Güle güle Ali Yüce
Reklam
  • Reklam
MİNA TANSEL

MİNA TANSEL

Köşe Kapmaca

Güle güle Ali Yüce

30 Nisan 2015 - 17:51

Bu kez köşe ozan Ali Yüce’nin…

SANATÇI

Ayak değmemiş yollarda

Tek başına yürüdü

Öyle yalnız öyle küçüktü ki

Yok gibiydi aramızda

Öldükten sonra büyüdü

 

Dilimizin en iyi ozanlarından biri olan Ali Yüce, bilmem kendini de düşünmüş müydü Portreler şiirindeki sanatçı portresini yazarken… Uzunca bir süredir kendinden pek sözü edilmeyen ozanımızdan bugünlerde epeyi söz edilecek, çünkü bugün toprağa veriliyor. Mesleğe ilk adım attığım günlerde onunla bir söyleşi yapmış, çocukluğunu dinlemiştim ondan: adam oluşunu, ozan oluşunu… Yıllar içinde birkaç karşılaşma dışında hiç arayıp sormadığım bu ozana şimdi “güle güle” demenin ayıbı bana yeter… Her tanıyıp hayranlık duyduğunuz insanı aramak gelmez içinizden; hele bir de işiniz gereği tanımışsanız böyle bir arama gerekmez de zaten. Ama Ali Yüce hem ulaşılabilir hem de aranıp sorulacak kişilerden olduğu duygusunu verirdi tanıştıklarına… Alçakgönüllülüğün erdem olmaktan çıktığı bir çağda gösterişsiz yaşadı, ozanca, bilgece… Hatay’ın bir köyünde doğup ne güçlüklerle ilkokulu bitirdiği, Köy Enstitüsü’ne girmek için nasıl savaş verdiği, Gazi Eğitim Enstitüsü’nün İngilizce Bölümü’nü nasıl bitirdiği bugünlerde yazılıp çizilecektir.

Ben, yalnızca değerli ozanımızdan birkaç dize aktarayım- seçim yapmakta zorlanarak…

Günümüz büyük kentlerindeki yaşamı anlatan Beton Kent şiirinden:

kent insan cıvık kaypak

süs cila afiş reklam boya

karga tilki kedi fare tuzak

çirkin bencil soğuk uzak

güzel güleç sevilgen sıcak

kadın erkek kumral yağız şişman

aç karna öptü beni

Düşman gibi dostla

Dost gibi düşman

 

Her kötü insan bir darağacıdır” diyerek bana imzaladığı kitaba adını veren Boyundan Utan Dar Ağacı şiirinden bir bölüm:

Nedir bu diye

Soruyor yalınayak çocuklar

Sağımız solumuz diken

Önümüz yokuş ardımız yokuş

Ya kuşlar çocuk olsun

Ya çocuklar kuş

Tüm sanatçılar gibi Ali Yüce’nin de içinde bir çocuk vardı. Fil kent şiirinden:

Ben dünyayı severken

Bir dağdan aşağı düşmüşüm

Çocukluğumu keçiler yemiş

Gençliğimi dedemle bölüşmüşüm

Bana aferin demiş

 

Karanlıkta gördüm

Bir güleç ozan

Gerçeğe düş katıyordu

Dedim çocuk musun

Söyledi yoh yoh

Karakışın ortasında

Yağmur alıp bulut satıyordu

Dedim yorgun musun

Söyledi çoh çoh”

Bizse, karakışın ortasında “yağmur alıp bulut sat”arak yorulan ozanımızın dizelerinden güç almayı sürdüreceğiz “Karanlığı Söndürmek”(1972) için:

Nice bağlarsa bağlasın Zeus

Promete’nin kollarını

Nice kekerse keksin

Ciğerini kartal

Gene indirir ateşi gökten yere

Gene öpüşür su ile toprak

İstese de istemese de dudakları

 

Bu yazı 2422 defa okunmuştur .

Son Yazılar