O Şef Türkiye...


The Funtime of the Opera isimli konser serisinin ilki 19 Ocak 2019 tarihinde Ankara Devlet Opera ve Balesi (ADOB), Büyük Tiyatro sahnesinde verildii. Konserin ilanında “Operada Hayalet Değil Eğlence Var” cümlesi yazılıydı, bir süre düşününce Funtime (okunuşu: fantaym) ile Phantom (okunuşu: fentım) kelimeleri arasında uzak ses benzerliğinden bir espri üretilmiş olduğu görülüyor. Konserin açıklamasında ise “Ankara Devlet Opera ve Balesi seyircisi eğlenceli bir gösteri ile buluşmaya hazırlanıyor. The Funtime of the Opera, Opera’da Hayalet Değil, Eğlence Var, orkestra şefi Musa Göçmen’in sunumu ve yönetiminde, en sevilen operalardan bölümlerin eşliğinde seyircinin interaktif katılımı ile daha da keyifli bir hale gelecek”, yazıyordu. Bu açıklamadan operalardan bölümlerin “eşlik” unsuru olduğu ve eşlik ettikleri kişinin de şefin kendisi olduğu anlaşılıyor. Devamında “Her yaştan seyirciye hitap eden gösteri (amaçlanan değil), operanın büyülü dünyasını henüz keşfedememişler için bir başlangıç, keşfetmiş olanlar içinse yepyeni bir bakış açısı getirecek” deniliyordu ki gerçekten de keşfetmiş olanlara daha önce hiç akla gelmemiş düzeyde yepyeni bir bakış açısı getirdi; düşündürdüğü birçok konu oldu.

Konserin önemli unsurlarından biri, satirik sahne performansı açısından Freddie Mercury dense değil, çocuklara klasik müziği tanıtıcı gösterileriyle Danny Kaye dense asla değil; olsa olsa Gene Wilder yüzlü, Evet Hayır’ın Erkan Yolaç’ı dilli, Uçurdum Seni’nin Okan Bayülgen’i tavırlı, yeri geldiğinde şef, yeri geldiğinde sunucu ve yeri geldiğinde âdeta dansçı Musa Göçmen idi. Hoplaya zıplaya sunduğu, dans ederek yönettiği konser gösterisi boyunca kıvırcık uzun sarı saçları hiç bozulmadı, yüzündeki sevimli gülüşü hiç eksik olmadı. Seyirciye ilkokuldaki müzik öğretmenlerini hatırlattığından olsa gerek, o isteyince el çırpıldı, tempo tutuldu, o söyleyince “piano” veya “forte” şarkı söylendi, ıslık çalındı, hatta defalarca “Ole!” diye bağırıldı; ne derse derhal yapıldı. Aferin alıp benim gibi altmışında “Yetenek benmişim meğer” diye hisseden, ya da “İşte sıra bende artık” diyen mutlaka oldu. Salonun sol arka köşesinde oturan ve aferin alamayan bazı seyirciler de şaka yollu dışarı atılma, taksi paraları verilerek evlerine geri gönderilme tehdidi aldılar.

Göçmen seslendirilen parçaları bir bir tanıtırken besteci G. Bizet’nin adını “bize” yerine “bizeT” diye telaffuz edince konuşma bölümlerine iyice dikkat kesilmek şart oldu, böylece “Operaya geliyoNuz da yanınızda enstrüman yok mu?” cümlesine şahit olunabilmiş oldu. Ama ne bu ne de benzeri kendine özgü diğer cümleler 90 dakikalık “Ellere havaya” havasına olumsuz bir etkide bulunmadı. Hatta önümdeki sırada oturan çocuk babasına” Beni yine getir”, yanımdaki seyirci arkadaşına “Bak gördün mü, opera korkulacak bir şey değilmiş” dedi. Gerçi herkes aynı havadaydı da denemez. Ankara operasının o eski dönemlerini bildiği belli olan tarzda şık kıyafetli bir yaşlı hanımefendi Göçmen için defalarca “şovmen” kelimesini sarf etti. Göçmen’in iki cümlede hızlandırılmış Türk opera tarihi bilgileri verişi sırasında Atatürk’ün malum Sofya gezisinden söz etmesi bile onu ikna etmeye yeterli olamadı.

