Merhaba…
Reklam
VECDİ SEVİĞ

VECDİ SEVİĞ

Sanat ve Yemekten Esintiler

Merhaba…

15 Ağustos 2021 - 07:40 - Güncelleme: 16 Ağustos 2021 - 11:22

İnsanlık tarihinde yemekle sanat arasında kurulan ilişkileri düşünürsek nelere rastlamayız ki. Avcılık döneminin beslenme alışkanlıkları hakkında duvar resimleri ve kalıntı analizlerinden fikir sahibi olmaktayız. Yazı kullanılmaya başladıktan sonra iz sürmek biraz daha kolaylaşır ama yine sanat eserlerinden yararlanmamız gerekebilir.

Günümüzden yaklaşık 4500 yıl önceden kalma Mısır 5. hanedanından Ptahhetep’in mezarındaki adak olarak sunulan yiyecekleri betimleyen kabartma için sanat tarihçisi Phyllis Pray Bober, Kültür Sanat ve Mutfak kitabında, “Keskin bir yaşam gözlemciliği” değerlendirmesini yapar.

Yemeğin kendisine odaklanmamış olsa da Leonardo da Vinci’nin İsa’nın Son Akşam Yemeği diye andığımız tablosu sanat ile yemeğin ortak yansımasının en ünlülerinden değil midir?

Türkiye’deki müzeler, üzerindeki yiyecek ve içecek motiflerini hayranlıkla izlediğimiz vazolarla doludur. Konya'nın Ereğli ilçesine 12 kilometre uzaklıktaki İvriz Suyu’nun toprak yüzeyine çıktığı yerdeki kabartmada elinde üzüm salkımı ve buğday başağı bulunan fırtına tanrısı Tarhundas’a “Ben hakim ve kahraman Tuvana Kralı Varpalavas; sarayda bir prens iken, bu asmaları diktim, Tarhundas onlara bereket ve bolluk versin” diye seslenen Kral Varpalavas’dır. Kabartmayı kim yaptı bilinmez ama akan su ovada asmalara can vermeyi binlerce yıldır görev edinmiştir.

Yemek ile sanatın ilişkisi son dönemlerde yemek pişirme sanatı boyutunda sıkça gündeme getirilmektedir. Oysa, sanat ve lezzet her zaman ortak kesitler yaratacak güçtedir.

İşte birkaç örnek…

Evin İlyasoğlu, besteci Necil Kazım Akses ile yaptığı görüşmeyi aktarırken “Biraz sonra mutfakta emporvize edeceği yemeği hazırlamaktadır kafasında. Pastırmalı yumurta yapmalı. Ama öyle herkesin bildiği cinsten değil. Önce süt, yağ, yumurta, peynir; sonra pastırmayı serersin. Yumurta da Orman Çiftliği’nden alınmıştır mutlaka. Pastırma ise son yirmi yıldır aynı şarküteriden!” der.

Bu yılın başında aramızdan ayrılan besteci Muammer Sun, çocukluk yıllarında Ankara’nın salaş köfteci dükkanında çalışırken ilkokula başlamış, 1950’li yıllarda başkentin gözde lokantalarında piyanonun başına geçip yemek müziği çalmıştı.

17. yüzyıl bestecilerinden Georg Philipp Telemann’ın eserleri arasında yüzü aşkın “Tafel Musique” (yemek masası müziği) bulunması unutulacak bilgilerden değildir. Bach da St. Michael yatılı okulunda org dersleri alırken dini törenlerde şarkı söylemesi karşılığında yatacak yer ve yemek temin etmişti. Geçtiğimiz yıl 250. doğum günü kutlanan Beethoven’in gözde yiyecekleri arasında bol peynir ve yumurtayla yapılan çorba ilk sıralardaydı.

Ahmet Say’ın, “Ankara Devlet Opera Orkestrası'nın obua sanatçısı, eski dostlarımdan Ali Kemal Kaya ile Ankara'nın düzeyli bir lokantası olan Mülkiyeliler Birliği'nde kadeh tokuşturuyorduk” diye aktarmaya başladığı anısı, henüz iki yaşındaki Fazıl Say’ın düdükle Mozart çalmasının öyküsüyle sürer, ilk müzik eğitimine başladığı günlere ulaşır.

Cezaevi’nden yeni çıktığı hafta sonu Nâzım Hikmet’in Abidin Dino’nun evine gittiği gün Ruhi Su’nun da tesadüfen aynı yere gelip lezzetli yemeklerle donatılmış masanın konuğu olduğunu ve sazıyla sözüyle geceye katıldığını Güzin Dino yazar.

Geçen yüzyılın ortalarında Ankara’da sanatçıların, gazetecilerin gittiği salaş bir meyhaneden esintileri kitabına aktaran ressam Fahir Aksoy’u anmadan Orhan Veli’nin Yaprak dergisini anlatma olanağı var mıdır?

Yakın zamanda yitirdiğimiz Nedret Güvenç’in, bademli tavuk ve şarap eşliğinde Napoliten şarkılar dinlemeyi tercih etmesi, çayla pazılı gözleme yerken Sevtab Erener’den Fahir Atakoğlu’nun lâl bestesinin salonda yankılanması, saray usulü ıspanağın sofraya getiriliş hazırlıkları sürerken kızı Müjde ile Tamburi Mesut Cemil ve Yahya Kemal sohbeti yapması, zencefilli soslu makarna hazırlıkları sırasında Vivaldi’den mevsimlerin kulağını okşamasını anlattığı Müjde Mutfakta kitabı lezzet bilir müzik severler için unutulmazdır.

Yaşamın iki vazgeçilmesi beslenme ya da bir aşama daha olgunlaştırılmış ifadesiyle lezzet bilirlik ile sanatı aynı düzlemde buluşturmayı amaçladığım bu köşeden tüm okurlara merhaba…

VECDİ SEVİĞ

15 Ağustos 2021, Ankara

Reklam
Bu yazı 1271 defa okunmuştur .

Son Yazılar