Badem Çiçekleri…
Reklam
VECDİ SEVİĞ

VECDİ SEVİĞ

Sanat ve Yemekten Esintiler

Badem Çiçekleri…

14 Nisan 2022 - 11:29 - Güncelleme: 14 Nisan 2022 - 11:46

Vincent Van Gogh’un kız kardeşi Wil'e “Yanımda Theo ve Jo'nun oğulları için yaptığım, salonlarında piyanonun üstüne astılar, büyükçe bir resim getirdim...mavi bir gökyüzünün önünde beyaz badem çiçekleriyle bezenmiş uzun dallar...” satırlarını yazdığı mektup 5 Haziran 1890 tarihini taşıyordu. Kardeşi Theo’nun çocuğuna Vincent adını vermesinin mutluluğuyla yaptığı tablo ressamın son eserlerinden biri olmuştu.

Bu yıl uzun süren karlı kış günlerinin ardından Ankara’ya bahar, Oğuz Tansel’in “Badem çiçeklerinin kokusunda / Uyanıyor kuşlar tomurcuklarla” dizelerini anımsatırcasına geldi. Ardından Can Yücel’in dediği gibi “Onlar bademin yeşile çalan çocukluğu” çağlalara dönüştüler. Baharın başında yolu Ankara’da Çiğdem Mahallesi’ndeki Can Yücel Parkı’na, parkın girişindeki Oğuz Tansel Kitaplığına düşenler badem ağaçlarının bulundukları yerlere uyumunu görmenin mutluluğuna bir kez daha eriştiler.

Dallardaki, düşlerimizdeki, anılarımızdaki güzel çiçekler meyveye dönüştükten sonra biçimden biçime girip soframıza lezzet katıyor. Çağla Gaziantep’te, Kilis’te ilk çıktığı günlerde, soğanla kavrulup bir miktar bulgurla pişirildikten sonra, çağla pilavı olarak konuklara sunuluyor. Ama çağlayı etle buluşturmak isterseniz Şahinbeyli’nin Nurgana köyünden gelenleri beklemeniz gerekli. Şimdiki “yasal” anılış biçimiyle “Nurgana Mahallesi” tüysüz, sulu çağlalarıyla ünlü. Yemeği yapmak için bir kilo taze çağla ile yarım kilo et, yarım su bardağı nohut ve yörenin süzme yoğurduna da gereksiniminiz olacak.

Olgunlaşan meyvesinin lezzetinin doruğa ulaştığı nokta ise kimine göre badem şekeri ve ezmesi kimine göre de badem kurabiyesidir. Badem ezmesinin tarihteki ustalarından biri, 1867 doğumlu, mesleğe şekerci imalathanesinde çıraklıkla başlayan Ahmet Cemil Efendi’dir. Sonraki yıllarda Şehzadebaşı’nda açtığı şekerci dükkânı devlet adamlarının uğrak yeri haline geldi. Ahmet Cemil Efendi, Muzıkayı Hümâyun’a da devam etti, Hüseyin Sadeddin Arel’in mûsiki nazariyatı ve ud hocalığını da yaptı. Yazar Eser Tutel’in anılarını süsleyen “Cemilzade’nin nefis badem ezmelerini zarif kâğıt poşetlere yerleştirip vermesi” Udi Cemil Bey’in ailesinin günümüze kadar sürdürdükleri geleneğin ürünüdür.

O yıllardan günümüze ulaşan bir başka lezzette de Mudanyalı Mehmet Halil Bey ile eşi Arnavutköylü Anastasya Hanım’ın 1904 yılından kalma imzası vardır: Bebek Badem Ezmesi.

Anadolu topraklarında yetişen bademin günlük olarak bonkörce kullanıldığı bir tarif şair İhsan Raif Hanım’ın Bebek badem ezmesiyle neredeyse yaşıt şiir defterinde kayıtlıdır. “On beş yumurta, elli dirhem [160 gram] badem, yüz dirhem [320 gram] kaba irmik” ile yapılan ve “mangal üzerinde alt üst ederek pişinceye kadar” bekletilen, sulu şurubu üzerine gezdirip hafifçe bir iki taşım kaynatıp sünger gibi içine çekince” indirilen revanin tadına doyum olmazdı her halde.

Aynı defterin bir başka sayfasındaki “Kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime / Titrerim mücrim gibi, baktıkça istikbalime” dizelerini Kemani Serkis Efendi nihavend makamında besteledi, günümüzde orkestra uyarlamalarıyla dinleyicilerin belleğinde yeniden yer buldu.

 

Sait Faik’in öykülerinden birinin hemen başındaki “Büyük, sarı ela gözleri, aslında beyaz olduğu halde yer yer morarmış bir derinin içinden, baharda badem ağacı güzelliğiyle bakıyordu” betimlemesi sonraki satırların okura vereceği hüznü azaltmak istercesine yerleştirilmiş izlenimi verir.

Albert Camus’un “Ben Cezayir’de otururken, kış konusunda hep sabırlı davranırdım, çünkü, bilirdim ki, bir gecede, soğuk ve temiz bir şubat gecesinde, Consuls Vadisi’nin badem ağaçları ak çiçeklerle kaplanacaktı” sözcüklerine yansıyan umut Orhan Veli’ye Derdin Başka şiirini yazdırmış, yıllar sonra Özkan Samioğlu da müzikle buluşturmuştu:

Sanma ki derdim güneşten ötürü;

Ne çıkar bahar geldiyse?

Bademler çiçek açtıysa?

Ucunda ölüm yok ya.

Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten

Güneşle gelecek ölümden?

Ben ki her nisan bir yaş daha genç,

Her bahar biraz daha aşığım;

Korkar mıyım?

Ah, dostum, derdim başka...”

Orhan Veli, 13 Nisan 1914’te Beykoz’da badem çiçekleri çağlaya döndüğü günlerde doğmuş, 30 Mart 1853 doğumlu Van Gogh’tan sadece 56 gün fazla ömrü olmuş. Her ikisi de diğer bir çok sanatçı gibi baden çiçeklerine gönül vermiş.

Çiçekler umutlarımızı süslesin.

Vecdi Seviğ

14 Nisan 2022, Ankara

Bu yazı 889 defa okunmuştur .

Son Yazılar