Yenilenmiş Üç Ankara Hanı
Reklam
  • Reklam
SAVAŞ SÖNMEZ

SAVAŞ SÖNMEZ

Geçmişe Özlem

Yenilenmiş Üç Ankara Hanı

03 Şubat 2019 - 13:54 - Güncelleme: 03 Şubat 2019 - 14:45

HAN BÖLGELERİ

Geçmiş yüzyıllarda Ankara’da ticaretin nabzının bir yandan Ulus’ta “Suluhan(Hasan Paşa Hanı, 1508-1511) – Tahtakale Çarşısı – Karaoğlan Çarşısı” (AŞAĞI YÜZ); diğer yandan da Kale’de Koyunpazarı ve özellikle Atpazarı (YUKARI YÜZ) ile Mahmutpaşa Bedesteni'nde (şimdiki Anadolu Medeniyetleri Müzesi, (1464-1471) attığı bilinmektedir. Eski Ankara hanlarının çoğunluğu bu ikinci bölgede yapılmış, ancak günümüze yenilenmiş olarak da olsa bunların pek azı ulaşabilmiştir. Geçmiş Ankara hanlarının sayıları Mehmet Tunçer’in “Ankara Şehri Merkez Gelişimi(14.-20.Yüzyıl) kitabında 32, Rıfat Özdemir’in “XIX.Yüzyılın İlkyarısında Ankara” kitabında 30, Gönül Öney’in “Ankara’daki Türk Devri Yapıları” kitabında 15 ve Ayşıl Tükel Yavuz’un derlediği “Tarih İçinde Ankara” kitabında 37 olarak verilmektedir. Bu hanlardan üçünün geçmişlerine ve bugünkü konumlarına kısa bir göz atalım.

ÇENGELHAN

Aşağıdan yokuşa doğru “Samanpazarı-Koyunpazarı-Atpazarı” sırasındaki üç halkanın sonuncusu olan Atpazarı’nda yer alan Çengel Han, Kanuni döneminde Mihrimah Sultan’ın eşi Damat Rüstem Paşa tarafından 1522-1523 yıllarında yaptırılmış. Önceleri büyük şehirlerden gelen tiftik, yapağı, pirinç ve ham deri tüccarlarına “odalık” ve “develik” kısımlarıyla hizmet vermiş, daha sonra tabakhane ve yün deposu olarak kullanılıp, 20. yüzyıl sonlarında terk edilmiş. 1980’lerde Anıtlar Yüksek Kurulu’nca “korunması gereken tarihi eser” olarak tanımlanan han bir süre boş bırakıldıktan sonra, Ankara Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı’na kiralanmış. 2003-2005 arasında “aslına uygun olarak geçirdiği söylenen bir restorasyon(*) sırasında avlusunun üstü camla kapatılarak “Ankara Rahmi M. Koç Müzesi”ne dönüştürülmüş ve 6 Nisan 2005’de ziyarete açılmış.

32 odalı Çengelhan şu anda zemin katında “Raylı Ulaşım-Oyuncaklar-Bebek Evleri-Esnaf Sokağı-Vehbi Koç’un Dükkanı-Atatürk ve Ankara”; birinci katında “Rahmi M.Koç Galerisi- Amerikan Koleksiyonu-Mustafa V. Koç Galerisi-Denizcilik”; bodrum katında ise “Tıp-Eczacılık-Tarım” gibi konularda obje, belge, nesne ve fotoğrafların sergilendiği karmaşık yapılı bir müze olarak hizmet vermekte.

Çengelhan ile hemen o yörede bulunan ve babamın bir süre görevli olduğu, 1945-1950 yıllarının “Demirfırka Polis Karakolu” günlerinden gelen çok eski bir tanışıklığım vardır. Daha sonra seyrelen buluşmalarımız, 1990’larda Çengelhan’ın giriş kemerinin hemen sağında yer alan, 7-8 kişinin zorlukla sığışabildiği bir masa çevresinden oluşan o minicik dükkanında Fehmi Tandoğan’ı (Dönerci Fehmi Usta) keşfetmemden sonra sıklaşmış, onun “Kömürde-Kıymasız Ankara Döneri”nin müptelası olmuşumdur (Yazıma iliştirdiğim 14.11.2001 tarihli fotoğrafta, Çengelhan’ın o günkü giriş kemeri ile ilerideki han kapısı ve dükkanın penceresinde Fehmi Usta, önündeki kürsülerde de döner bekleyen eşim ve arkadaşlarım görülüyor). Bir yolunuzu düşürüp bu dönerin halen aynı olan tadına, kardeşi Dursun’un Can Sokak’taki dükkanında bakmanızı öneririm.