Konser boyunca fondaki videoda notalar ve müzik aletleri akıp durdu ve 17 parçalık gösteri mutat İzmir Marşı yerine C.R. Rey’den Lüküs Hayat ile tamamlandı. Göçmen, şancılara, orkestraya, emeği geçen teknik ekibe ve bu konserin yapılmasına imkân tanıdıkları için “Genel Müdür Sayın Murat Karahan” ile “Ankara Müdürü Volkan beye” teşekkürlerini sundu. Seyircileri katkıları nedeniyle kendi kendilerini alkışlattıktan sonra da kendisine de büyük bir alkış istedi ve tabii aldı. Her ne kadar “Bu akşam burada olanları kimseye anlatmayın” dediyse de belli ki bu da bir şakaydı, bunu söylerken yüzündeki ifadeden aksine herkese anlatılmasının tercihi olduğu anlaşılıyordu.

Veee karşınızdaaa…” tanıtımıyla sahneye davet edilen, bir şan konserinde olmazsa olmaz (ne de olsa orkestrasız salt piyano eşliği de olabilir) sanatçılara gelince…Ses sırasına göre Görkem Ezgi Yıldırım (soprano), Ezgi Karakaya (mezzo soprano), Emrah Sözer (tenor), Cem Beran Sertkaya (bariton) da konserde solist olarak yer almaktaydı. Konserin devamı gelecek olmalı, çünkü programda adı yazılı sanatçılardan sadece dördü sahnedeydi (dört başı mamur 3 kastlı konser). Nitekim başkemancı Erkin Onay da bu konserde yoktu.

Şancılar Bizet, Rossini, Mozart, Offenbach, Verdi operalarından parçalar ve Napoliten şarkıları söylediler. Orkestranın sahnede olması nedeniyle kullanılan mikrofondaki ekoya ve diğer tüm faktörlere rağmen her koşulda başarıyla sanat yapabileceklerini kanıtladılar. Müzikal anlamda onlar ADOB orkestrası ile başroldeydi. Konser sonrasında seyircilerden “ mükemmel şekilde yorumlanan güzel arya ve düetler olmasaydı, sadece konuşma ve esprileri böylesine alkışlamazdık” diyenler oldu. Prof. Dr. Oğuz Tanrıdağ’ın belirttiği gibi bir kitap okurken veya sanat eseri izlerken beyindeki adımlardan biri “Eseri tüm dinamikleriyle hem denetlemek, hem de zevk almaktır. Diğer bir adım da bu sırada zihinde bütün bu işleri aynı anda yapabildiğini fark edip entelektüel olarak kendini tebrik etmektir” (Edebiyatta Beyin Hareleri, Boyut, 2018). Dolayısıyla bilimsel olarak bu konserde de seyirci hem tüm hadiseleri izledi, güzel müzikten zevk aldı. Hem alımlayıp zevk aldığı, hem de katıldığı için kendinden memnun kaldı.

Dahası “Sosyal beyin” teorisi uyarınca (Oğuz Tanrıdağ: Sosyal Nörobilim, Nobel Tıp Kitabevleri, 2015) “mutluluğunun bulaşıcı olması” gerçeği ile bir süre sonra salonda bulunanların çoğu baştaki tereddüt eşiğini aşıp zihinlerinde benzer mutluluğu paylaşır oldu. Bunu sağlayan esas unsur elbette ki şancıların sesleriyle estetik açıdan güven sağlamasıydı.

