraya bulaşmadı). 1990’da oluşturulan Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Jeoloji Müzesi’nin koleksiyonunun temeli, Yüksek Ziraat Enstitüsü’nde Jeoloji Bölümü’nü kuran Prof.Dr. Salomon Calvi’ye dayanıyor. Müzede 1500 mineral ve 200 kayaç örneği sergileniyor. Bünyesinde bir de mini eczane barındıran, Eczacılık Fakültesi binasındaki İlaç ve Eczacılık Cihazları Müzesi 16.12.2013’te açılmış. Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Zooloji Müzesi’nin memeli hayvan koleksiyonu Prof.Dr. Bahtiye Mursaloğlu tarafından oluşturulmuş. 20.4.1990’da Cebeci Yerleşkesi’ndeki Eğitim Fakültesi içinde Prof.Dr. Bekir Onur tarafından şekillendirilen Oyuncak Müzesi, 20.4.2016’da bu bahçedeki ÇOKAUM (Çocuk Kültürü araştırma ve Uygulama Merkezi)’a nakledilmiş. Herbarium Turcicum, 20.10.2011’de “müze-kütüphane-araştırma merkezi” olarak kurulmuş olup, yaklaşık 200.000 adet kurutulmuş bitki örneğini barındırıyor. 17.2.2018’de açılışının hemen ertesi günü dolaştığımız Ankara Üniversitesi Tarihi Müzesi ise Rektörlük binasının bodrumunda. Müzelerin hiçbirinde sürekli eleman bulunmuyor. Bu nedenle gezilmek istendiğinde önceden randevu almak gerekli.

Yerleşke içinde, yalnız öğleleri açık ve de tabldotu ile şimdilik favorimiz olan Piri Reis Restoran’ın yanı sıra, Keyifli Bahçe, akşamları da açık ve de içkisiz Shoppe Akademik Restoran, Merkez Kantini, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ürün Satış Noktası ve bambulu Ziraat Cafe, Esperro Cafe gibi yeme-içme mekanları var.

1960’da Matematik Bölümü’nde “dinleyici öğrenci” olmam, ailemin 1965-2006 arasında caddenin öte yakasındaki Önder Caddesi’nde oturmaları ve kızım Evren’i bebek arabasıyla sık sık nilüferli havuza götürmemden ötürü, bahçeyle aramızda çok eski bir hukuk olsa gerek. Bahçe, havuzları, parkları, müzeleri, ağaçları, çalıları, gençleri, heykelleri ve oturma alanları ile; şehrin ortasında ama gürültüden son derece uzak, dingin, her zaman gölgeli, serin ve huzurlu bir ortam. Sıcak günlerde siz de kendinize bir şans tanıyın, bir süreliğine son günlerin kaygılarından arının, dolaşın, oturun, atıştırın, okuyun, yaşama ve savaşıma dönün.

SAVAŞ SÖNMEZ

3 Temmuz 2018

 

Bu yazı 1368 defa okunmuştur .

Son Yazılar