 

SAFRANHAN

1511’de yaptırıldığı vakfiyesinden anlaşılan Safranhan (Zağfiran Hanı), tipik bir Anadolu kervansarayı olarak kullanılmış, Ankara’da sof ticaretinin bitmesiyle önemini yitirmiş. Osmanlı’nın son dönemleriyle Cumhuriyet’in ilk yıllarında cezaevi olarak da hizmet veren Safranhan, sonraki yıllarda tamamen “depo” kimliğine bürünmüş. 2012 yılında Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı tarafından satın alınan han, aslına sadık kalındığı ifade edilen bir biçimde onarılarak 2 Haziran 2016’da Ankara Rahmi M. Koç Müzesi bünyesine katılmış ve yeraltından müze ile birleştirilmiş. Günümüzde Safranhan’ın zemin katında “Karayolu Ulaşımı-Matbaa-Makineler”, birinci katında ise “İletişim-Bilimsel Aletler-Havacılık-Günlük Yaşam-Eski Ankara Yazıhanesi” gibi konularla ilgili, türlü nesneler sergilenmekte.

ÇUKURHAN

Kitabesi bulunmamakla birlikte araştırmacılar tarafından 16. Yüzyıl sonları ile 17. Yüzyıl başları arasına tarihlenen Çukurhan da bir Atpazarı kervansarayı. Ankaravi Mehmet Emin Efendi Vakfı’na bağlı. İlk yıllarında ağır hapis cezalı mahkumlar için hapishane, Milli Mücadele yıllarında ise karargah olarak kullanılmış. 1950 yangınından sonra yenilenerek özgünlüğünü yitirmiş. Rahmi M. Koç Kültür ve Sanat Vakfı’nca kiralanıp, Ekim 2007-Mayıs 2010 arasında geçirdiği yaklaşık 2,5 yıllık bir restorasyon sonrasında Mayıs 2010’da, Divan Çukurhan adı altında butik bir otel olarak hizmete açılmış. Bir yakınımızın evlilik töreni nedeniyle 23 Nisan 2016 akşamı bir geceleme yaparak, adlarını yansıtacak biçimde düzenlenip dekore edildiklerine tanık da olduğumuz 19 odası bulunmakta. O da yerin altından Safranhan ile bağlantılı.

MÜZE AMAÇLARINA UYGUN ETKİNLİKLER ve YEMEK SALONLARI

Bu üç hanın çeşitli katlarında özenle düzenlenmiş ve değişik lezzetler sunan, Müze Cafe (Çengelhan), Safran Brasserie ve Restoran (Safranhan), Divan Patisserie ve toplu kiralanmalarda hizmet veren Avlu Restoran (Çukurhan) gibi yeme-içme mekanları da vardır. Öte yandan Çengelhan’ın önündeki Bedesten kısmında; takı, giysi, aksesuar, cam, seramik, porselen, zeytin ve zeytinyağı gibi çeşitli hediyelik eşyanın satıldığı 8 adet dükkan da bulunmaktadır.

Zengin koleksiyonu ve uzmanlarıyla, müzeyi özellikle çocuklar için bir eğitim ortamına dönüştürmek, Çengelhan Rahmi M. Koç Müzesi’nin başlıca amaçları arasında. Bu cümleden olarak katılımcılara, müzenin “karayolu ulaşımı, denizcilik, iletişim, bilimsel aletler” bölümlerini kapsayan İlköğretim Eğitim Paketi sunulmakta, eğitici ve eğlenceli etkinliklerin yer aldığı Hafta Sonu Atölyeleri düzenlenmekte, çocukların müzede yer alan Bilimsel Deney Aletleri’nden uygulamalı olarak yararlanmaları sağlanmakta, okul öncesi çocukları için Anasınıfı Eğitim Paketi verilmektedir.

(*) Restorasyon(onarım), hele hele konservasyon(koruma) sırasında Türkiye’deki tarihi yapıların gerek yapı malzemeleri, gerekse mimari özellikleri yönünden ne derece bozuldukları ve değiştirildikleri (rekonstrüksiyon-yeniden yapım ya da restitüsyon-yeniden tasarım gibi), bilinen ve ne yazık ki önlenemeyen” genelgeçer”bir gerçektir. Bu nedenle kuşkularımı kendimde tutup, “aslına sadık kalınarak yapıldığı söylenen onarımların” değerlendirilmesini, mimar, arkeolog, sanat tarihçisi, şehir plancısı ve restoratör bilim adamlarına bırakmayı hep uygun görmüşümdür.

SAVAŞ SÖNMEZ

3 Şubat 2019, Ankara

 

NOT : Bu yazının ilgili gazetenin sayfa editörünce kısaltılmış hali 2 Şubat 2019 günlü Cumhuriyet’te yayımlanmıştır.

 

Bu yazı 5165 defa okunmuştur .

Son Yazılar