Babalar ve Kızlar: Sana Sagu*
MİNA TANSEL

MİNA TANSEL

Köşe Kapmaca

Babalar ve Kızlar: Sana Sagu*

19 Haziran 2021 - 08:52

Bugün köşeyi şiir kaptı.

Baba olmak, çocuk sahibi olmaksa kolay; ama babalık yapmak?...

Nesrin Kültür, günümüz Türk şiirinin ustalarından… Onun şiir dünyamızın başköşelerinden birinde yer almayı hak eden kitabından söz etmek istiyorum Babalar Günü’nde: Babasına yazdığı uzun ağıt şiirden: Sana Sagu (İstanbul: Kibele Yayınları, 2014) Kitabın kapak tasarımı ile sayfa düzenini yapan da şairin kendi…

 

Nesrin Kültür Kiraz, Sana Sagu’da yaşamının son döneminde belleğini yitiren bir babayı, onun kişiliğini, çocuklarına sevgiyle aktardığı değerleri anlatıyor. Bu anlatımda kendi yaşamının evreleriyle ülkenin geçirdiği evrelere de yer veriyor. Herbirini birer “kapı” olarak adlandırdığı yirmibir şiir ile “Bütün Kapılar Kapanınca” şiirinden oluşan lirik, ince, derin bir ağıt-şiir…

Dizeleri şiirlerden ayırmayı sevmem ama bu kitaptan tek bir uzun şiir vermektense bazı dizeler aktarmak istiyorum:

İkinci Kapı’dan:

ölümü kabullenmiş bir yüzdü babam

hırçın hayata usulen veda edip giden bir sirendi”

***

Üçüncü Kapı’dan:

şeffafa beyaz, zenciye arap denen coğrafyanın katmerli güller açtığı yıllarda

ayaklarımı su basıyordu bahçedeki tulumbanın gücünden

hızır ile ilyas’a küsüyorduk gül dalına bağlanan dilekler tutmayınca

rodrigo’nun gitar konçertosu’nu ıslıkla çalarken, öldürme aracıdır diye

gemi halatlarına bile bakamıyorduk

zihnimiz yanlışlıkla iki paket hamur kabartma tozu atılmış kek gibi şiştikçe şişiyordu da

içimiz pişmiyordu”

***

Dördüncü Kapı’nın son dizesi:

eski bir gürültüyüm boşlukta yalnız yuvarlanan, göktaşının çıkarttığı o ağır sesim ve

nerede teksem arkadaşım sensin.”

***

Beşinci Kapı’nın son dizeleri:

gel de pazara gidelim küçük ayaklarım yorulsun sana yetişirken

sonra

pazar filene üzüm olayım, beni evimize götür.”

***

Altıncı Kapı’dan alıntı:

altmışta yaktığın fotoğraflarına, yetmişte kitaplar ekliyordun

kurutulmuş çiçeklerden yaptığın kitap ayraçlarını yangından kurtarıyordum

ancak bu kadarına gücüm yetiyordu”

***

Yedinci Kapı’dan:

bu ıhlamur ağaçlarıyla bezeli yolu sen yürümeyi yeniden öğren diye açtım

bir de ‘okumayı söktüm’ adlı kitabı bulup aldım

gel bu kitabın yapraklarından kayık yapalım binip karşı kıyıya geçeriz

belki oraya daha gelmemiştir ölüm”

***

Sekizinci Kapı’dan:

çoban Sülü başbakandı o zaman, allah’ım ne çok zaman

ben zagor’un başbakan olmasını isterdim

ahyaaaaaak diye bağırarak adeta uçup baltasıyla, bütün kötüleri yensin için

 

sense, üzülme derdin

dibi kötülük tutmuş dünyayı arıtacak bir formül bulunmadı henüz

nasılsa her hükümdar devrilmek üzere çıkar tahta.”

***

Dokuzuncu Kapı’dan:

beş nesildir biliyordun

hangi coğrafyaya gidersen git

nereye kül olmuşsan evin orasıydı.”

***

Onuncu Kapı’dan:

bütün bunları söylerken oltana takılan mercan, yaşamak için çabalıyordu

demek ki iyi bir adam bile doymak için diğerini öldürebiliyordu

onu oltadan çıkarıp kovaya bıraktığında

akşam ızgaranın üzerinde bitecek olan çilesini çekerken

iğnenin acısından değil kovanın darlığından yakınıyordu

belki de tek özgürlüktü ölüm”

***

On Birinci Kapı’dan:

ellerin cennetin tavanından sızan ışıkları tutarken

okulun demir kapısı gıcırdayarak açıldı”

***

On İkinci Kapı’nın son dizeleri:

sen hâlâ sabah uykularına özensiz, ben hâlâ gecelerin uyku için olduğundan habersiz

bir de cemal süreyya’yı bekledik masamızda

gelmeyince, kadehini kadehlerimize ekledik.”

***

On Üçüncü Kapı’dan:

resme dedin, yukarıdan başlanır, hayata aşağıdan…

her yaptığın ilktir önceleri, zorunlu tekrarlara sonra düşersin

ve en sonrasında sadece tekrarlar kalır elinde, hatta ilkler bile unutulur

biri hariç”

***

On Dördüncü Kapı’dan:

insan, ışığa karanlıktan hemen sonra bakamazken, ışıklar söndüğünde karanlığa çabucak alışıyordu

ıslak ve çıplak hücrelerde ışık fark edilmiyordu”

***

On Beşinci Kapı’nın başlangıç dizeleri:

Benim için gediz’i öptüğünde havzaya erken bahar iniyordu

gözlerin, demirköprü barajı’nı aşıp henüz kirlenmemiş bir yeşille

seksenli yıllarda çölleşeceğini bilmeyen ovaya doğru akarken; tütünler, incirler, zeytin ağaçları

çekirdeksiz üzüm ve türlü otlar bu su ile çalkalanıp arınıyordu”

***

On Altıncı Kapı’nın son dizeleri:

aradan çok yıl geçti bir gözkırpımında

sonra küt diye bahar bitti

kaldırımları genişlemiş bu kentin içi daraldı.”

***

On Yedinci Kapı’dan:

bana arkanızdaki raftan bir çift kanat lütfen,

uçmalık

uçup da kaçmalık”

***

On Sekizinci Kapı’nın sonu:

sonraki her uyanışım aynı fotoğrafı görmek içindi

lakin sen

kendini toplayıp giden bir göktün.”

***

On Dokuzuncu Kapı’nın açılışı:

Ağırlaşan bir yerde duruyorum, durdukça ağırlaşıyorum; iskeletim miyim etim mi, bilmiyorum

seni kanımda taşıyorum ve gelecek çağlara…”

***

Yirminci Kapı’nın son dizeleri:

halbuki nasıl değişecekti başka her şey

sen önce bilmeyen, sonra da bilinmeyen olacaktın

seni bilinir kılmaya geldim!”

***

Yirmi Birinci Kapı’dan:

çocukların seni son banyona taşırken melekler suyuna gül yaprakları serpiyordu

dünya ne güzel bir adamı kaybettiğinden habersiz, hâlâ paraya ve iktidara tapınıyordu”

Nesrin Kültür Kiraz’ın babası Namık Kemal Kültür üzerinden -Azerbaycan’da söylenildiği gibi- ‘dünyasını değiştirmiş’ tüm babalar ile bir çocuğa babalık eden herkese saygıyla…

MİNA TANSEL

19 Haziran 2021, Ankara

 

* Sagu: eski Türklerde ağıt şiir

Reklam
Bu yazı 820 defa okunmuştur .

Son Yazılar