Avrupa Sahnelerinde Klasik Bale Kıyaslaması
Reklam
  • Reklam
PINAR AYDIN O'DWYER

PINAR AYDIN O'DWYER

Sahne Gözlemleri

Avrupa Sahnelerinde Klasik Bale Kıyaslaması

01 Haziran 2019 - 12:28 - Güncelleme: 01 Haziran 2019 - 12:53

İnsanın yolu yurtdışına uzanacaksa uçak biletinden önce opera veya bale bileti almak farzdır. Aylar önce olabildiğince iyi yerlerden, olabildiğince makul fiyata bilet almak için internetten bilet satışının başladığı gün ve saatte kredi kartı elde, pür dikkat internet gişesinde hazır olmak gerekir. Bazen oldukça stresli geçebilen bu süreçte defalarca bağlantı kesilir, gişe kitlenir, o anda 800’lü bir numara cep telefonundan arar, o biter 444’li arkadaşlar başlar. O sırada göze kestirilen koltuk satılıverir, işleme defalarca baştan başlamak gerekir. Tümüne hazırlıklı ve dayanıklı olmak gerekir, sabır isteyen ama sonuçta mükâfatı büyük olan bir süreçtir bu. Malum, acı çekmeden mutluluk olmaz.

Kraliyet Balesi, Covent Garden’da Romeo ve Juliet

Anlattığım tüm bu işkencelere göğüs gerip zafer çığlıkları atarak edindiğim biletle 17 Mayıs 2019 Londra’da Kraliyet Balesi, Covent Garden sahnesinin elimi azıcık uzatsam neredeyse tavanına değebileceğim, kolçaksız koltuklarından birinde yerimi aldığımda S. Prokofiev’in kült Romeo and Juliet adlı balesini doya doya gönlüme çekmeye hazır vaziyetteydim. Bu bale benim yalnız başıma kalacağım bir adaya giderken yanıma almak isteyeceğim o tek bale eseridir. Hatta bu yüzden Armağan Davran-Volkan Ersoy ikilisinin Çaykovski müzikleri üzerine diktikleri Romeo ve Juliet’e başlangıçta tereddütle yaklaşmıştım. (Ama sonra düşüncem tamamıyla olumlu yönde değişmişti http://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/pinar-aydin-o-dwyer/basrolde-romeo-ve-juliet/1981/,

http://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/pinar-aydin-o-dwyer/beden-bestecisi-volkan-ersoy/2042/).

Kenneth MacMillan’ın orijinal koreografisi, Nicholas Georgiadis’in sahnelemesi, John B. Read’ın ışık tasarımı ve Julie Lincoln ile Christopher Saunders’in ile sahnelenen eseri şef Paul Murphy yönetti, başkemancı Sergey Levitin idi.

Önceleri ailesinden gizli bale yapan, Türk balesinin de kurucusu olan Dame Ninette de Valois’nın davetiyle Londra’daki Sadler Wells Balesinde ve Kraliyet Balesinde uzun yıllar başdansçı olarak sahneye çıkan Sir Kenneth MacMillan (1929-1992), aslında daha çok başarılı koreografileriyle adını bale tarihine unutulmayacak sanatçıların arasına yazdırmıştır. Koreografisini yaptığı sayısız eser arasında Pagodalar Prensi, Bahar Ayini, Uyuyan Güzel, Mayerling ve tabii Romeo ve Juliet ilk sayılması gereken ve birçoğu ülkemizde de oynanmış olan eserlerdir.

Yaklaşık üç saat süren temsilde Juliet rolünde Arjantinli Marianela Nunez, Romeo rolünde Rus Jacopo Tissi, diğer ana rollerden Mercutio rolünde Portekizli Marcelino Sambe, Tybalt rolünde Japon Ryoichi Hirano, Benvolio rolünde Avustralyalı Benjamin Ella ve Paris rolünde İngiliz Nicol Edmonds dans ettiler.