Yepyeni bir bakış açısı sağlayan işbu gösteriden sonra “bir başlangıç yapıp operanın büyülü dünyasını şimdi keşfedenler” ne yapmalı? Devlet Opera ve Balesi’nin önceki yıllarda gerçekleştirdiği Seslerle Anadolu ve Öylesine Bir Dinleti adlı opera sanatını sevdirme ve yayma projeleri gibi operaya ilk adım Leyla Gencer sahnesinde ya da anakentlerin dışında atılmış olsa ardından Ankara Büyük Tiyatro’ya, İstanbul, İzmir, Mersin ve Samsun sahnelerine terfi edilebilirdi. İlk adımı Büyük Tiyatro’da atanlar ve “zaten keşfetmiş olup burnunda dört başı mamur opera tütenler” için ne önerisiniz?

Pınar Aydın O’Dwyer

Fotoğraflar: Emre Teoman, Ali Kaan

Basından Seçmeler
Gösteriden önce: https://www.aa.com.tr/tr/kultur-sanat/bu-opera-eglence-vadediyor/1367067 Erişim: 17.01.2019 ANKARA - Eda Özdener
"Operada hayalet değil, eğlence var" sloganıyla yola çıkan şef Musa Göçmen'in sahneye koyduğu "The Fun Time of the Opera" cumartesi akşamı seyircisiyle buluşacak. Ankara Devlet Opera ve Balesi sahnesinde sanatseverlerin beğenisine sunulacak interaktif opera şovu, Türkiye'de ilk kez seyirciyi de sahne performansına katacak. Operanın 7'den 70'e herkes tarafından sevilmesini amaçlayan eserde, izleyiciler kulaklarına oldukça tanıdık gelen aryalara, şarkılara ve napolitenlere eşlik etme şansı yakalayacak.
Şef Musa Göçmen, prömiyeri 19 Ocak Cumartesi akşamı yapılacak The Fun Time of the Opera'ya ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, eseri sahneye koymadaki amacının seyirciyi operanın eğlenceli yüzüyle buluşturmak olduğunu söyledi. Eserin operaya yeni bir pencereden bakma imkanı sağladığına işaret eden Göçmen, "Bu eser hem operayı yeni keşfedecekler için hem de operayı sevenler için çok uygun." dedi. Göçmen, tüm aile bireylerinin keyifle izleyeceği, eğlenebileceği ve öğrenebileceği bir eser sahneleyeceklerini dile getirerek, "İzleyicilerimiz 'Çok güzel eğlendik, harika bir gece geçirdik.' diyecekler." ifadesini kullandı. Repertuvarın herkesin bildiği, yaşamının bir döneminde kulağına çalınmış en eğlenceli, en keyifli, en duygusal eserlerden oluştuğunu anlatan Göçmen, "Kimi zaman eğlenceli bir filmde kullanılmış, kimi zaman reklam ya da telefon melodisi olmuş eserler, bambaşka bir yapıyla bambaşka bir iletişim şekliyle izleyicimizle buluşacak." diye konuştu. Festival havalarından aryalara, şarkılardan napolitenlere süprizlerle dolu bir konserin izleyicileri beklediğini söyleyen Göçmen, "Seyircilerimizle koro yapacağız, onların alkış tempolarıyla, ıslıklarıyla müziğin içinde olmalarını sağlayacağız. Tüm bunları operanın bu muhteşem çatısı altında bu ses mirasının üzerinde harika bir ortamda gerçekleştireceğiz." değerlendirmesinde bulundu.
"Bir ilk"
Göçmen, benzer opera şovlarını yurt dışında birçok kez İngilizce sergilediğine, ancak Ankara Devlet Opera ve Bale sahnesinde böyle bir etkinliğin ilk kez gerçekleştirildiğine işaret etti. Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Murat Karahan'a tüm seyircileri kucaklayacak böyle bir eseri sahneye koyma imkanı yarattığı için teşekkürlerini sunan Göçmen, "Herkesi operaya davet edecek bir eseri sahneye koymuş olmaları ve tüm seyirciyle buluşturmaları harika bir şey." şeklinde konuştu.
"Heyecanla seyirciyle buluşmayı bekliyoruz"
Göçmen, The Fun Time of the Opera'nın izleyicinin yoğun ilgisiyle karşılaştığını, biletlerin satışa çıktıktan sonra 15 dakika içinde tükendiğini dile getirdi. Eserin, 2 Şubat'ta yapılacak ikinci gösteriminin heyecanla beklendiğini anlatan Göçmen, bu ilginin kendilerini çok mutlu ettiğini vurguladı. Şef Musa Göçmen, "Harika solistlerimiz ve değerli orkestramız da heyecanla seyirciyle buluşmayı bekliyor." ifadelerini kullandı.

