Kara Kışta Yaz Yağmuru
Reklam
  • Reklam
MİNA TANSEL

MİNA TANSEL

Köşe Kapmaca

Kara Kışta Yaz Yağmuru

04 Ocak 2016 - 17:27 - Güncelleme: 04 Ocak 2016 - 17:38

Bugün köşeyi bir roman kaptı

Uzun yolculukları kesintisiz kitap okuyabildiğim için severim. Bu kara kışta yola çıkarken de yeterince dolu olan çantama sığabilecek boyutta Marguerite Duras’ın Yaz Yağmuru’nu attım çantama.

Fransız yazınının saygın ismi Duras’ın başka kitaplarını okumuştum. 2008’de İsmail Yerguz’un çevirisiyle Sel Yayıncılık’tan çıkan bu küçük romanıysa ne zaman aldığımı unutmuşum bile!

Roman beni afallattı, kendimi aptal gibi hissettim: “Söylemek istediğini neden anlamıyorum?” diye epeyi canım sıkıldı. Anlamakla anlamamak arasındaki boz bulanıklıkta yine de kitabın çekiminden kendimi kurtaramadım. Kitabın Türkiye’de (ve büyük olasılıkla başka bazı ülkelerde) yayınlanması Fransız devletinin katkılarıyla gerçekleşmiş.

Kendi kendime üzerinde düşünmeye, çözümlemeye çalıştım ama yetmezdi. Başkaları ne anlamıştı bu kitaptan, neler demişlerdi onun için? Anayurdunda yazılanlara bakarsam belki biraz daha iyi kavrarım diye düşündüm. Yaşasın bilgisunar (Internet)!

Anlatılanlatın kafa karıştırıcılığına karşın romanda çok az sözcükle, çok yalın bir dil kullanılıyor. Kitabın dilinin böylesine yalın oluşunun bir nedeni varmış meğerse: çocuk diliyle yazmak istemiş yazar. Çocuk konuşmalarındaki boşlukların doluluğuna, sözcüklerin ilk anlamlarının ötesine dikkat çekmek istemiş. Bunu okuyunca, Füruzan’ın çocuk ağzından yazdığı öykülerdeki anlatımın vuruculuğu geldi aklıma.

Ölümünden altı yıl önce (1990’da), romanın bir bölümünü hasta yatağında yatarken dikte ettirmiş Marguerite Duras. Yer yer “Çocuklar” (Les Enfants) adlı filminden (1984) konuşmaları olduğu gibi yapıştırmış romana. (Bu anlatıma bir süre sonra alışıyor okur. Ancak, Türkçe çevirisinde kitabın ilk tümcesinde “baba” yerine yanlışlıkla “babam” yazılmış olması, daha sonra üçüncü tekil şahıs ağzından anlatıma geçilmesi bir bocalama yaratıyor. Bu örnek, bir kitapta çeviri dili gibi gözden kaçan baskı yanlışlarının da önemli olduğunu ortaya koyuyor.) Romanın sonuna eklediği yazıda, filmde anlattığı kişilerin aklından çıkmadığını, onlarla ilgili bir şeyler yazma isteğinin bu kitaba yol açtığını belirtiyor.

Romanda, Paris’in bir kenar mahallesinde belediyenin yardımlarıyla geçinen İtalyan asıllı işsiz bir baba, Slav kökenli bir anneden başka okula gitmeyen yedi çocuktan oluşan bir aile söz konusu... En büyük iki çocuk dışındakilerden “erkek ve kızkardeşler ” diye söz ediliyor (Yazarın onlardan İngilizce “les brothers et les sisters ” olarak söz etmesi acaba sözcüklerin Fransızca söylendiğinde rahip ve rahibeleri çağrıştırmasının önüne mi geçmek, yoksa bir başka neden mi, bilemedim, araştıramadım). Onlar bir oyundaki koro gibiler, tek tek yoklar, topluca varlar. Adları romanın sonuna doğru bir kez geçiyor. Bana benzer okurlar gibi, anne de herşeyi hem anlıyor(belki de seziyor), hem de hiçbir şey anlamıyor. Kişiliği güçsüz baba, anneye vurgun… Hem aşırı hoşgörülü, hem yasakçı, hem kurallı, hem kuralsız bir anababa… 12 yaşında olup da 20 yaşında görünen Ernesto ile ona hayran kızkardeşi Jeanne romanın asıl kişileri… “Sistemin temsilcisi” olup sonunda sistem dışına kaçmayı seçen okul müdürünü de unutmamak gerek…

Üstün zekâlı olduğunu kavradığımız Ernesto okula gitmekten cayar, çünkü okulda hiç bilmediği şeyler öğretilmektedir! Oturdukları kenar mahalle bir kentsel dönüşüm yaşarken çocuklar da masumiyetlerini yitirerek büyürler… Sistemin, eğitimin, dinin, genel ahlâkın, sevginin, gitmenin-kalmanın, bilginin- bilmenin- bilgeliğin vb sorgulandığı şaşırtıcı bir roman! Yaşananlara hiç şaşırmadığımız, şaşırmayı unuttuğumuz günlerde bu kitabı okumak hiç de kötü bir deneyim değildi.

Üstün Akmen’i saygıyla anarak ekleyeyim: Yaz Yağmuru, Fransa’da iki kişilik bir oyun olarak da sahneye konulmuş. Türkiye’ye gelmiş de olabilir. Oyun olarak görmeye değermiş, doğrusu! Ancak sinemaya erişmek hem daha kolay, hem de romanı tamamlayıcı olabilir. Onun için sırada, dönemin Kültür Bakanı Jack Lang’ın desteğiyle yapılan “Çocuklar” filmini görmek var.

 * Konuyla ilgili en aydınlatıcı bilgiyi teatrecontemporaine.net’de Temmuz 2011’de oyunun yönetmeni Emmanuel Daumas ile yapılmış bir söyleşiden aldım.

 

 

Bu yazı 2372 defa okunmuştur .

Son Yazılar