İsmet İnönü'yü CSO ve Pembe Köşk'te Nasıl Andık?
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

İsmet İnönü'yü CSO ve Pembe Köşk'te Nasıl Andık?

21 Aralık 2019 - 14:25 - Güncelleme: 21 Aralık 2019 - 14:48

İstiklal Savaşımızın İnönü kahramanı, Atatürk'ün en yakın silah arkadaşı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Başbakanı, Lozan’ın usta diplomatı, Atatürk’ten sonraki ikinci Cumhurbaşkanı, çok partili demokrasi denemesini mimarı, yıllarını ana muhalefet lideri olarak haksızlıklarla mücadeleyle geçirmeyi göze alan dev siyasetçi, büyük sanat ve müzik dostu İsmet İnönü’yü yitireli 46 yıl oldu.

İsmet Paşa’yı 25 Aralık 1973'deki ölümünden önceki haftaya kadar konser salonuna yönelten, yaşamının önemli yanlarından birini oluşturan çoksesli evrensel müzikle tanışıklığı, hiç akla gelmedik bir bölgede, Yemen çöllerinde bir rastlantı sonucu başlamıştı. Fransız kuvvetlerinin terk ettiği eşyalar arasında bulunan büyük bir kutu içindeki gramafon ve taş plaklardan, senfoniden opera aryalarına çoksesli müzik örneklerin ısrarla dinleyen İsmet Paşa’da zamanla klasik müzik, tam bir tutku haline gelmişti. Bunda, kendi deyimiyle “inatla” bu müziğe yönelmesinin ve dinlemesinin payı büyüktü. Çevresine hep “İnatla dinlemezseniz, sevemezsiniz. Bir kere sevdiğiniz zaman da vazgeçemezsiniz” derdi.

İsmet İnönü, orkestra sanatçılarının sağlıkları başta olmak üzere her sorunlarıyla ilgilenir, birkaç hafta göremediklerini hemen sorardı. Bu ilgisine en güzel örnek olay, 1940’lı yıllarda yaşanmıştı. İkinci Dünya Savaşı’na girilmemişti ama savaşın yoklukları her yerde hissediliyor, ekmek karne ile veriliyordu. Bazı orkestra üyelerinin çelimsiz, sarı benizli hallerini gören İsmet İnönü, Milli Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücele “Bunların kanlı, canlı, enerji dolu olması lazım. Bunlara gerekli gıdayı sağlayalım” talimatını veriyordu. O yıllarda evin reisi için günde yarım ekmek, ev halkı için de adam başı çeyrek ekmek tahsis ediliyordu. Ama o günden sonra orkestra üyelerine aile reisi olsun olmasın, yarım ekmek tahsis edilmeye başlanmıştı.

İsmet İnönü’nün sanata ve sanatçıya olan ilgisi Cumhurbaşkanı olduğu yıllarda da, sonrasında da değişmeden devam ettti. CSO ve diğer kentlerimizdeki 5 devlet senfoni orkestrası da, bu büyük devlet adamı ve müzikseverin anısına olan saygısını, “İnönü’yü Anma Konserleri” ile gösteriyor.

CSO, bu yıl İnönü'yü “Ustalara Saygı” dizisinde emekliliğine kadar solist kadrosunda yer almış, tanınmış piyanistlerimizin duayeni durumundaki Ayşegül Sarıca'yı (d. 1935) 19 ve 20 Aralık 2019 geceleri ağırladı. Bu bir Mozart programıydı. Sevil Berberi uvertürüyle başlayan, Sarıca'nın Re minör 20. Piyano Konçertosu'nu icra ettiği, “Jupiter” kod adlı 41. Senfoni ile tamamlanan konserde, konzertmeister sandalyesinde bu kez 2. Keman Grup Şefi Tangör Ertaş oturuyordu. CSO 1. Şefi Rengim Gökmen'in podyumda olduğu konserin sonunda, CSO Müdürü Altan Kalmukoğlu, Sarıca'ya bir plaket sundu.

İnönü ailesi, başta kızı Özden İnönü Toker (d.1930) olmak üzere tam kadro konserdeydi. Yıllarca İnönü'nün avukatlığını yapmış olan, eski Arayasa Mahkemesi başkanlarından Yekta Güngör Özden, Kültür eski bakanlarından İstemihan Talay, avukat Şahin Mengü konserin dinleyicileri arasındaydı.

Konserden sonra Özden İnönü Toker, tarihî Pembe Köşk'te Aşyeşgül Sarıca ve CSO üyelerine, bestecimiz Muammer Sun'un da katıldığı bir yemek verdi. Köşk'ün müze bölümünün girişinde bizleri İsmet Paşa'nın üniformalı, kalpaklı, İstiklal Savaşı dönemindeki görüntüsünü yansıtan Yılmaz Büyükerşen imzalı balmumu heykeli karşıladı. Özden İnönü Toker, her yıl 23 Nisan ve 29 Ekim olmak üzere iki kez Müze Ev'i ziyarete açıyor, gruplar halinde okul öğrencileri ve halk bu dönemlerdeki sergileri izleyip bilgi alıyor.

CSO'nun genç üyeleri, Özden Hanımın babası ve bina ile ilgili anlatılarını ilgiyle dinlediler. Geçmişte Atatürk'ün Pembe Köşk'ü ziyaretlerinde İnönü'yle oturup yemek yedikleri masaya kurulmuş büfeden yemeklerini alıp oturma düzenine geçtiler.

Okullarda öğrencilere verilen tarih kitaplarının durumu malûm. Çocuklara ve gençlere Atatürk'ü, İnönü'yü, Cumhuriyet tarihi kendi olanaklarımızla doğru olarak anlatmamız lazım.

Anıların canlandığı gecede ne yazık ki bir talihsizlik yaşadım. Hem fotoğraf makinem, hem cep telefonum konserden itibaren arızalanınca çektiğimi zannettiğim fotoğraflardan tek karenin bile bulunmadığını gördüm. İlk kez sizlere canlı görsellerin bulunmadığı bir yazı sunmak zorunda kaldım.

 

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

21 Aralık 2019, Ankara

Bu yazı 1448 defa okunmuştur .

Son Yazılar