***

Gösteriden hemen sonra https://www.yeniakit.com.tr/haber/interaktif-opera-sovu-izleyiciyle-bulustu-591829.html Erişim: 19 Ocak 2019 Cumartesi 23:00. ANKARA (AA)
İnteraktif opera şovu izleyiciyle buluştu
Şef Musa Göçmen tarafından sahneye konulan "The Fun Time of the Opera", prömiyer yaptı- İnteraktif opera şovunu izleyenler solistlerin aryalarına eşlik etti, orkestrayla birlikte alkışlar ve ıslıklarla tempo tuttu. Şef Musa Göçmen'in sahneye koyduğu "The Fun Time of the Opera", prömiyer yaptı. "Operada hayalet değil, eğlence var" sloganıyla hazırlanan interaktif opera şovu, Ankara Devlet Opera ve Balesi sahnesinde başkentli sanatseverlerle buluştu. Ankara Devlet Opera ve Balesi Orkestrası'nın eşlik ettiği solistler Beran Sertkaya, Emrah Sözer, Ezgi Karakaya ve Görkem Yıldırım, Carmen, La Traviata, Lüküs Hayat operalarından sevilen aryalar seslendirdi. Napolitenlere ve halk şarkılarına da yer verilen konserde, Şef Göçmen eserler hakkında izleyicilere sorular yöneltti. Sanatseverlerin aryalara eşlik ettiği, alkış ve ıslıklarla tempo tuttuğu interaktif opera şovu, başkentlilere farklı bir deneyim yaşattı. Konser sonunda sanatçılar uzun süre ayakta alkışlandı.

"Muazzam bir akşam oldu"
Şef Musa Göçmen, interaktif opera şovunun ardından AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, seyircinin katılımından büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi. Başkentte bugün farklı bir opera akşamı yaşandığını, izleyicinin interaktif şova hemen alıştığını belirten Göçmen, "Sahnede olan şeyi o kadar samimi kabullenip, içine girebiliyoruz ki bu gece de onun ispatı oldu" dedi. Göçmen herkesin hayatında en az bir kez bu deneyimi yaşaması gerektiğini kaydetti. Ankara Devlet Opera Balesi Müdürü Volkan Ersoy da izleyicinin sanatçı olduğu muazzam bir akşama şahitlik ettiklerini söyledi.

Bir açıklama: Yazıda bir operasever yaşlı hanımefendiye atfen nakledilmiş olan bir sözcük, değerli şef Musa Göçmen'in rahatsız olduğunu belirtmesi üzerine, 29 Ocak 2019 tarihinde yazıdan çıkarılmıştır. Türk Dil Kurumu Sözlüğü'nde anlamı "Basit şakalar yaparak herkesi güldüren, şakacı kimse" olarak açıklanan bu sözcüğün, yazarımız Pınar Aydın O'Dwyer tarafından yazısında nakledilerek değerli şef ve besteci Musa Göçmen'i üzmüş olmasından ötürü, özürlerimizi bildiririz.

Sanattan Yansımalar