Bindik Aniara'ya, Gidiyoruz Kıyamete
Reklam
  • Reklam
PINAR AYDIN O'DWYER

PINAR AYDIN O'DWYER

Sahne Gözlemleri

Bindik Aniara'ya, Gidiyoruz Kıyamete

02 Mayıs 2021 - 14:53 - Güncelleme: 02 Mayıs 2021 - 15:19

Yıl 5.981.407; bugün korktuğumuz o günkü insanların başına gelmiş; dünya yaşanmaz hale gelmiştir. Hayatta kalmış bir avuç insan Mars’a yerleşmek için Aniara adlı bir uzay gemisiyle yola çıkmıştır. Ancak yolda beklenmedik bir kaza olur, gemi uzaydaki enkazlara çarparak alev alır. Geminin kaptanı yangını durdurmak için yakıtı boşaltır ama yakıt olmayınca çarpışmayla rotadan çıkan gemi uzayda başıboş şekilde Lyra Takımyıldızına doğru sürüklenmeye başlar. Yemek ve su kısa sürede tükenmek üzeredir. Yolcular hayatta kalmak için uzayda yerlerini belirlemek ve sorunlara acilen bir çözüm bulmak zorundadır. İnsanlar varlıklarının anlamını gerçekleştirmek için yaşamda kendi yerlerini ve amaçlarını anlamak zorundadır.

1959’da Harry Martinso’nun aynı adlı şiirinden esinle Karl-Birger Blomdahl’ün bestelediği Aniara adlı uzay operası işte böyle başlıyor 1. Geçtiğimiz yıl gösterime sunulan Pella Kagerman ve Hugo Lilja’nın yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği İsveç yapımı uzay filminin de konusu ufak farklarla operanınki ile aynı.2

Aniara’yı Mima adlı bilgisayar yönetmekte ve Mimaroben adlı operatörü aracılığıyla gemidekilerle iletişim kurmaktadır. Ama bir süre sonra Mima da bozulur, Mimaroben sessizleşir. Korkuya kapılan yolcular gibi Kaptan Chefone ile pilot İsagel de birbirlerine girerler. Kaptan yine de yolcuların moralini yüksek tutmaya çalışır, onları “Aynalar Odası”na alır, orada coşkuyla cinsellik içeren danslar yapılır. Opera ile filmde geçenler arasındaki farklardan biri bu dans sahnesinin filmde çılgınca bir seks partisi olarak betimlenmiş oluşudur ve bu bölüm eleştirmenlerden olumsuz eleştiri almıştır 3. Oysa bu sahne İgor Stravinski’nin bir asır önce (1913) ortalığı birbirine katmış olan “Bahar Ayini” adlı balesindekinden pek de farklı değil (1). Tek fark Bahar Ayininde kutsanan “bahar ile yaşama dönüş” iken, Aniara’da törenin “yaklaşan ölüm” için yapılıyor oluşudur.

Amaçsızlık gemidekilere insanlıklarını unutturmuştur, bu yüzden de her gün bir başka despot diktatör tarafından yönetilmekte ama yolcular buna aldırmazlık içinde hiçbir tepki göstermemektedirler. Luis Buñuel’in The Exterminating Angel (İmha Meleği) adlı filmini4 hatırlatan bir karmaşa söz konusudur. Buñuel’in kült filminde neden ve nasıl olduğunu bilmeden bir evin salonunda kilitli kalan bir grup varlıklı kişinin yaşadıkları anlatılır. Başlangıçta aldırmaz durumdalarken zaman geçtikçe gerginleşirler, açlık ve susuzluk onları ilkelleştirir. Nereye saldıracaklarını bilemez durumda birbirlerine düşerler. Aralarından ölenler ve intihar edenler olur. Neden sonra aralarından akil bir kadın bu durumun nasıl başladığını, neden olduğunu gözden geçiren öz-eleştirili bir konuşma yapar ve sihirli kilitler çözülüverir, serbest kalırlar (2).