Diyecekesiniz ki Londra’dasın, Covent Garden’da uluslararası kasttan MacMillen-Prokofiev Romeo ve Juliet’ini seyretmişsin, artık başın göğe ermiştir. Ne yazık ki hiç de öyle olmadı. Bir kere meşhur Romeo-Mercutio-Benvolio pas de trois’sında (üçlü dans) Bolşoy’dan davetle gelen misafir Jacopo Tissi’nin iki kez ayağı takıldı, sendeledi, neredeyse düşüyordu. İnsanın dikkatini dağıtan ve güvenini bozan bu durumdan sonra corps de ballet’nin (kordö bale: bale korosu denilebilir) uyumlu olmayışı, ışıklandırmanın karanlık oluşu ve hatta solo dansçının üzerine isabet etmemesi, son perdede de derin uykudaki Juliet ile Romeo’nun dansında duygu eksikliği eklenince acaba söylemeye dilimin varmadığı tutardaki bilet paramı geri mi istesem diye düşünmedim değil. Belki neredeyse tüm dansçıların başka ülkelerden olması Babil Kulesi misali dil ve kültür farklılıkları nedeniyle eseri-kuleyi yıkan bir unsurdu, ya da o gece şanssızlıklar oldu, söylemek zor. Ama henüz alkış bitmeden ve orkestra şefi henüz selama çıkmışken orkestra elemanlarının çoktan yerlerini terk etmiş olması, eserin bitiminde sadece son perdede dans edenlerin selama çıkması, Kraliyet Balesinde bazı bütçe kısıtlamaları olabileceğini aklıma getirdi.

Sonuçta bu temsile “on” üzerinden “altı” verecektim ama Romeo ve Juliet balesinin doğduğu topluluk olan Kraliyet Balesi olması hasebiyle notu “dörde” indirdim.

Hollanda Ulusal Balesinde Kuğu Gölü

Ertesi gece (18 Mayıs 2019) uçakla koşa koşa Amsterdam’da Hollanda Ulusal Balesinin P. İ. Çaykovski’nin Kuğu Gölü balesi temsiline yetiştim. Daha önce seyrettiğim Hollanda Ulusal Bale temsilleri bana Ankara’dakiler kadar heyecan vermemişti, bu yüzden temsile biraz umutsuz gittim. Ama aman tanrım, o ne şahane bir yorumdu. Yıllarca akıldan çıkmayacak bu sahnelemenin koreografisini Marius Petipa ve Lev İvanov’un orijinal adımlarından uyarlayan Rudi van Dantzig kotarmıştı, orkestrayı Andrew Mogrelia yönetiyordu.

Başrollerde Çinli Quian Liu (Odette-Odile), Koreli Young Gyu Choi (Prens Siegfried), Floor Eimers - Jingjing Mao (iki büyük kuğu), Riho Sakamoto - Elisabette Formenyo - Salome Leverashvill - Saya Okubo (Pas de quatre-dörtlü dans) ve tüm kordö bale olağanüstü dans ettiler. Özellikle Kuğu Gölü gibi beyaz balelerin bel kemiği kordö balenin birlikteliği, bütünlüğü, su üzerinde kayar sahnenin bir yerinden diğerine yer değiştirişleri (patenleri), her seferinde dümdüz bir hatta arka arkaya durmayı başarmaları üçbuçuk saat bambaşka bir dünyada, hayaller içinde yaşamamızı sağladı. Bunlara bir de duygusal açıdan Meriç Sümen kadar etkileyici olmasa da Quian Liu’nin sayısını sayamadığım mükemmel pirüetleri (dönüş) ile Sakamoto -Formenyo - Leverashvill – Okubo’nun tıkır tıkır ne bir adımda ne de baş hareketinde aksama olmayan meşhur dört kuğu dansı (Pas de quatre) eklenince biz seyirciler o anda yürekten alkışlarımızla temsile heyecanımızı ve beğenimizi yansıttık. Bu temsili izleyenler olarak binanın dışına adımımızı attığımızda artık aynı kişiler değildik.

Her ne kadar Hollanda’da da birçok milletten dansçı bir arada dans ediyorduysa da İngiltere’dekinin aksine Babil Kulesi inşa edilebilmişti. Balede sadece teknik değil, artistik duygunun da önemli olduğu ve belki de sanatçıların da sahnede dans ederken birbirlerine bu duyguyu verebildiği için bu denli başarılı olduklarını düşünüyorum. Bu nedenle de Hollanda Balesinin Kuğu Gölü’ne not olarak “on” üzerinden yıldızlı bir “yirmi” veriyorum!

Pınar Aydın O’Dwyer

1 Haziran 2019, Ankara

Kaynak

Aydın O’Dwyer P: Bale Kitabı. Akılçelen Kitaplar, 2012

Hollanda foto: Mayra Beekman

Bu yazı 543 defa okunmuştur .

Son Yazılar