Büyücü şefin yarattığı tını zenginliği
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Büyücü şefin yarattığı tını zenginliği

15 Kasım 2015 - 00:33 - Güncelleme: 15 Kasım 2015 - 00:51

Bazı konserleri bitmesin istersiniz. BSO’nun 14 Kasım 2015 akşamı şef Avi Ostrowsky (d.1938) yönetiminde, soprano Burcu Uyar ile bas Tuncay Kurtoğlu’nun solist olarak katıldıkları konser, tını kalitesi bakımından üst düzeydeydi.

İsrailli şef Ostrowsky kısa boyuna karşın orkestraya hükmeden bir büyücü gibi. Geçen sezon Şostakoviç’in 5. Senfonisinde sağlanan kalitenin rastlantı olmadığını, bu kez iki opera uvertürüyle bir orkestral uvertürün seslendirmelerinde gösterdi. G. Verdi’nin Talihin Kudreti, C. M. von Weber’in Freischütz opera uvertürleriyle, P. I. Çaykovski’nin Romeo-Jüliet uvertüründe, orkestra tüm gruplarıyla tam bir uyum içinde, nefis bir tını bütünlüğü yakaladı. Başkemancı sandalyesinde Irina Nikotina’nın oturduğu konserde, solistlere eşlikte de aynı kalite elde edildi. Opera bestecilerinin dramatik etkiyi arttırmak için zaman zaman kullandıkları âni volüm yükseltmeleri ve tını zenginleştirmelerinde orkestra Ostrowsky’in isteklerine yerli yerinde cevap verdi. Ostrowsky, jestleriyle orkestraya ve dinleyiciye seslendirmeden memnun kaldığını gösterdi. Orkestrayı alkışladı, sadece dinleyiciyi değil orkestrayı da eğilerek selamladı. Orkestra da kendi tarzında alkışlayarak şeften memnuniyetini dile getirdi.

Burcu Uyar (d.1978) 2011 yılında Andante/Donizetti Ödülleri’nde yılın kadın şarkıcısı seçilmiş, kariyerini berlin merkezli olarak Avrupa’da sürdüren kolaratur sopranomuz. Son yıllarda Bilkent’in öncelik verdiği bir soprano. Mahler Binler Senfonisi, Puccini La Boheme seslendirmelerinde gayet başarılıydı. G. Verdi’nin I Vespri Siciliani operasından Elena’nın “Merce dilette amiche”, A.Catalani’nin La Wally operasından Wally’nin “Ebben, ne andro lontana” aryalarını solo olarak söyledi. Burcu Uyar’ın, cömert göğüs dekolteli mavi giysisi de dinleyici arasında görüş farklılıklarına yol açtı. Yakıştıranlar olduğu kadar, dekoltenin fazla zorlandığı kanısında olanlar da vardı. Bu konu, konser arasındaki sohbetlerde yer aldı.

Son yıllarda olgunluğu yakalayan, önde gelen bas sesimiz Tuncay Kurtoğlu’yla (d.1970) ise G. Rossini’nin İtalya’da Bir Türk operasından Fiorilla ile Selim’in “Bella in Italia” ile W.A. Mozart’ın Sihirli Flüt operasından Papagena-Papageno düetlerini yaptılar. Papageno aslında bariton partisi olmasına karşın, Kurtoğlu bir bas olarak, teknik kapasitesini de kullandı ve hiç yadırganmadı. Bu düetler büyük beğeni kazanınca, birer kez daha tekrarladılar. Böylece konser de standart süresine, yani arayla birlikte iki saate ulaşmış oldu.

Tuncay Kurtoğlu solo söylediği S.Rahmaninov’dan Aleko’nun “Ves tabop spit” aryasıyla, G.Rossini’nin Sevil Berberi’nden Don Basilio’nun “La Calunnia” aryasında, bağırmadan şarkı söyleme sanatında ne denli ustalaştığını bir kez daha gösterdi. Aslında bu konserin afişe solist, kariyerini ABD merkezli olarak uluslararası alanda sürdüren bas Burak Bilgili’ydi. Babası 29 Ekim’de vefat eden Bilgili gelemeyeceğini bildirince, her daim hazır Kurtoğlu, Bilkent sahnesinde yerini aldı.

CSO’nun Ankara dışında turnede olduğu bir haftaya denk gelmesine karşın, Bilkent Salonu’nun tam dolu olmayışınıı acaba neye bağlamak gerek? Dinleyicinin genel ortamdan etkilendiği ve sezona tam ısınamadığı anlaşılıyor. Konserlerde geçen sezonlardaki kadar Bilkent müzik öğrencilerini de göremiyorum. Niye acaba?

 

 

 

Bu yazı 2131 defa okunmuştur .

Son Yazılar