Geçtiğimiz yıllarda Thomas Adès’in de üzerine bir opera eseri bestelediği İmha Meleği5 , Eski Mısır’da Yahudileri evlerine hapsedenlere ceza vermekle görevli bir melek. İnanışa göre onların ilk erkek çocuklarını öldürerek ilahi adaleti yerine getiriyor (2). Aniara’dakilerin suçu yok, onlar bizim ekmediklerimizi biçemedikleri, söktüklerimizi yiyemedikleri için dünyadan ayrılmak zorunda kalmışlar. Onlar bizim çocuklarımız…

Aniara’da da sonunda kör bir kadın şair ortaya çıkar, İmha Meleğindeki akıllı kadına benzeyen bu şair kadın eski günleri, insanlık duygularını anlatan hüzünlü bir şiir okur. Herkes, hatta diktatörler de duygulanır ve insan olduklarını hatırlar. Coşku içinde cennetin nurundan söz eder, adeta insanları kutsayarak ölüme hazırlar.

Dünyada ışığı gördüm,

Kendi derimle.

Önsezi beni çağırdı,

Derimle.

Tanrı tarafından kör edilmiştim,

Bize ışık ver,

Bize ışık ver,

Bize ışık ver…

Sanatın uyandırdığı insanca duygularla hepsi bir süre daha hayatta kalmaya uğraşır. Ancak sonunda sahne karanlıklaşır ve sessizleşir; hepsinin, kör şairin “ışığa yürümeye” diye tanımladığı “insanca ölüme” vardıkları anlaşılır.

Küçük Prens “Aslolanı göz görmez, gönül görür” demişti. Aniara’daki kör kadın şair Küçük Prens’in sözlerini doğruluyor; kimsenin göremediği gerçeği sanatla anlatıyor.

Geçtiğimiz sene Küçük Prens’in asteroidine bir uzay aracı gönderilmişti. Aniara’ya binmek gerekirse rotayı Asteroid B-612’ye çevirmekte yarar var!

Pınar Aydın O’Dwyer

2 Mayıs 2021, Ankara

1 Aniara. Yönetmen ve Senarist: Pella Kagerman, Hugo Lilja, Oyuncular: Emelie Jonsson, Bianca Cruzeiro, Arvin Kananian, Yapımcı: Meta Film Stockholm, 2018, 106dk. https://www.imdb.com/title/tt7589524/

2 Aniara. 2 perdelik opera. Besteci: Karl-Birger Blomdahl, Libretto: Erik Lindegren (Harry Martinso’nun aynı adlı şirinden esinle), 1959

4 The Exterminating Angel (İmha Meleği). Yönetmen Luis Buñuel, Senarist: Luis Buñuel, Luis Alcoriza. Oyuncular: Silvia Pinal, Jacqueline Andere ve Enrique Rambal, Yapımcı: Gustavo Alatriste. 1962, 95dk.

5 The Exterminating Angel. 3 perdelik opera. Besteci: Thomas Adès, Libretto: Tom Cairns, 2017.

Kaynaklar:

(1). Aydın O’Dwyer P: Avrupa’nın “Bahar” ayini, Sahne Dergisi, Eylül-Ekim 2013

(2). Aydın O’Dwyer P: Başrolde Yine “İmha Meleği”, Psikesinema Dergisi Sayı 15, Ocak-Şubat, 2018

(3). Akyos M: Küçük Prens’in Asteroidine Yolculuk. http://listem.org/gunce/kucuk-prensin-asteroidine-yolculuk/ Erişim: 12.12.2018

Seyretmelik:

Aniara Film: https://www.youtube.com/watch?v=3MIlE9R00ik

Aniara Opera: https://www.youtube.com/watch?v=EifVSab3zpg

Not: Psikesinema Dergisi, Sayı 26, Kasım-Aralık 2019 sayısında yayınlanmış ve izinle kullanılmıştır.

Reklam
Bu yazı 556 defa okunmuştur .

Son Yazılar